Bu bir hayâl idi evvelce, fikr-i hâtiimin,
Firâz-ı ufk-ı serabında dâimâ uçuşur:
O handedir, o tebessüm, o nağmedir ki şiir,
Uçar bahâr-ı ezelden… nüvîdidir ebedin.
Bütün o aşk ü melâlimle ben semâlardan,
Ararken, âh ararken o nazra-i ebedi;
Bugün figaan ile hep anladım, hatâlarımı,
Huzûr-ı ânına geldim, sûal için senden:
-Şiir nedir?…O güzellik değil midir ki, bütün
Safâyihinde uçar, hep bedialar, meh-tâb;
Meâl-i rûhu semâ nûr fecridir ve şebâb…
Evet, o rûh-ı safânın budur o ma’nâsı!
Fakat neden bilmem, hilkatın o eczası
Nigâh-ı nâfiz-i şi’rinle hep söner küskün…
Ahmet Hâşim
EY KADINLIK… ŞİİR NEDİR?..
(Bu bir hayaldi önceleri, yanıltıcı düşüncemin
Seraplı ufkunun üstünde sürekli uçuşur.
O gülüştür, o gülümsemedir, o ezgidir ki şiir
Uçar öncesizliğin baharından… Müjdesidir sonrasızlığın.
Bütün sevgi ve sıkıntımla göklerde ben,
Ararken, ah ararken o sonsuz bakışı,
Bugün inleyip bağırmakla anladım yanlışlarımı,
Güzelliğinin katına geldim, sormak için senden:
-Şiir nedir?…O güzellik değil midir ki,
Bütün düzlemlerinde hep güzellikler, hep ay ışığı uçar?
Ruhunun anlamı gök, ışık, tan ağarması ve gençliktir.
Evet, o saf ruhun budur anlamı,
Fakat neden bilemem, yaradılışın o parçaları
Şiirimin içe işleyen bakışıyla hep küsüp söner…
Ahmet Hâşim
(Çeviren: Asım Bezirci)