Su da şaşırır yatağı tutuşunca.
Bir insanın diğerine verdiği kırık dökük bir sabah
kirli sokak kedileri, tiner ve delikanlılar
parkta kaçamak telaşında birkaç kız
eteklerinde delice savrulan müzik
Gene de balıkçılar usulca başlatıyor denizi.
Kaygan, yosunlu, o ballı kuyu
sevgilim büyüyen bir dalga sanıyor kabini
dağılan bir uğultu diye yüzünü çoğaltıyor
parasız yatılı bir umut, ama yokluğu iri
onu saklamak için yumardım avuçlarımı
ben ateşe, o rüzgara katılıyor.
Elinde kararlı bıçak
oyup çıkartacak kendini aşk tarihinden
Evde körelmiş bir oda, teninde seğiren acı
keskin, ağzına kadar dolu, öyle güzel
unutmuş kuytusunda sakladığı hayvanı
bilmiyor yürüdüğü sokakların derinlik olduğunu
iyi ki çocuklar uyutmuş karanlığı
iyi ki saçları bir açık deniz.
Her gece bir başka gömülüyor insana.
Uyanırız, akşamları bekleriz hep
kan revan bir yalnızlık ve yaşlı bir öfke
bir dil, ama kelimeleri silinmiş
bir dolu insan, duyguları okunaksız.
Ben o dünyayı gördüm
kırılan zamanın buzdan rengini.
Bedenime değince yandı aldığın gömlek.
Hiç değilse giderken içimden geçeceksin.
Veysel Çolak