el yazımı istiyorsunuz benden
ne yapacaksınız el yazımı, diyorum, ben bile bir şey yapmıyorum artık onu
çocukluk hatırası kadar uzak bana elimin altındaki yazı
el yazısı çocukluğudur insanın
ilk öğrenmelerin izini bütün ömrüne taşır
ilkin gözleri öksüzleşir insanın, bakışları
zamanla kendinin olan şeylere bile yabancı gözlerle bakmaya başlar
tanıdıkları azalır kendi hayatının
okuldayken yazım güzeldi, zamanla çirkinleşti, derler, ben de öyle diyorum,
biliyorum izi kalır her güzelliğin geçtiği yerlerde.
özendim mi güzel yazıyorum bir tek,
örneğin yeni başladığım defterlerin ilk satırlarıyla
coşup akan satırları arasında el yazım
ayak değiştiriyor, hız her şeyi kendine benzetiyor
okunaksız oluyor bazen insan kendine bile
ne de olsa yıllar geçiyor
el yazısını geçiriyor zamana
büyüklerimizin altın sorusuydu çocukluğumuzda
el yazın güzel mi bakalım?
beğenilmek arzusuyla yabancı gözlere uzattığımız defterlerde
renkli kalemlerle kenar süsleri yaptığımız sayfalar
el yazımızın sihirli ülkesi defterler
şimdi öksüz satırlarda çoğu kez artık benim bile okuyamadığım el yazım
artık yalnızca mahrem bana
bu yüzden birine kart attığımda benden bir şey olarak gider
ne zaman birine aşık olsam çocukluk fotoğraflarını görmek isterim,
bu sen misin?
o zaman ben nerdeydim?
sonra el yazısını görünce heyecanlanırım, mahremin ürpertisini duyarım
yazın güzelmiş
sevgilinin her şeyi güzeldir
bu satırları yazarken onu düşündüğümü ayrımsıyorum birden
çocukluk resimlerini, el yazısını merak ediyorum
birlikte yemek yediğimiz o akşam bana,
çocukluğundan söz ettiğinde anlamalıydım onu sevdiğimi
çocukluk resimlerini bilmiyorum, el yazısını hiç görmedim
o ise benim her şeyimi biliyor, çünkü
el yazım herkesin elinde
eski sevgilimden ayrılırken notlarını tuttuğu o küçük kırmızı defterini istemiştim
sonraları her okuduğunda, beni heyecanlandıran
beni ne kadar sevdiğini yazdığı satırlar değildi,
el yazısının kendisiydi, o tanıdık yazı,
o eski, güzel günler kadar dipdiriydi
bana, benim sevdiğim zamanlardaki çocuğu hatırlatıyordu
ikimiz değişmişken o yazı hiç değişmemişti
hala yazı masamın çekmecesinde duruyor o defter
o aşkı benim için saklıyor
insana şiirini ve biricikliğini sağlayan pek az şeyden biridir el yazısı
el yazısı, parmak izi, sesi ve gözdeki iris tabakası
taklit edilemeyen, başkasına veremediğimiz şeyler,
insan ancak bunlarla kendisi olur ve şair kalır
bilgisayarın başına oturup bir kerede yazdım bu yazıyı
çıkış aldıktan sonra oturup el yazısına dökeceğim
ve size göndereceğim, biliyorum
el yazısı ellere gider
eğer bu yazıyı okuyacak olursan
son sevdiğim
çocukluk resimlerini göster bana ya da bir mektup gönder
Murathan Mungan