Yâd eyledikçe vaslını cânım garîbsedim
Hecrin ile tükendi tüvânım garîbsedim
Geçdikçe âh ayrı zamânım garîbsedim
Sıktı beni muhît ü mekânım garîbsedim
Vaslın imiş meğerse beni ömre aldatan
Hoş gösteren cihânı, dile neşveler katan
Şimdi durur yabancı bana sevdiğim vatan
Sensiz vatanda rûh-ı revânım! Garîbsedim
Doğmuş iken vücûdum onun sadr-ı pâkine
Gurbet gibi esefle bakar dîde, hâkine
Karşımdaki minâreciğin kalb-i çâkine
Aks etti de acıklı figânım garîbsedîm
Olmuş gözümde lâne-i mâtem bütün büyût
Bâb-ı tarabda perde olan nesc-i ankebût
Gûş ettiğim o zemzemeler nerde? Hep sükût
Sarmış cihânı hüzn-i nihânım, garîbsedim
Gurbet elinde şâm-ı garîbân hazîn olur
Lâkin vatanda olması hayret-karîn olur
Yurdum bana firâkın ile âteşîn olur
Yanmaktadır o nâra cenânım, garîbsedim
Bir sakf-ı gam görünmededir âsümân bana
Beytü’l-hazen meâli demektir cihân bana
Gönlüm gibi fezâda iyan imtihân bana
Artık yetiş ki neşve-resânım! Garîbsedim
Ersin hitâma gayri şu leyl-i mükedderim
Doğsun benim de ufkuma mihr-i münevverim
Tâhir! Rebî’-i makdem-i dildârı beklerim
Bitsin yeter şu ân-ı hazânım, garîbsedim