Yaş döktü bulut çayır çemenden geçerek
Mümkün mü kızıl şarabı nûş eylememek
Gerçek bu çemende şimdi biz gezmedeyiz
Bizden bitecek çemende kimler gezecek?
(Yahya Kemal Beyatlı)
Mey kâsemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül rengi şarâbım yere döktün tekmil
Zannım bu ki sen de sarhoş oldun Tanrım
(Orhan Veli)
Hep gönül derdiyledir durmaksızın içmekteyim;
Ben gülerken de içimden ağlayan bir şairim;
Bir gün olsun çıksa hicranın gönülden yâ dost,
Mey değil, cennette Kevser içersem kâfirim !
(Haldun Celâleddin)
Bir gün yıkılır saltanatın, yapma güzel;
Fırsat sana el vermiş iken, ver bize el.
Bir ülkeye benzer bu güzellik, sonu yok,
Bir gün çıkar elden; hadi, lûtfetme ve gel!
(Rüştü Şardağ)
Bir tane canım var, yüz bin bedenim.
Can neymiş? Neymiş ki beden? İşte ben’im.
Bir başkası var ya: İşte ben, ben! O, beni
Sevsin diye bir başkası oldum kendim.
* * *
Ben âşıkım aşka; aşk da sevdalı bana.
Âşık tene can – ten ise sevdalı cana.
Bazen dolarım boynuna ben kollarımı,
Bazen de sürükler beni cânân yanına.
(Talât Sait Halman)
Kim demiş haramı helâli bilmez Hayyam?
Ben ki asla haramla helâli karıştırmam.
Ey sevgili! Helâldir seninle içtiğim şarap,
Oysa bana sensiz içtiğim su bile haram!..
* * *
Bir yudum kızıl şarap, bir nefes yâr dudağı,
Satmışım cehennemi, gönlüm bu aşka razı;
Şu koskoca yeryüzü benim cennet meyhanem:
Nikahlım üzüm kızı, günahlım din yobazı.
* * *
Bilemem kimim, neyim; benden ne kalır yarına,
Cennet mi düşer, yoksa cehennem mi payıma?
Sevgili, şarap, müzik: Yetişir bana bunlar;
Gerisi senin olsun: Al cenneti, çal başına!..
(İbrahim Edip)
Beni camide gören hacı hoca sanır ki
Namaz ile niyaz ile sevab almaya geldim;
Oysa ki bir zamanlar yürüttüğüm seccade
Çok eskidi de yenisini çalmaya geldim.
(Erdeniz Özköylü)
Çamura can verirsin, senin işin bana ne,
Dokuyan, giydiren kim, gene.sensin, bana ne,
İşimden hoşnut muşum, değil mişim, anlamam,
Alnımın yazısını yazan sensin, bana ne.
(H.Necat Tandoğan)
Canımın içi, hoş gelip safalar getirdin,
Geldin ya ikircikliyim, bilmem ki sen misin?
Bir güncük değil, çok otur Allahı seversen,
Çok otur, bileyim geldin mi, gerçek mi, sen misin?
(Enver Gökçe)
Onlar ki faziletle ün almışlardır,
Meclislere bilgi şavkı salmışlardır;
Yol bulmamış ancak bu karanlık geceden,
Efsâne demiş, uykuya dalmışlardır.
(Hamamizâde İhsan)
Madem bizler bir çamurdan halk edildik,
Sebep ne ki Hak tanısın eksik, gedik?
Kusursuzsak neden bizi kırıp döker?
Kusurluysak acep kimde bu eksiklik?!
(Ahmet Hayyat)
Madem ki bulut Nevruz’da lâlenin gözünü yıkadı
Kalk şarap kadehine gerçekten azmet
Çünkü bugün seyredip de hoşlandığın bu çimen
Yarın hep senin toprağından bitecek
(Rıza Tevfik Bölükbaşı)
Sevgili seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?
* * *
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el âlem!
* * *
Ferman sende ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be Sultanım, kötülük hangimizde?
* * *
Benim halimden haber sorarsan,
Bir çift sözüm var sana, yürekten:
Sevginle gireceğim toprağa,
Sevginle çıkacağım topraktan.
(Sabahattin Eyüboğlu)
SON GÜNE DEK
Keder seni bağrına basmak mı ister,
hadi ordan, çek arabanı, de.
Boş sıkıntılara kaptırma günlerini.
Yutmadan bedenini toprak
ne kitabı bırak, ne çayır çimeni.
Hele yârin dudağını, sakın ha,
ta son güne dek.
MUTLU KİŞİ
Aşk kitabını evirdim çevirdim.
Bir adam konuştu kitabın içinden,
yüreği yana yana, bir adam:
“Kimdir mutlu kişi, bilir misin?
Bir karısı olacak ay gibi güzel,
Bir gecesi olacak yıl kadar uzun.”
YASAK
Süsle, beze, lokum gibi ko karşımıza,
esmeri, de, beyazı, de, pembesi, de,
baştan çıkar, yerlere ser bizi, öldür,
sonra çevir dört yanımızı bir sürü yasakla,
ona bakma, şuna bakma, buna bakma,
dolu tası eğri tut, ama içindekini dökme.
(A. Kadir)