o değil de;
hani birgün gidersen,
bir gün,
beni öylece yolun ortasında koyup gidersen,
bu gece de bir ezberi tekrarlatır gibi,
adınla voltaladığım sokaklara ne hesap vereceğim.
hani beni boşver diyorum,
mühim değil,
bilirsin zaten
ben hep, “beni boşver” derim,
ve bilirim aslında boş veremeyeceğini..
diyorum ya;
hani bir gün,
sahiden boş veriverirsen beni,
aylak dikilişlerinmin paravanı kahve molalarıma,
ayak üstü yalandan bakındığım camekânlara
sahi ne diyeceğim seni sorduklarında.
tamam,
gerçekten sorun değil,
yastığa ben sarılıp uyuturum da,
sesinin düştüğü çarşafı da yorganım ısıtır,
iyi de ,
hepsi kolay da,
Ya ,bizi pencereden izleyen Ay?
söylesene!
O’nu hangi masalla kandıracağım.
rahat ol sen ,
en çok uyumayıveririm bir ömür,
musallat olmasın diye karabasanlar rüyalarıma,
beynimin üzerine bastım mı paketteki son sigarayı,
belli mi olur
seni de unuturum hem belki,
adımdan sonra.
farkındasın değil mi ne söylediğimin?
aslını istersen söyleyemediğimin,
hani bir gün diyorum….
bir gün gidersen hani…
hani diyorum ki…
GİTME/sen..
ya da;
dediği gibi kim olduğunu bilmediğim birinin
“Birgün beni bırakıp gidersen,
ben de seninle gelebilir miyim?”