Elif Şiirleri Bercestem

Şair: Elif Şiirleri Bercestem

Elifimize Yir yir elif ki sînemüŋ üstinde vardur Şehr-i belâda her biri bir reh-güzârdur Bursalı Rahmi Kadd-i yâre kimisi  ar’ar dedi kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif  Muhibbi Bir ayak teklîf iderse ol elif-kâmet bana Bezm-i devrân içre sâkî el virür devlet bana Bursalı Rahmi Yerin var eyâ kaddi  elif  cânlar içinde Hayfolaki ömrün geçe  dükkanlar içinde Münif Tîg-ı cevr ile çekerse tenüme dâl ü elif Ol kamer-çehre Hilâlî bir ulu ad eyler Hilâlî Bînî –i pâkine elif-i ân  desem n’ola Ebrû –yı dilkeşi  ana medd-i keşidedir. Neşati Sîneme çeksem elifler dâğlar yaksam n’ola Bâkîyâ bir serv-kâmet gül-‘izârum aldılar Bâkî
Açılmış gülşen-i mihnetde bir pür-dâne sünbüldür Nişân-ı seng-i cevrünle tenümde her elif yer yer  Şeyhülislâm Yahyâ Olmuş Elif’in karine-i dal Meylim sana olmagınadır dal Fuzuli Ol cemâlünçün dehânı mîmdür kaddi elif İki zülfeynün birisi cîm ü biri lâm olur Revânî Pes girüp hoş halvet-i dilde mukîm ol çün gedâ Gâh elif kıl kaddüni geh dâl u geh geh misl-i kâf Fedâî Virmedi tıfl-ı dile kelmeyi Üstâd-ı Ezel Evveli harf-i elif âhiri hâdan gayrı Nigârî Sözümüz ‘âkıllaradur Hakkıyâ bugün bizüm Bahsümüz yokdur elifle hâ vü mîm ü kâf ile İsmail Hakkı Mushaf-ı hüsninde fâla niyyet itdüm ol şehün Evvel elifle hâ geldi âhirinde mîm ü dâl  Mihrî Hâtun Elif bâdur revân itdügi ey serv-i çemen Mekteb-i mihr ü vefâda bunca yıllar gözlerüm Necâtî İki elif iki nûnun bir sînin ma‘nisi olan Sırr iline sultân olur ölmezden ön ölen bilür Ümmî Sinan Tîg-ı cevr ile çekerse tenüme dâl ü elif Ol kamer-çehre Hilâlî bir ulu ad eyler Hilâlî Dâl-ı zülfünle elif kaddün dehânun mîme Yazmazsa Sevdâyî ger cân suhfuna âdem degül Sevdâyî Ol cemâlünçün dehânı mîmdür kaddi elif İki zülfeynün birisi cîm ü biri lâm olur Revânî İki dâlını zülfinün elif kaddiyle gördükçe O şâh-ı hüsnden mazlûm ‘âşıklar umarlar dâd Muhyî Çıksa ‘aceb mi lâ dimek agızdan ol mehün Yâr lâm zülf kadi elif olsa lâ çıkar Bâlî Kad ü zülf ü dehenün remz-i elif lâm ile mîm Dil ü cân lezzetini buldı safâdur sitemün  Aşkî Mustafa Safha-i ‘âlemde kaddin eyleyen resm-i elif Çîn-i zülfün nokta-i hâl üstine nûn eyledi Simkeşzâde Feyzî Cîm-i zülfün içre tursun nukta-veş gönlüm didüm Saçı lâmıyla elif kaddini gösterdi hemân  Me’âlî Seher sahrâya ‘azm itdüm murâd-ı dil şikâr oldı Göründi bir elif-kâmet şikârum âşikâr oldı Zâtî Hevânun evveli hûdur elif zâid olup anda İder ‘âşıklara îmâ ki Hûdur evvel-i esmâ Nazîr İbrahim Teveccüh eyledi İshâk râh-ı ihlâsa Giderse râst elif gibi vardı buldı halâs İshâk Çelebî O kul ki togrı ola hıdmetünden eyleme dûr Yaman olur elif îmândan gidince hemîn Yahyâ Bey Bir elifdür kâmetün kim menzili cân içredür Ya nihâl-i tâzedür kim bâg-ı Rıdvân içredür Arşî Batalı kana ohun dîde-i giryân içre Bir elifdür sanasın kim yazılur kan içre  Fuzûlî Râst ol ey kad kanâ‘at içre mânend-i elif Rây-ı kejdür kılma ham hırs içre kaddün râ gibi Selîkî ‘Ayn-ı ra‘nâsın elif kaddile görsem muttasıl Derd-i ‘aşkı hâsılı dilde bir iken on olur Hâşimî Elif-i kâmetün ile görüp üç nokta-i hâl Bin belâ geldi Ziyâ’îye senün ‘aşkundan Hasan Ziyâ’î Yakdum tenümde iki elif içre iki dâg Her gördügince yâr anı bin bir hayâl ider  Bağdatlı Rûhî Elif bînî vü nûndur dîdeler ebrû dahi meddür Bu yüzden vech-i yâra kilk-i kudret çifte ân yazmış Pertev Gözümden ahd’elifle mîm kalbi Kadün ‘ışkına kalb olalı makrûn  Ahmedî Diledi kim yaza hatt-ı muhtelif Nakş kıldı evvel Ahmedden elif Usulî Dört kitâbun ma‘nîsi tamamdur bir elifde Bâ didürmen siz bana bâ diyicek azaram  Yunus Emre Sûret-i kesretle olmuş muhtelif Cümlesinden zâtı birdir çün elif Nesimî Bir elif tahsîl iden münezzehdür ‘âlemden Endîşe iklîminde niçün durup gezerem  Yunus Emre Kadd-i yâri kimi halkun serv okur kimi elif Cümlenün maksûdı bir ammâ rivâyet muhtelif Muhibbî Eyü âdem olan kişi Hak yolında ‘adem gerek Elif ile mimin dâlın terkîbini bilen bilür  Ümmü Sinan İki elif iki nûnun bir sînin ma’nîsi olan Sırr iline sultân olur ölmezden ön ölen bilür Ümmü Sinan Kisvemiz hurûf-ı âdemdür kerâmet mazharı Nakş ider üstâdlarımız mîm elif dâl üstine  Ümmü Sinan Her kim olmazsa elif gibi kapunda müstakim ‘Aybını setr eylemez kimse anun illâ ki sin Taşlıcalı Yahya Gönlümün levhinde okurdum elif kaddin revân Ben dahi bir dogrı harf ögrenmedim üstâddan  Ahmed Paşa O kul ki togrı ola hıdmetünden eyleme dûr Yaman olur elif îmândan gidince hemîn Taşlıcalı Yahya Harf-i elif gibi yüri var ‘ayn-ı vâhid ol Halk ortasında kalma hemîşe niteki lâm  Taşlıcalı Yahya Cehd it kim kalmaya senden nişân Bir elif' kala vücûdunda hemân Sinan Paşa ‘Işk etegin tutmak gerek ‘âkıbet zevâl olmaya ‘Işkdan okuyan bir elif kimseden su’âl olmaya  Yunus Emre Ezelden rûhı şâd olsun bize üstâdımız Leylâ Elif-bâ'dan çok evvel nüsha-i ‘aşkı okutdurdı Leylâ Hanım Hâdî olımazsa elif-i âh-ı seher-gâh Dergâhuna bir togrı güzer-gâh ne müşkil  Nev’î Kim elif tek vâhid ü ferd olmadı Bilme merd anı kim ol med olmadı Kim ki hak râhında bî-gerd olmadı Dögdüğü cüz âhen-i serd olmadı Nesimî Elif elifî nemeddür ey reh-vâr Kuşanan togrı eylesün ikrâr  Esrar Dede  Hem-reng-i nûr-ı vahdet olupdur külâhımuz Mülk-i hidâyete elifî şâh-râhımuz Gelibololu Ali Bir kalenderdür elif tâc ile seyr eyler berât San kemer-bendinde tugrâ bir kedû-yı zer-nişân  Âşık Çelebi Bir togrı râhdur her elif tende ‘ışkuna Ammâ tenümde na’llerüm bâz-gûnedür Âşık Çelebi Zülfi kaddi yâdına çekdün elifler na'ller Hayretî bezm-i belâda yine bir âd eyledün  Hayretî Tâ rabbi yessir okur iken ol elif-kadem Kaddüm dönerdi lâm-elife yâd ider misün Tokatlı Kânî Gam mektebinde kaddüni yâd itsem nola Ey serv çün elifdür okumaga ibtidâ  Emrî Bu isti'dâd-ı zâti kim senin vardur nihâdunda Okut İskenderi evvel elifden ibtidâ eyle Nedim Elifle na‘l ile zeyn oldı sînem O tıfla tahta-i ta‘lîme benzer  Hayalî Kadd-i mevzûnunı yâd eyledi benzer kâgaz Şevk ile sînesine çekdi elifler kâgaz Nev’izade Atayî Der-esnâ-yı medh-i tu kilk-i Mesîhî Büved çün elif der-miyân-ı ma`âni  Mesihî Cism-i rîk-âlûdı pür-dâg ü elif gören sanur Meşk içün yazmış debîr-i ‘ışk ser-tâ-ser nişân Âşık Çelebi Çekemezler bir elif hattun bigi hattâtlar Yazamazlar bir girih zülfün gibi nakkâşlar  Hassan Ditrer eli bir harf elifi togrı çekemez Ugradı meger küçe-i hammâra benefşe Necati Nakkâş-ı ezel nûrdan itdi bir elif nakş Oldı boyunun servi bigi râst misâli  Ahmedî Elifdür kaddi yârun kaşları nûn İlâhî eyleme ‘uşşâkı ansuz Zâtî Şîve-i kaddi elifler ile pür eyler cismüm Tîg-ı nâzından irer sîneme herdem şehnâz  Gelibololu Ali Bir tîr-i râstdur elif-i nâm-ı şehriyâr Tugrâ-yı hükmi rûy-i ‘adûya kemân çeker Nev’î Bir dem ü bir elif gerek âdeme âdem olmaga Gâlib o remzi keşf ider kâmet-i Hak-nümây-ı ney  Şeyh Gâlib Sînemün her dagı defdür elifler nâylar İnlesem dem dem ‘aceb mi meclis-i dildârda Revânî Eger zer hall ile çün şem’ kilki bir elif çekse Döner rûh-i Dede üstünde anun hem-çü pervâna  Nedim ‘Ahd eylemiş ki sînemüze bir elif çeke İshâk tınma gâyet eyü geldi fâlimüz Üsküplü İshak Elif geldi gice fâlümde Mevlâ’dan ümîdüm bu Yine ol kâmet-i mevzûn müşerref ide dîvânı  Nev’î ‘Âkıbet nolacagum dâg u elifden bilürem Safha-i sîne yiter tahta-i remmâl bana Nev’izade Atayî Ol elif-kâmet neye dâl itdi bu fâlüm benüm Bükilüp kaddüm benüm nûn olmada günden güne  Hayretî Zülf ü kadünle dehânunı nice sevmeyeyüm Her kaçan mushafa el ursam elif-lâm açılur Revanî Çeküp elif tenüme kara daglar yakdum Şeh-i serîr-i gamam tug ile nakâre ile  Nev’î Dâg-ı ‘aşkun sînede bir haymedür gam şâhına Kim ana her yanadan çekdüm eliflerden tınâb Revânî Mısr-ı derdün kal’asın feth itdüm ey Yûsuf-cemâl Her elif bürc-i beden üzre sinânumdur benüm  Zatî Nev-’arûs-ı nusretün ‘ışkına bezm-i rezmde Sînesine tîrden n'ola elif çekse kemân Mesihî Âyet-i İnnâ fetahnâda elifler gibidür Devletünde ser-firâz olmış durur a’lâm-ı dîn  Âşık Çelebi Mushafda kadd ü zülf ü dehânun mı gördi kim Dil tıflı okudugı elif-lâm-mimdir Ahmed Paşa Elifler var ki lâyık her biri serv-i sehî-âsâ Diküp bâg-ı behişte mâye-i hüsn ü bahâ eyle  Nedim Bir elif-kad tâze-hat dilber sevüpdür Hayretî Fârig ol billâhi gel serv-i çemenden geç gönül Hayretî Elifler eylesinler ‘arz-ı kâmet Yine bu arsada kopsun kıyâmet  Usulî Hazer kıl sûret-i lutfı zamânun ber-devâm olmaz Olur mı bir elif-kâmet kim âhir kaddi lâm olmaz Hayretî Fuzûlî'nin tarîk-i nazma tab'ın müstakîm etmiş Hayâl-i kâmetin kim bir elifdür i'tidâl üzre  Fuzulî Hasret-i kaddün ile kanlu elifler çeksem Sînede her biri bir serv-i gül-endâm olsa Bâkî Çeker tîgün elifler cisme çeşmün gösterür ‘akis İder kan pîşkeş Rûyîn-tene Zâl-i zamân hançer  Gelibolulu Ali Batalı kana ohun dîde-i giryân içre Bir elifdür sanasın kim yazılır kan içre Fuzulî Virdi Hak levh-i cemâlindeki sîmîn elife Bir kerâmet k’anı engüşt-i Peyemberde kodı Ahmed Paşa Dil tıflı içün çekdi kaşun gül varakına Bir sîm elif üstine ‘anberden iki med Ahmed Paşa
Her taraf pür hûn eliflerdür çekilmiş gögsüme Ya hevâdan mevc urur bagrumdaki deryâ-yı hûn  Fuzulî Ol serv çekdi sînemüze rast bir elif Yâr itdügini itmedi hîç bir ahad baňa Helâkî Dünyâ vü âhirette âzâd idüm elif tek Çekdi beni belayâ bâlâsının belâsı  Nesimî Gül-geşt-i bâg u tarf-ı cû olsun bugünden ber-taraf Ey sînede dâg-ı elif çâk-i girîbân merhaba Nev’î Elifler gibi sînemde çekilsün kâmetin şekli Efendi bu dil-i müştâka senden yâdigâr olsun  Usulî Togrıluk ile harflere sadrdır elif Yâ harfini ayaga bırakmıştır i'vicâc Fuzulî Tekye-i dilde Muhibbî yazmak içün şekl-i âh Dâgdan sufr eyleyüp üstine çekmişdür elif  Muhibbî Zülfi kaddi yâdına çekdün elifler na'ller Hayretî bezm-i belâda yine bir ad eyledün Hayretî Aslı denîdir dünyenin içinde yokdur bir elif Terkîbini gör bak anun şol yi vü nûn u dâline  Nesimî Virmezem bin hâlis altuna erenler cânıçün Bir elif çekdüm yakup sînemde dün üç dâne dâğ Hayretî Hareke nokta kabûlünden elif müstagnî Vahdete işte nişân bir var imiş bir yog imiş  Tokatlı Kânî İdüp bir noktanun remzinde ‘âciz bin suhan-dânı Elifden başladur mîm-i femün erbâb-ı ‘irfanı Nev’î Hevâ-dârum benüm âhumdur ancak gitmesün benden Elifle âh ile cismüm ser-â-ser âh âh olsun  Âşık Çelebi Gerçi kim harf-ı ‘elif' bir harf olur Lîk bir yüzden gözetsen elf olur Sinan Paşa Risâleden görinür her elif şeb-i yeldâ Midâd ile yazılursa olur bu kıssa tavîl  Gelibolulu Ali Eşküm akar su elifler servlerdür lâle dag Ey sehî servüm yiridür eyler isen geşt-i bâg Muhibbî Bezm-i dilde her elif bir şem’-i cân-efrûzdur Münkirün kalbine lâkin tîr-i âhen-dûzdur  Hayretî Zeyn eyledün elifler ile levh-i sînemi Her biri şâhrâh-ı diyâr-ı ‘adem gibi Taşlıcalı Yahya Çekdi Hayâlî sînede her dâga bir elif Kat’ eyledi menâzil-i ‘aşkı konak konak  Hayâlî Sihr ise ancak olur kime nasîb olmışdur Rûy-ı âb üzere elif hattını yazmak ‘acabâ Taşlıcalı Yahya Her menâr oldı Stanbûlun teninde bir elif Rahm kılmaz mı şeh-i gerdûn cenâb-ı Edrine  Hayâlî Reşk-i kadünle sînesine çekdi bin elif Emvâc zâhir oldı sanurlar bihârdan Âşık Çelebi Mahabbet bahridür cismüm elifler anun emvâcı Belânun kânıdur gönlüm o la'l-i cân-fezâ hakkı  Hayâlî Her çemen güyâ elifdür kim olur andan 'ayan Kâdir-i Perverdigârun sırr-ı vahdâniyyeti Yahya Nakş-ı hüsnünle dili ey büt-i Çîn deyr eyle Erganûn oldu eliflerle tenüm seyr eyle  Hayâlî Gedâlar destine lâyık degüldür bâz-ı sultânî Elifle dâğ ile cismüm serâser göz ve kaş ettim Hayâlî Bir kalenderdür elif tâc ile seyr eyler berât San kemer-bendinde tugrâ bir kedû-yı zer-nişân   Âşık Çelebi Her kelime gül budagından nişân Her elifi serv-i cinândan beyân Taşlıcalı Yahya Dögünler kara pullar cân ü dil zâr Elifler birle sînem tahta-i nerd  Necati Çekdüm elifleri ten-i sad-çâküm üstine Dizdüm çubuklar ile gönül murgına kafes Emrî Her elif bir hançer-i hûn-rîz-i bürrândur sana Hançer-i hûn-rîz-i bürrândan hazer kılmaz mısun  Fuzuli Elif-nâme Elif ol ad ile meşhûr-ı cihân Türk-i süvâr Hicr ile niçe ḳılur bana bu giñ dünyeyi ṭar Bî belâdur başuma ḳadd-i bülendüñ bilürem İsterem Ḥaḳdan o devlet ḳıla başumda ḳarâr Tî temâşâsı cemâline ki sen Türküñ irem Terk-i cân itmez olursam depele zâr u nizâr Ŝî ŝevâb ister iseñ dünyede ey ŝânî Ḥıżır Teşne-dil ḳulları küşt eyle ya ʿarz eyle dîdâr Cîm cemʿ olsa cihân cümle cemâlüñ ṣıfatın Ṣayıp irgürmeyeler âḫire tâ-rûz-ı şumâr Ḥî ḥelâl itdi ḥarâmîlıġ ile ḳanumuzı Dün gice ġamze-i bed-kîşine bir çeşm-i ḫumâr Ḫî ḫam-ı zülfüñe ṭolaşalı dil ḫurrem olur Delüdür nestene bilmez ki nedür n’oldı ya kâr Dâl demdür ki diyem derd-i derûndan dile de Ki bile derd-i derûnda nedür ya ḫo ne var Ẕâl ẕevḳ-i ẕeḳan-ı yâri gönül ẕikr idicek Ḳalmışam anda daḫı ünlemişem ben baña yâr Rî revâ mı k’añulmasa reviş-i ḳâmetünüñ Kend’özini getüre ara yire serv ü çenâr Zî zer-i ḫâliṣ iken çihre-i zerdüm ne ʿaceb Bir naẓar ḳılmaduġı kûşe-i çeşm ile nigâr Sîn sünbül ṣaçunuñ silsilesin terk idenüñ Rûz-ı rûşen gözine olsa ʿaceb mi şeb-i târ Şîn şükrüm buña sen şöhre-i âfâkı görüp Ḳalmadı âyîne-i dilde daḫı hîc ġubâr Ṣâd ṣubḥ-ı ruḫuña ḳarşu ṣabûḥ itmek içün Sâḳî-i ġonca-dehen ṣunsa n’ola câm-ı ʿuḳâr Żâd żaʿf ile vücûdum çöpe dönse ne ʿaceb Çekicek bâr-ı nigârı yine göñlüm her bâr Ṭî ṭolaşma didügümce ṭolaşur zülfüñe dil Müşkil oldı işi ġâyetde olup key düşvâr Ẓî ẓuhûra geleli ẓıll-i ẓalîli ḳadünüñ Ḫoş geçer bende vü âzâd u şeh ü mîr ü kibâr ʿAyn ʿizzet baña ʿâlemde itüm didügidür Ḥâşe lillâh kim ide ḥürmet olıcaḳ kişi ʿâr Ġayn ġurbetde beni göz yaşı ġarḳ eylemeden Yetişem mi ʿacabâ vuṣlatuña âḫir-i kâr Fî fer umarsa yüzüñden ne ʿaceb mihr-i felek Ḳıldı Ḥaḳ nûrını gün gibi cemâlüñ iẓhâr Ḳâf ḳurb-ı ser-i kûyuñda ḳarâr itdise dil İrgürür devlet ü iḳbâle anı ḳurb-ı civâr Kâf kül ḳılsa beni gül yüzünüñ şevḳı n’ola Odlara niçeleri yaḳdı yaḳar daḫı bu yâr Lâm laʿl-i lebüñe ölmeden irem mi ʿaceb Gerçi bir zerrece irmege aña yoḳ miḳdâr Mîm merdümlük idüp merdüm-i çeşmüm dün ü gün Dür ü laʿl ü güher ider yoluña şöyle niŝâr Nûn ney nâle-i dil-sûz ile her dem bunı dir Ṭurmañ içün kim irişdi yine hengâm-ı bahâr Vâv vâh kim iremez vuṣlatuña daḥı Münîr Gerçi çoḳ vaʿde-i ḫâm eyledüñ itdüñ iḳrâr Hî hevâ-yı gül-i ruḫsâruñı çün ḳıldı heves Murġ-ı dil her dem iderse yiridür nâle-hezâr Lâmelif lâle gibi lâl olursam ne ʿaceb Şöyle yandum ki çıḳar her yañadan daḫı şerâr Yî yürek yaraları şerḥini yazmaġa gözüm Ḳıl ḳalemle yüzüm üzre dürişür leyl ü nehâr Münîrî Abdâl-ı tekye-i gam-ı dilber-durur zemîn.  Çekmiş elifleri tenine sanma râhlar  Emrî Cismüm üstinde elifle dâg-ı hûnînüm gören Didi serv ü lâle ile zeyn olmış bu mezâr Emrî Elif Allah zâtına oldı işâret mutlakâ Hem elif ta'bìr-i ùlfetdùr Hudâ halka şehâ Senî Ali Elif ey zùlfi siyah ebrusı çin çeşmi Tatâr. Nice feryâd ideyin karşuna ey dost hezâr Muhibbî bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine varsın bağışlamasın beni hayat ki, ay uzak tepelerin ardına çekilsin çarpa çarpa dövsün kıyılarımı acılar yarasına figan düşsün kırlangıçların eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent ah! çekmeyecekse ardımda kalan anılar Nuri Can Batalı kana ohun dîde-i giryân içre Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre Fuzûlî şefaatçim yok yalnız beni bağlıyor olsa da kanıtlarım makbul olur umuduyla şahidimi ibraz ediyorum işte merhametli ellerinizle gene de bir ilk çizgi elifbamdan arta kalan birgün ele ola ki beni çağıralar Murat Kapkıner – Seni ne ihtiyarlattı? – “Beni Hud Suresi ihtiyarlattı?” – Hud mu? – Hud. – Hud da nedir? – “Elif lam ra… Öyle bir kitaptır ki bu…” Abdullah Harmancı şairim ben hatemü’ş-şuara olamasam da -kaddesallahu sırrahu- söz saklamam karnımda karnaval şamanı değilim çünkü avunsun diye evlâd-ı iyâlim suçsuzum, suç gizlemez şiirim ne de aşk harfler eşkâlim ekber şeyhim kâh elifim kâh nun kâh mim kalamam burada böyle muazzep bir memeden öbürüne körleme öteki koyundan beriki barka şekerli sakız çiğner gibi böyle telâşlı çingene olamam mülemma Mehmet Solak Hadi git azıcık İstanbul iste Kosunlar o denizi bir çanağa Bir çıkına elesinler o günlerimi O yazdan Üsküdar’dan ne kaldıysa Elif’ten Doldur ceplerine Onlarda yoksa komşularında vardır Tanırlar sevinirler Beni Bay Metin gönderdi, de Metin Eloğlu
yani sen de denizsen be Marmara
iki boğazın var diye göl demiyorlarsa sana
canına okurum ben böyle işin
haberin var mı ben altı boğaza birden bakarım
benden sorulur Elif’imin
benden sorulur dört şeytanımın karın tokluğu
senin İstanbul’un okula gider mi, kağıt kalem ister mi
Çanakkale’nin çocuk felci, yatak yorgan yatması var mıdır
adalarından birinin bile ah Marmara kara mıdır bahtı
 
Akgün Akova
O vakit, yazmaya cüret etti Cahit bey
Hrant Dink’in cesedini örten gazetenin üstüne
Kırgın bir kasideyi
Ve dahi ilahi söyleyen kızlar, elif cüzleriyle
Generallerin göz zevkini bozdular
Said Yavuz
Ol sehî-kad kim elif-veş hasreti cânumdadur
Cilve-gâhı cûy-bâr-ı çeşm-i giryânumdadur
 
Sehâbî
Ben kabına uygun gelen denizim
Ben harfin başında gelen noktayım.
Her bin yılda bir elif boyu gelir
Ben o elif boyluyum ki bin de bir gelmişim
Baba Tâhir Uryân
Dört kitabın manisi
Bellidir bir elifte
Sen elif dersin hoca
Manisi ne demektir
 
Yunus Emre
-Bismillah, elif lâm-
Aşkım bir hüzün bulutuna dönüşüp
Çöker dağının üstüne
Havf ve reca makamında
Dilimde
dua metinleri aşk ayetleri
-İnna lillalıi ve inna ileyhi raciun-
Güzel hayatlar ve ölümler için.
Mustafa Özçelik
Hâceye gitsin okunmaga bu ebced-hwânlar
Başlasın mektebe varsın da elifbâ-yı sühan
 
Sünbülzâde Vehbi Efendi
”Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız ”
kurtların kemirdiği asa kaldım süleyman yurdunda süleymansız.
”pusatsız duldasız üryan kaldım”
sensiz bu sensizlikte
Köksal Özyürek
Denize uğramış bir yüz tanyerini gösterir
Gürültücü mayıs böceklerini, kaçkar çiçeğini
Bütün geceyi elifi elifine örtünürsün
Orman yalımı tanyeri denizin üstündedir
 
Ahmet Ada
Sabahın bir yerinde ya da
Bir LamElif gibi yalnızız kitabın ortasında
Mustafa Akar
Elif’im, kolum kanadım.
 
Cemal Süreya
ELİF.
Elif diye bir kızımız olsun.Romantik bir filmin gösterildiği bir sinema dönüşü olsun o da. Ya da bir bale dönüşü. Bunu istiyorum ben. Mali durumumuz her şeyi elverir şimdi. O yönlerden hiç bir kaygın olmasın. Elif.
* Sen ne güzel bir Elif doğurursun. Başına kurdeleler bağlarsın.
* Evet, Elif.
* Şiir yazacaksın. Öyküler,anılar…ve Başkent’in en çekinilen resim eleştirmeni olacaksın. Ol!
* Ve bir gün Türk Dil Kurumu gibi birleşmemizin 40. yıldönümünü kutlayacağız. Mutlaka!
* Yarın devam ederim. Gözlerinden öperim. Oğlumuz “eşkiya” Memo ellerinden öper.
* Kalbim seninle gümbür gümbür.
* Güneş yükseliyor.
* Hadi!
Senin
Cemal Süreya’n
*
Elif’tir o! Çiçekleri o sular. Elif bir su! Elif kibrit versene! Elif aşağı Elif yukarı. Bende böyledir. Anılarla düşler iç içe gelişir. Birbirinden ayrılmaz. Düşler anıların kız çocuklarıdır. Sen yaprak bakışlı küçük kız, eğil bir yol öpeyim yanağından.
Cemal Süreya
elifi solmuş bir gül şimdi, düşlerimi yasladığım sahiller
karanlık yüzlü adamlar külhan sokaklarında
çekip gitmiş Yorgo’lar,Jozej’ler, Dimitri’ler
yarım kalmış düşleri beyoğlu’nun
kaldırımlarda parçalanmış bir gül ve solgun anılardır
şimdi yerlerde sürüklenen
 
Nuri Can
Dudaklarını süslerken ism-i celil
Vesile ol maksadıma
Sen Elifsin, (belli ki)
Ben bir Lam olayım yanı başında
Sarmaş dolaş, tek kalemde yazılsın
Lâ olsun adımız
Bizle başlasın ezel
Bizde gizlensin ebed
Edri, Lâ desin önce
İlla şartıyla donansın sonra
Dilleri şairlerin
Adige Batur
Ender için.
Zo! Düş—tü ellerim, ölüyorum.
Kar çiziyor göğe eliflerin
kıpkırmızı! Kanamış güllerin,
Hamlet’e soyunuk ağlıyor Nur
sarılıp aynaya. Zo! Kumpanyam
düş—tü, ölüyorum.
 
Seyhan Erözçelik
çünkü o beni dinlemeyi seviyor hiç bıkmaz
hastalanmayayım ister kar örttüğünde üşüyen yerlerimi
çünkü o elif’in türkçesi tersinden okusam
bir melek kanatları yok bana masallar yazdıracak
kendimi bulacağım bende
seveceğim sevmediğim yerlerimi
Betül Tarıman
 
Sokağın bittiği yerde, gecenin bittiği yerde,
Belki de ömrün bittiği yerde
Bir mescit seni bekler…
Avlusunda bir çınar, dalları beyaz.
Avlusunda bir adam, saçları beyaz.
Tüm mecburiyetlerinden sıyrılır.
Ellerini açar göğe:
Elif, lam, mim
Allah her şeye yeter.
 
Kazandığı, kaybettiklerine değmiştir.
 
Adige Batur
Hattat’ın hiç yazım öyküsü, bir fobi olarak yalnızlığın da öyküsünden bir kesittir (Çünkü elif, yalnızlıktır) :
“Bütün harflerin elif’ten geldiğine inanırdı. Ne yazsa elif yazıyor gibi yazardı. Vav elifin sağ ucundan bükülerek kendi içine doğru kıvrıldığı, içe döndüğü bir harfti. İçedönüklüğü anlatan
sözcüklerin başına gelirdi. Nun elifin yatarak iki ucundan yükselmesiyle belirmişti. Hem yatay hem dikey bir harfti. Zaman ve mekana bağlı olmayan soyut kelimelerin başına gelirdi. Elif birdi. Noktadan doğmuştu. Nokta birimdi özdü.’
Hiç’i yazalı beş yıl olmuş. Boş bir kitap. Sayfalarda herhangi bir iz, bir işaret yok. Bir harf, bir sözcük. Sadece sessizlik. Elif, hiçliğin ve boşluğun bir görünüm olarak belirmesinin ikinci adımı. Elif, başka harflerle bitişmiyor. Bir yani. Tek. Yalnızlığın selvi boylu imgesi. Tek ü tenhalığın, kimsesizliğin. Sayıları saymayı biz ondan öğreniyoruz. İlk adım nokta. Elif noktadan yapılıyor. Üst üste yedi nokta bir elif ediyor. Nokta hem başlangıç hem son. Başla sonun bitişmesi yalnızlığın bir fobi olmaktan çıkması.
Hareke kabul etmeyen harf meçhul kalırmış. Elif harekelenmeyip meçhul kalmayan tek harftir, elif, harfler âleminde yalnızlığın görünümüdür.
Bu sırrın Ekleri Elif’in adının söylenişini deriştirir. Ne var ki bunun gerçek nedeni hiçbir zaman bilinemez. Elif’in sessizliği kaf ile nun’un birleşmesiyle belirginleşir. Ete kemiğe bürünür, can suyuna kavuşur, böylece Elif sadece Eİif alarak bilinir. Bir sözcüğün yapılışında kullanılınca Elif, hakikat yere inmiş demektir. Gerçeğin yere inişidir Elif’in öteki harflerle yan yana gelişi, Elif’in sessizliği lam ile mim’in bir araya gelişiyle derinleşir. Elif dinme, yatışma ve sessizleşme sözcükleri yapar, varlık sessizliği ondan öğrenmiştir. Harfler hareketlendiğinde kendiliğini koruyan Elif’in sükûnuna dikmişlerdir gözünü. Her harf Elif olmak için can atar. Eklerini bırakmak, harekelenmekten kurtulma yolunda umulmadık şeyler yapan harfler, sonunda ‘beyhude ömrüm’ diye hayıflanırlar.
...
Allah nasıl elif’le hatta nokta’yla simgeleniyorsa, insan da elif’in gizine erdikçe yani yalnızlığı tanıdıkça, benliğin de tıpkı elif gibi bir bütün olabilmenin mecazi gücü olduğunu da anlamanın eşiğine gelmiştir. Yani tüm harfleri içeren bir elif haline gelmek, giderek noktaya dönüşmek. Azalarak büyümek. Yokolarak varolmak. Hiçleşerek hep haline gelmek. Bütün bunlar, acıyı kendimiz yaşadığımızda, öteki’ne acı vermediğimizde gerçekleşir zannındayım.
Bir elif çekdi yine sîneme cânân bu gece
Pek salındı bize ol serv-i hırâmân bu gece
Ayın ondördü gibi dün gece meclisteyidi
Kande akşamlayacak ol meh-i tâbân bu gece
 
Enderunî Vasıf
Ben ki yalnızca sevmek isterdim
Sizi, kırları, yaz akşamlarını
Bir kadın eli gibi geçsin
İsterdim saçlarımdan rüzgâr
Bir Hasan var orda dağ köylerinde
Daha hiç okşanmamış
Bir Elif var saçları taranmamış
Trahomsuz büyüsünler isterdim
Öyleyse nedir bu prangalar
Kemal Burkay
Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
 
Bahaeddin Karakoç
Seni iki defa elifle başlatırım
seni yücelttiğim sözlerle
iki gözünde son gizim açılmadan,
sözcüklerle
seni iki yokluk arasında unutmadan
son bir defa daha seni elifle başlatırım
kapalı fitnenle çıkmazlığımın izini sürerim
ben akşama yol aldıkça
denizin mavisiyle.
Muhammed Abdullah
İşte ben böyle bildiğin gibi,
N’apalım bizi bir kez mimlemiş kader
Her zaman böyle, yağmur bulutundan beter.
İşte böyle hilafsız, gözümün elifi
Her zaman bir romantik portreye benzer…
 
Turgut Uyar
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Dilaver Cebeci
İncecikten bir kar yağar / Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş / Gezer Elif Elif diye
 
Elif’im uğru nakışlı / Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu / Kokar Elif Elif diye
 
Elif’im kaşların çatar / Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar / Yazar Elif Elif diye
 
Evlerinin önü çardak / Elifin elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek / Yüzer Elif Elif diye
 
Karac’oğlan eğmelerin / Gönül çekmez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin / Çözer Elif Elif diye 
 
Karac'oğlan
Elif dedim be dedim
Kız ben sana ne dedim
Guş ganedi galem olsa
Yazılmaz benim derdim
Elifim noktalandı
Az derdim çokçalandı
Yetiş anam yetiş bubam
Çeyizim bohçalandı
Kütahya Hisarlı Ahmet
İşbu meclise gelmeyen, anup nasihat almayan
Elif'ten be'yi bilmeyen, okur kişi olur bir gün
 
Yunus Emre
Ne elif okudum ne cim, ne varlıktandır kelecim
Bilmeye yüz bin müneccim, tâli'üm ne ıldızdan gelir
Yunus Emreahmet-koyuturk
Kategori: Bercestem Şiir
Yayınlanma: 17.04.2020