gece sağanakları -ı-
gecenin iplerini çektim
artık barış taraftarı değilim
savaş baltamı çıkardım topraktan
depremleri yadırgamıyorum
sınır istiyor yorgun ellerim
yolum memleketlerden geçiyor
ırgatlar yollarda güneşi içiyorlar kızılca şerbeti
kesin bir yargı belirtmiyor gülüşleri
gecenin iplerini çektim
zehir içmek bir avuçtan yudum yudum
benim savaşı istemem
yüzümün mimiklerinden belli
sen bir yarısı aynada boğulan
kendinin uzağındasın diye
kaderin bir parçasına çizilmiş
en mahrem yanlarını tutuyorsun
kimse gülmüyor artık yüzüne
ben daha belalı bir savaşçıyım
bakma benim güzel gülüşlerime
aynadan okumuyorum tarihi
iskender ve dahi tüm kördüğümler
benim baltamın esiri
gecenin iplerini çektim
yadırgamıyorum tan vakitlerini
gece sağanakları -ıı-
sarkıtın ruhunuzu en derin kuyulara
elverdiğince oynayın
sizin olsun elleriniz
beni boşverin
ben kendi rüyasını kurutmuş
bir yeryüzü tabircisiyim
yoruldum başkalarının hülyalarını yorumlamaktan
hey ne yaman bir savaşım var geceyle
gece sağnakları üstümde alabora
en keskin bıçaklar bile
kanatmıyor artık kalbimi
delilik gömleğim üstümde renk değişti
satmayacağım artık intihar senaryolarımı
düştüm kalktım düştüm kalktım
kanatlarım yaralı
gecenin ipini çektim
yuvadan uçup gitti kuş
hürriyet kuşların diğer adı değil mi?
gece sağanakları -ııı-
gece bir dostun kendisiyle eş
inhiraf etmenin ve hesaplaşmanın
gece böğrümde melankolik ur
gece bir ölünün ardındaki sır
gece bir annenin şiir okuması
karnındaki cenine
gece ağlayan bir yetimin ayak sesi
gecenin ipini çektim
veremim artsın diye
beni bir daha vurur musun?
gece sağanakları -ıv-
ay dolunay kimliğiyle görünüyor
ağaçların sermayesi yapraklarını
haşarı bir çocuk gibi sallıyor rüzgar
yıldızlar silik bir tabloda
varla yok arasında gelgitlerde
sustukça konuşuyor benimle yakamozlar
çarpıyor yüreği denizlerin
şaklabanlık yok
gökyüzünü ağlatıyorum
keder üzerimden ağıyor bir bir
kim vurulursa geceye
bana bir minnet borcu olur.
yargıç kalemi kırmazsa küserim
savaşı başlatan benim yeniden
gecenin ipini çeken ben
ateşlerini çoğalttım ateşgedelerin
benimle konuşurken ey ruh
düğmelerini ilikle
teslim ol
benim ne yaman
ne savaşçı bir şair olduğumu
bil.
kimliğimi göstermedim diye
beni tanımıyor olabilirsin
herkül veya samson olmasam da
rüstem ya da ali olabilirim
yahut isimsiz bir kahraman
hiç duyulmayan
kır kalemi yargıç
yoksa küserim.
gece sağanakları -v-
gecenin iplerini çektim
hüznümü salıverdim anakaralara
yolumu uzatmak istemem
bir sevgilinin
bir aşığı rededişi
bir isyanı başlatabilir
kimbilir
bir halk ansızın bir sabah
özgürlük tadabilir
yaşasın derken yaşamanın
ne yaman bir çelişki olduğunu
ölümün bir çeşit galibiyet olduğunu
ansızın bir gece iplerin koptuğunu
gecenin iplerini çektim
yaşasın ölüm!
‘viva la morte! ‘
haziran-temmuz ’99
-her gecenin bir gündüzü, her gündüzün bir gecesi vardır.
hem gecemi hem gündüzümü benden çalanlara ithaf olunur-