Hayat

         “eleni karaindrou için…”

portakal bahçeleri, palmiyeler, mavi deniz,
uçsuz bucaksız deniz, üç beş tekne…
bu yolda yürüdüm, dalgaların izlerinden
uzak şehirler gördüm, sabahları güneş
uzak yerlerden dönenler gibi hevesle kente inerken.

akşamüstleri gelinlik kızlar taze fasulye
ayıklarken sedirlerde, köylere girdim apansız
yırtık resimler taşıdım ceplerimde nereye gitsem:
atalarım, gördüğüm yerler ölmüş şairler…
küçücük ahşap bir kutuda ilk dişim,
kendime ağladım yağmurda ıslanırken ibrişim.

ölümü sevdim, uzun zamandır beklenen
bir dost gibi, gelse vaktinde, kollarında
eski dostlarım, ninelerim, dedelerim…
usulca fısıldasalar kulağıma: zamanı değil daha!

ne yollar gördüm, ne kadar dolansa da
hep denize ulaşan, deniz, kıyısında dolaşan
âşıkları delirtirken kokusuyla, burada, akşam,
içinde deniz geçen şiirler okusam.

bu yolda yürüdüm,izlerinden balıkçı teknelerinin
köprülerde dolaştım, rast gele dedim
yüzlerce kez, bir öğle kendimi buldum o duvarın
dibinde, ilk başladığım yerde.

bir rüyadan uyandınız mı yabancı
bir şehirde, daha önce hiç yatmadığınız
bir yatakta? ben uyandım, bulut oldum.
ya da önceden tatmadığınız bir acı
gelip sizi buldu mu ansızın?
beni buldu, sarardım soldum.

Selahattin Yolgiden
-lacivert bir oyundu
ikimiz arasında –

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.