Gönlünü şu zamanın güzellerine kaptıran yorulur durur.

Gönlünü şu zamanın güzellerine kaptıran yorulur durur.
Ey filan ağır ol ki, güzellik seni oyuncak hale getirmesin.
Ahid veren hiçbir güzel yok ki ahdine hiyarret etmiş olmasın.
Çok az kimse vardır, kendini vakf edeceğin ve onun da kendisini sana vakf edecek olan.
Aşıklarına karşı mağrurlar ve onları reddetmedeler.
Ve kişilerin kalplerini parçalamaya kasd etmedeler.
Bir kere münasebet kursalar, diğer seferinde kesmedeler,
Ahd ettiklerinde ise her halükarda ihanet etmedeler.
Bir güzel ki sevdasına tutuldum ve kalbiınİ verdim,
Bassın diye yanağıını ayağı için nalin yaptım.
Kalbimin ortasında ona bir yer hazırladım.
Kalbime dedim ki buraya konaklayana ikramda bulun.
Bu yüzden başına gelecek olan zillete katlan.
Çünkü sevdanın verdiği dehşet mutlaka gelecektir başına.
Onu üzerime hakim yaptım, emirim olmasına razı oldum.
Ben onu görürken o da içinde bulunduğum hali bir görseydi.
Döneriz, göl yüzündeki bir böcek gibi
Ki üzerinde dönmede ve (meyva gibi) yüzmede.
Derhal bildin, kalbinde olanı
Maksadını, zikr etmeden anlarım.
Ne isterse onu yapmak için didiniriz, bu olsa bile
Baharın bir üzüm usaresi ve kışın taze bir buğday,
Gider de getiririm, olsa bile İsfahan’da,
Ne zaman “Şuna ihtiyacım var” derse, derim ona “Emrine amade”,
     ve sonuna kadar böylece sürüp gitmektedir.

İbn Şucâ

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.