Baba "hatıran belleğimde demirleyen bir gemi"

Şair: Bellek Şiirleri Bercestem

Nerede saklayacağım henüz ölmemiş bayramlarımı? Nasıl özgürleştireyim dilin kafeslerinde feryat eden kanatlarımı? Nasıl mesken edineyim belleğimi? İşte belleğim, su üzerinde yüzen enkazdan bir körfez. Adonis Durur bellek çizmez olur bu bir tehdit midir hayatımıza anımsamak o daha mı bü- yüktür yoksa? Gülten Akın Bir gözyaşı her düştüğünde belleğe Yürek sızlar Yarın düşecek olanların Endişesiyle. Hulûd el-Mualla Bellek durduğunda unutuş tırmalar kapıları aynı sözler tekrar yine tekrar kapandır, kısılıp dönülür beynin içinde Gülten Akın sözün belleği yok kopardığı dalları bahçesine taşırken unutuyor az önce terk ettiği ormanı kaybolduğu patikalarda döküp saçıyor özündeki anlamı -geri dönülmez artık korkmayalım kuşlardan- yolun belleği yok eksiliyor dil yolunda yürekte döllenen dirim her şiirin bir ölüm oluşu belki de bundan Özlem Çiçek Her şeyi anımsamalıyım, çimen yapraklarını saklamalıyım, ipliklerini hırpanî olayların, ve metre metre dinlence yerlerini, sonsuz demiryollarının izini, acının yüzeyini. Pablo Neruda Hiç kimse alamaz bizden artık bizde olmayanı; ancak bellek derinliklerinde saklar eksiksiz bir biçimde ... Kuşkusuz, bir çeşit sığınaktır bellek. Ama o da tükenir, onun da, rastgele ve yabancı bile olsa, yeni görüntülere gereksinimi vardır. Ben bu pencereyi seçtim. Buradan, yarı içerde yarı dışarda, sarkıp bakarken, görüyor ve hatırlıyorum. Hiçbir şey benim değil. Her şey sessiz. Yannis Ritsos İki ses, iki bakış, gelişir nasıl Tek bir cümle gibi, sözlere karşın Sivri topuklar nasıl ortasına Gömülmüştür belleksiz halıların. Cemal Süreya …bellek hiç şaşmadan çalışıyordu buralardan gideli bir yılı geçmemişti sanki. Süreyya Berfe Belleğin dili yok. Bellek birbirine açılan sonsuz resimlerden oluşuyor. ama hiçbir şeyi unutmuyor. Hiçbir siyahı, maviyi, beyazı ve bakışı, hiçbir duruşun kabalığını ya da anlatılmaz inceliğini. Bellek kimi zaman unutmuş gibi yapıyorsa bu, acıyı yeryüzünden kaldırmak istediğindendir. İnci Aral / İçimden Kuşlar Göçüyor (Çıt yok bellekte) Çıt yok bellekte Acı anıları ilerlere kaçırmıştır Çocuklarını kurtaran anne gibi. Behçet Necatigil Kuşkusuz en ufak engeller dahi en ateşli gayreti soğutmaya, dostluk bağına senin kadar sıkı bağlanmayan insanların belleklerindeki anıları silmeye yeterlidir. İbn-i Hazm Bırak, tazelemesin bellek Yatışsın sonsuzca yürek yaralarım; Elveda ümit; uyu, istek; Koru beni, tılsımım. Aleksandr Puşkin Hatırlamak için harcadığımızdan çok daha fazla çabayı unutmak için harcıyoruz herhalde. Unutmak… Çaresizlerin, fırtınalar arasında, bir gün oraya ulaşmanın düşünü kurdukları o acıklı sığınak.Hayatımıza girenleri ya da girmek için kapılarımızı zorlayanları silmek aklımızdan, onlar yokmuş gibi davranıp onlar yokmuş gibi yaşamak. Ahmet Altan Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘bu böyle olmayabilirdi’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabulle her zaman hazırdır. Sabahattin Ali Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etmiş. En eski anılarımı ayrıntılarıyla içlerinde taşıyan ihtiyarlar gibi, ölümün kıyısına gelmişken belleğim, güneşin çevresinde dönüyor ve neleri aydınlatmıyor ki o güneş! Her şey mevcut, hiçbir şey yitmemiş. Tıpkı, size daha da canlılık verecek, içinizi acıyla zonklatan gizli bir güç gibi: Hiçbir gelecek olmadığının kesinliği karşısında geçmiş büyüyor, kökleri genişliyor. Bendeki her şey bir köktabaka halinde, renkler her tabakada saydamlaşıyor, en ufak görüntü mutlaklaşma eğiliminde, yürek kreşendo atıyor. Frida Kahlo Birini unuttuktan sonra bile mutluluklarının ya da hüzünlerinin sesini hatırlayabiliyorsun, bedeninde hissedebiliyorsun. Anne Micheals Zaman denen şeyin ne tür bir sihirbaz hilesi olduğunu bir kere daha anlıyorum. Artık altmış altı yaşındayım, Nikko. Senin bulunduğun noktadan ileriye bakıldığında altmış altı yıl çok uzun bir süredir. Senin hayat tecrübenin üç katından fazla. Ama benim bulunduğum noktadan bakıldığı zaman, yani geçmişe doğru bakıldığı zaman, bu altmış altı yıl, tıpkı şu dökülen kiraz çiçeklerine benziyor. Hayatım alelacele çizilmiş, ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor. Vakit. Elli yıl önce… oysa daha dün gibi… gene bu yamaçta babamla birlikte yürüyordum. O zaman henüz kiraz ağaçları yoktu. Daha dün gibi… oysa başka bir yüzyıl. Rus donanmasına karşı zaferimizi kazanmamıza daha on yıl vardı. Büyük savaşta müttefiklerden yana savaşmamıza ise yirmi yıldan çok zaman vardı. Babamın yüzü gözümün önüne geliyor. Anılarımda hep başımı kaldırıp onun yüzüne bakıyorum. Küçük elimi kavrayan elinin ne kadar büyük ve kuvvetli gördüğünü hatırlıyorum. Sanki sinirlerimin de kendi belleği varmış gibi göğsümün ta içinde hissettiğim bir başka anım da… babama onu ne kadar sevdiğimi bir türlü söyleyemeyişim. Bu kadar açık ve dünyasal kelimelerle konuşma âdetinde değildik. Babamın sert fakat hassas profilinin her çizgisi gözümün önünde. Elli yıl. Her biri önemsiz bir sürü şeyle dolu. Asıl önemli olanlar belleğimden yıkılıp gitmiş. Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim. Ona kendisini çok sevdiğimi söylemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.» Şibumi Ve bir türküdür bunların tümü, Rüzgâr için ezgilenmiş birkaç kelimesini anımsayabileceği ancak bu tek ve belleksiz dinleyicisinin. Hiçbir zaman unutmadıklarıdır ama anımsadığı bu kelimeler taşların. Sonsuzlukla doludur ozanın taşlara anlattığı. Ve kaderin türküsüdür, unutmaz yıldızlar da. León Felipe Kış yapraklarının gerisinde Anı anı bellekte kalır ya – Archibald Macleish Çiçero derdi zaten; “ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir.” Osman Aydoğan (*) Ey bellek, senden kurtuluş yok! İlhan Berk Derken, bir çan sesi duyuyorum. Beynimin içindeki loş, uzun koridorlardaki bütün çekmeceler dışarı fırlamış, yere dökülüyor bütün bellek. Markar Eseyan Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler, ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan. Ağlayan yüzlerdir bunlar, Parmaklardır gırtlağımızdaki, ve toprağa düşen yapraklardır. Yiten günün karanlığıdır. Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki. Pablo Neruda Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler Ahmet Telli Unuttuk seni Sen unutma bizi Senden başka nemniz kalmıştı Bırakma bizi soğumayalım Çok daha ötelerde Nerde olursa Anımsat bize yaşadığımızı Çok daha sonra bir korunun kuytusundan Bellek ormanından Fırla birden Uzat bize elini Kurtar bizi Jacques Prevert Bellekle okşanan bir anı gibi Vücudu hafifliğiyle doldurup dudağı geçmeyen bir şarkı Karları birdenbire unutamayan bahar Bölüştürülen mutluluk günün bütün saatlerinde Çeşmede güvercinlerin içtiği inciler doğusu gibi Aragon kaçıyordum senin soğuk yalazından onca yürek çarpıntısı kırgınlık gömülürken buzlu sularına belleğin donan bir ateş gemisiydi kaskatı üretilmiş her şey bir fosildir şimdi düşünüyorum da bazen ne kaldı diye geriye senden yıpranmış sinir uçları genişlemiş damarlar ve belki prensesin tahta bacağı ölen bir kuğuydu bir imgeydi bellekte içimde bir şehir daha bütün yıldızlarıyla söndü Lale Müldür Yüzyıllar içre konuşur farklı yazılar, solar, yıpranır meşin ve parşömen bellekte kalır o bengi iz. Ahmet Oktay * nedir bellek? bir ev ki yalnızca ikameti içindir kayıp eşyaların. Adonis Gölgesinde ruhlarımız ayrılır ve tarih kendini yanıltan bir bellektir burda. Müslüm Yücel belleklerinizi birlikte topladınız tanıdınız sınırlarınızı elele hüzünle neşenin karıştığı gülüşler denediniz düşlerinizde yaşattınız birbirinizi, gündüz ve gece Metin Celâl herkes gibi tüm sözlerini eksik ve yanlış anladı evde çocuk bekler dedin çoktan silmiş olsa da simamı belleğinden kıskanır beni kocam üstelik paylaşamam seni yüreğim burkulur karını görürsem Metin Celâl Derunumda ağır ağır kurudu kırmızı zakkum, karardı sebilin mermeri ve gizlendi bu belleksiz zamandan sönen bir yangın gibi kûfi. Ahmet Oktay Bir bellek boyunca uyur Bir bellek boyunca ölür Bir bellek boyunca yazarsın Kalsın için Taşa sarılmış Şiir Hulki Aktunç Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik İnat ve öfke, kaybediş ve kayboluş oluyoruz Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın Ayışığı, telgraf direkleri ve fesleğenler Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi Ahmet Telli bir kez geldin ya gitsen de kalacak kokun senden korkuyorlar en çok da kendilerinden bu korkuyla başlar eğik sebepler hazır konuşursan dökülecek kirleri ortalığa bu leke hiç çıkmayacak belleklerinden Derya Önder Ama gün ortasında, alışkanlıklar arasında Bellekten süzülür içeriye O serin başlangıç saatlerinin hatırası Hanımellerinin keskin kokusuyla Ve guguk kuşunun şarkısıyla, Biz kararlıyız Bu gece yine yukarı sıvışmaya Yıldızların silik hayallere dönüşmesini Şafakta çiçek açmasını izlemeye. Reshma Aquil Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum Bekle demiyorum kimseye, unutma demiyorum Ahmet Telli Arzu, kolaylıkla bastırılabilir ama asla unutulmaz, artık biliyorum bunu. Bedenin bellek üzerindeki mutlak egemenliği. Aslı Erdoğan anı yazmak ya da anlatmak bir savaş sürerken eski bir savaşı anlatmak gibi bir şeydir “Bellek, dökülmekte olan bir duvar resmine benzer.” (Stendhal) Özdemir Asaf apacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Küçük İskender Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır. Aslı Erdoğan «Biz yalnızca Go oyunundan mı söz ediyoruz, hocam?» «Go deyimleriyle konuşuyoruz.» Otake-san elini kimonosunun altına daldırıp göğsüne bastırdı, ağzına yeni bir nane attı. «Bütün zekâna karşın, sevgili öğrencim, çabuk kınlabilecek, hassas tarafların var. Bir kere tecrübe eksikliğin var. Tecrübeli bir oyuncunun alışkanlık ve bellekle yapabileceği bir hamle için dikkat ve konsantrasyon harcıyorsun. Ama bu önemli bir zaaf değil. Olayları boşa harcamazsan tecrübe kazanabilirsin. Bazı el sanatçıları yirmi yıllık tecrübeleriyle övünürler. Oysa aslında bir yıllık tecrübeyi yirmi kere geçirmişlerdir. Sen bu hataya düşme. Senden büyüklerin tecrübe avantajına da kızma. Unutma ki onlar bu tecrübeyi kazanmak için karşılığım hayat keselerinden ödemişlerdir. Yemden doldurulamayacak bir keseden.» Otake-san hafifçe gülümsedi. «Sonra yaşlıların tecrübelerinden mutlaka yararlanmak isteyeceklerini de hatırından çıkarma. Ne de olsa ellerinde ondan başka bir şey kalmamıştır artık.» Şibumi Giden gelen yok. Bir titreşimdir bu. Duragan fulyanın üstünde arı Bir diyapozon gibi titremekte. Kırlangıç Tarihsizdir. Belleğim sarsılıp duruyor denizde. Melih Cevdet Anday Adamın sesine hiçbirinin önceden görmediği bir sevecenlik, gelmişti. Yüzü ya çocuklara özgü saf mutlulukla parlıyor, ya da derin bir acı dalgasıyla kaplanıyordu. Belleğin kat kat tülleri aralandıkça, iki yıla yayılmış bir aşk öyküsü, olanca görkemiyle bir yelpaze gibi açılıyordu. Tek bir karşılaşma, mektup, dokunuş atlanmadan… ”Yıllarca, o evlendikten sonra bile, sabahları gözümü açtığımda yüzünü tavanda görürdüm. Ve inanır mısınız, bir kez bile öpüşmemiştik.” Masaya derin bir sessizlik çöktü. Aslı Erdoğan Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür Her acılan gülde yepyeni bir Sırâz görünür Bakışlar dağılırken denizin belleğinde Senin her sihrinde geçmiş bir yaz görünür Hilmi Yavuz Düşünmüştüm ki, seni görmezsem eğer, bir anı olursun, canım istedikçe belleğimde canlanan. O da canım isterse… Ama ne oldu? Anılarıma gömdüm kendimi, teslim aldın benliğimi. Düşünmüştüm ki, oruç tutarım, çok çalışırım, küçülür gidersin anılarımda. Oruçlar tuttum, gece gündüz çalıştım, durdum. Ne fayda! Yalnızca senin gözlerini okuyorum kitaplarımda. Pierre Abeilard Belleğimde hâlâ / beni içerken içime bakan gözleriniz Turgay Uçeren Bellek… İnsanın bilme, unutma ve anımsama yetisi. İnsanın, farkında olarak yaşama ayrıcalığı. Beş duyumuzla algıladığımız her şeyi kaydettiğimiz bir özel alan. Yaşadığımız her şeyi; zamanı, olayları, doğayı, toplumsal olguları, geçmişe ve geleceğe taşıdığımız, üç boyutlu hale getirdiğimiz, aralarında ilişkiler kurduğumuz, karşılaştırmalar ve değerlendirmeler yaptığımız, böylece kendimizi ve dünyayı anladığımız, çoğalttığımız bir bilgi ve bilinç hali… Yaşamayı biyolojik ihtiyaçlar ve zorunluluklar alanından çıkarıp, etik, estetik, ideolojik, dinsel ve felsefi bir değerler silsilesine doğru taşıyan yetisi insanın. Bize hayal kurma, haz alma, acı duyma, sevinçten korkuya kadar pek çok heyecanı yaşama imkânı veren; bizi bedensel varlığımızın ötesine geçiren; estetik yaşantılar tasarlama ayrıcalığı veren, kısaca varlığımızı insan kılan bir büyülü özelliğimiz… Erken söylenmiş bir sonuç cümlesi sayılmazsa, ödülü ve cezası insanın. Şükrü Erbaş Belleğin yıldızlarından başka Gökte yıldız yok bu gece. Oysa belleğe ne çok yer var Yumuşak yağmurun gevşek kemerinde. Hart Crane Şimdi bir ölsem ve artık hiç konuşulmasam Çocuğumun belleğini kefenimle silsem Ahmet Erhan Basiretimizin bağlandığı, “bir şey olmaz” kolaycılığına sığındığımız, “birileri durumu düzeltir nasıl olsa” mantığına yenildiğimiz günleri acıyla, ağrıyla anımsıyor yaşlı belleğim. Kaybedilenler geri gelemeyecek artık. Enis Batur Bir adam elinde rakı kadehi Bir kadını beklemeyi yudumluyor Islak kirpikleriyle gelmesini yudumluyor Belleğine düşmüş bir kere Yüreğine de Atilla Birkiye Geri çekilmiştir şiir Zorlanır belleğin kapıları Hokkası yitik divit gibidir Şairin sedefkâr yalnızlığı Ahmet Günbaş - anılar açık kalmış zaman cereyan yapıyor kapatıyorum belleğimi... - Emre Gümüşdoğan Çok sonra yazılır İçinde yaşadığın günlerin şiiri Belleği vardır yaraların Kapandıktan sonra da işleyen Murathan Mungan Şimdi adından esen üşüme Şükrü Erbaş Bugün mezarını ziyaret ettim, Ey zor günlerimin eski yareni! Belleğimde sanki canlı bir resim Gibi canlandırdım aydın çehreni. Nikolay Alekseyeviç Neksarov Kuru topraklar gibi dağılıyor belleğim Afşar Timuçin genç olmak, henüz hiç kimseyi yitirmemiş olmaktır, ama daha sonra ölülerimiz bizi kendileriyle sürükler, herbiri belleğimize atılmış bir kayadır, su yüzeyinde kalma çizgimizi yükseltir, sonunda, su çizgisinde, yaşam çizgisinde sürüklenip durur. canlılara ancak bu dünyadan olduğumuza inandırmaya yetecek bakışları ve sözleri sunarız. Michel Tournier kimse acımasın şimdi günüme, geceme bitmek bilmeyen, gitmek bilmeyen sızı o sırlı korkunun aynasıdır belleğimdeki sözcüklerin sığmadığı ayna, habis ayna görüntünün kırılmaktan kurtulamadığı ben, en çok kendimde öldüm, kendime Hilmi Haşal İşte böyle, zindan zamandır; ilk günü duvara kazırsın, ardından gelen ayları belleğine, ama yıllar birike birike siren çalmaktan bitkin istasyondan umudu kesmiş uzun bir trene dönünce başka bir şeyi denersin: Unutmayı. Faraj Bayraktar İşte bu yüzden onunçin dua edin ki Tanrı silsin belleğinden her şeyi Pierre Reverdy Kıskanırım unutkanlığı ve belleği Uykuyu ve terkedilişi de Louis Aragon Yalnız senin çektiğin acıyla dolu bütün belleğim Yalnız seninle kanıyor bütün belleğim İşte ezik içinde dizlerinin dibinde senin Louis Aragon Bir çağrı oluyor belleğimde Günden güne azalıp siliniyor Artık yeri bile yok şiirlerin içinde Afşar Timuçin elimizden başka ne gelir ki köşe başları, akşamüstleri, kokular tozar gider zamanın boşluğunda karışır anların kuytu belleğine . belki sonraları bir gün hatırlanır aynı kederle Murathan Mungan Yatıştırmak isterdim Sızlanan belleğimi Sabırla bir öyküyü Anlatmak isterdim. Jules Supervielle Işıkları söndürülürken belleğimin Ve sen kurtarabilirsin beni ancak Unutmanın bu vahşi saldırısından Ahmet Telli Yaralı belleği de kendisiyle yok olacak diye mutluydu. Czeslaw Milosz Belki çıkar yollardan biri de bu: gözlerine bakmak sessizce, bir kıyıda uzaktan yaklaşan bir gemiyi bekler gibi, elinden tutmak o sıcaklığı ve yürümek, yürümek zamanı düşünmeden bastığın çakıl taşlarının hışırtısında. Hep söylerdin eskiden, biraz zaman tanısak belleğe, güzel bir unutuluşa dönüşür, derdin bütün o top sesleri, toz duman, akşam bataryada geçirdiğin karanlık nöbet saatleri. Cevat Çapan Belleği sonuna değin öldürmek gerek, Anna Ahmatova Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır, insan o ifadeyi herşeyden çok daha fazla özler. O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler. Bir andır o; ama bütün zamanlara siner. Murathan Mungan Bu yaştan sonra, sınırsız bir çağrışımlar zinciridir hayat; başka kokular, başka görüntülerle saldırır üstüne tekleyen belleğinle ve birden başka adlarla uyanırsın bir dağ yamacında daldığın düşten. Cevat Çapan Beni tanımadın mı dedi Bir sözcük bir sözcüğe Çevir zamanın sayfalarını Belleğini iyi yokla İyi bak gözlerimin içine Anılar devşir yüzümden Ali Yüce Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar Murathan Mungan Gün gelir bir gün Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide O eski ağrı Ansızın geri teper. Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten bitmissinizdir. Murathan Mungan Anılar bitti artık, anımsamak istemiyorum; Belleğimi ölüm almış, Yaşamın sonu yok. Bütün günler Bizim. Vakit geçti diyerek sen de Bırakacaksın beni, durunca devinim. Salvatore Quasimodo bir yer sızlıyor belleğimde seni bir yerden tanıyorum Turgut Uyar Güzel anılar biriktirdim senden Dudağıma solgun gülücükler getiren. Özenle sakladım belleğimde, Bir yığın oldu daha şimdiden Nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın, Bir gün apansız gerçekleşiveren. Metin Altıok Çok sonra yazılır İçinde yaşadığın günlerin şiiri Belleği vardır yaraların Kapandıktan sonra da işleyen Murathan Mungan Yüzünün unutamayacağım görüntüsü nasıl da belleğimden silinmemiş! Demir Özlü belleğimde yarım kalmış cümleler, senin sesinden… Cevat Çapan Ama şunu diyebilirim, düşüncen batık bir yüz ve hevesler, üzüntüler durgun bir denizde yitik, ve sızar görünüşün yavaşça külrengi belleğime Eugene Montale hatıran belleğimde demirleyen bir gemi Che Guevara – Ey korkunç dönüş, biraz dur! Fırsat ver zayıf belleğimizi toparlamaya! Nikolay Alekseyeviç Nekrasov Zayıf belleğim, sakar algılarla Bir ömrü hatırlamak zordur kuşkusuz Ömrüm, hey ömrüm Seni hatırlamak için yolumu uzattım Daha fazla zaman verdim kendime Bu gece, bu orta yaş ovasında Bu hat üzerinde Bana bir tek söz söyle. Birhan Keskin kendimi unuttuğum bir kuyunun başındayım seyrediyorum çocukluğumun mevsimlerini hatırlayamam sandığım her şey orada yeni bir masal… hafızanın ipini bıraktım yekpare bir düzlükteyim Sylvia hayatla aramda bu kamaşma belki budalaca bir şenlik. Asuman Susam Hafızam benim yükümlülüğüm. Hafızam benim katkım. Yoruldum, çok yoruldum..” Zulkarnain Banday Suyun da hafızası var: Siz / en evvel sönen ateşin imgesisiniz Dokunamasa da yüzüme / gövdeniz gövdemin içinde büyüdü Siz / yüzümde açan çiçek / siz / benim nilüferimsiniz Turgay Uçeren Ey hafıza! Kanıyor Ne varsa süzdüğün. Siyah zambak: Koridorlarında usulca açan o Civzit mektebinin. “Gecede yazmayı mutad edindim” daha o zamandan. Sırdır çünkü yazı: Candan doğar ve âyân ettikten sonra sır olur. Ahmet Oktay Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir akşam O akşam, erkenden ayrıldık ve sonra Hâlâ hafızamızda devam ediyordu Unutulmuş hayatı maviliklerin Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin, Ve gitmeden önce Saçlarını tarayışın hâlâ aynada… Necati Cumalı Ey oğul! Hayatımın son demlerindeyim. Günden güne zayıflıyorum. Onun için sana bu öğütleri bildirmekte acele ediyorum. Çünkü düşündüğüm bütün şeyleri sana söylemek için fırsat bulamadan ecelimin gelmesinden, vücudum gibi hafızamın da zayıflamasından, heva ve heveslerin veya dünya fitnelerinin benim nasihatımdan önce kalbine hâkim olmasından; bunun neticesi olarak da huysuz bir ata benzemenden endişe ederek sana nasihatimin bir kısmını yazıyorum. Hz. Ali (r.a.) Neyse ki en acı olayları en derine kaydedebilen hafıza aynı zamanda unutabilme ve hatırladıklarını yeniden kurgulayabilme yeteneğine de sahip. İnsana bahşedilen en büyük hediyelerden biri bu bence. A. Esra Yalazan Sen aklınla ne düşünürsen düşün, kalbin kendi hafızası var… Murathan Mungan Geçen gün sokağın ortasında dokunduğum ölümden sonra birşey farkettim. Dokunduğum ölülerin yüzünü asla unutmuyorum. Kalp masajı yaptığım o kadının yüzü hala gözümün önünde. İntörnken başında beklediğim adamın kolundaki çapa şeklindeki dövme ve dudaklarındaki morluk dün gibi… Gecenin bir yarısı Lalelide ölüm raporu düzenlediğim yaşlı adam da hafızamdaki mezarlıkta yerli yerinde duruyor. Anladım ki, insan dokunduğu ölüleri hiç unutmuyor. Ya şu önümüzdeki bilmem kaç piksellik ölüm fotoğraflarına da dokunsaydık… Ya dokunanlar… Ya sevdiğimiz birinin ölüsüne dokunmak… Zehra Betül Yapraklarda dolaşan serin bir rüzgarsın ki Her gün eser durursun hafızamdan. Cahit Külebi yara dediğin sanıldığından daha derindir asıla yara zamandır açılıp bir sebebe yenisiyle kaplanır eczası, cezası sızar derine yaraların da hafızası vardır gülün bittiği yer ihanet etmez kayıtsız sahibine Murathan Mungan Bir deniz gecesinde unuttuğun şarkıyı Kıyı kıyı topluyor hafızan Baki Süha Edipoğlu İnsan işte; geriye dönük düşününce hayal kırıklıkları geliyor aklına. Acımaya başlıyor canı, nasıl olur diye sormadan edemiyor kendine. Kötü bir şey bu hafıza; eliyor eliyor, canını yakan sözleri saklıyor, sonra bir gece ansızın bir örtü yapıyor üstüne. Azize Ama hafızamda sizler Öyle belirsizsiniz ki Kokunuzun neye benzediğini bile Becerip te anlatamam. Fukuhara Kiyoshi Hafıza seni anmak ödevinde mi Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli Sen eskimoların ısınması sevgililer mahşeri Sezai Karakoç bazı sevdalarda hafızasını kaybeder ya insan telaşlanır, ağlar babasını sorar çevresindekilere öldüğünü bildiği halde küçük iskender Aklım ve hafızam da donuyor bazan: Soğuktan değil, soğukluktan. Süreyya Berfe Gölde unuttuklarımızı rahatsız etmek! oysa gölün hafızası var ve o anımsar içinde unutulanı ve çürüyüp kendine dahil olanı ah! öfke için geç çok geç artık sahrada unutulan gökyüzü için. Birhan Keskin İlişki dediğimiz, iki insanın ortak hafızası. ... Tanrıya, bize, acılar kadar sevinçleri, kötülükler kadar iyilikleri de aynı güçte hatırlatacak bir hafıza bahşetmesi, bizi kendi hafızamızdan ve ilişkimizden koruması için yakarmaktan başka elimizden ne gelir? O güne dek ayrılışlar ve acılar çekmekten başka… Ahmet Altan Ben unutmak istemiyorum,ölürken bile Hafızamı yanıma gömün!Vasiyetimdir! A.Kadir Bal Ve dedim onlara: Kim bir bahçe görürse tahtanın hafızasında Ebedî, coşku ormanının esintisinde kalacaktır yüzü Sohrab Sepehri Hep öyledir. Sende kalandır aşk. Gerisi hafızanın seçtikleri, reddettikleri. Aşk izi yazı. Yazdığın aşk izi. Murathan Mungan insan tanıdık birini arar kötü kararlar verirken kolların hafızası en doğruyu hatırlar Osman Konuk Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak, Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.. Özdemir Asaf Yitik hafızam: Öksüz çocuğum benim kendini unutma olur mu? Birhan Keskin Bir kız sevmiştim bir zamanlar Sessiz – sedasız Ne dilerse yapacaktım benden On dördünde ay gibi tamdı sevdamız Ama şimdi zamanın külleriyle örtülüdür Gönlüm baştan başa. Uzun uzadıya yeretti bunlar hafızamda Koca bir ömür boyu Mezarlarında kaldı sevdalarım Ho Chih – Fang Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm. Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali ”hafızamı kaybetttim, dedim doktora.. “bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum…” Küçük İskender Hayatımız boyunca duyduğunuz bütün sesler arasında en Az tanıdığımız,daha doğrusu hiç tanımadığımız tek ses, Kendi sesimizdir. Başka sesler bize birçok şeyi hatırlattığı Halde kendi sesimiz bize hiçbir şey hatırlatmaz. Sesimiz, Hafızamızda tek bir ışık bile yakmaz. Ahmet Altanbellek-siirleri
Kategori: Bercestem Şiir
Yayınlanma: 18.06.2016