Siyah tülün altında sıktım elini…
“Bugün neden büründün bu solgunluğa?”
İçirdim ona buruk kederimi,
Sarhoş ettim sızdırasıya.
Nasıl unuturum, yalpalayarak çıktı gitti.
Eğri bir acı konmuştu ağzına.
Korkuluklara değmeden merdiveni indim,
Ardından koştum avlu kapısına.
Soluk soluğa bağırdım: “Şaka,
Tüm bu olanlar. Gidersen beni öldürürsün.”
Güldü tüyler ürperten bir rahatlıkla
Ve dedi: “Rüzgârda durma üşürsün.”
Anna Ahmatova
Koyu tülün altında ellerimi büktüm
“Niçin bu kadar sarardın bugün?”
Çünkü acı bir hüzünle
Sarhoş ettim onu
Nasıl otururum?… Sendeleyerek çıktı,
Sarhoş ettim onu.
Dudakları acıyla çarpılmıştı…
Parmaklığa tutunmadan aşağı koştum,
Sokak kapısına kadar koştum ardından…
Tıkanarak, “şakaydı
Bu olanlar! Diye bağırdım.
“Gidersen ölürüm ben!”
Ürkütülen bir ilgisizlikle gülümsedi ve:
“Rüzgârda durma…” dedi bana.
Anna Ahmatova