DUVAR ARDI

Bu itirafın acılığı ne yakıcıdır! Öfkeli bir adam
Davullu hamâselerimin taş duvarlarının ardında
Acılı ve ateşli olarak tükenmiştir

Gece boyunca granit taşlarından çiçek yontan adam
Şimdi
Ağır çekicini bir yana atmış
Aşktan, umuttan, gelecekten yoksun olan ellerine emir vermek

Bu saçmalığa son verin! Bunun ardı üzücüdür
Bir hiç üstüne aptalca bir bahis gibi
Kısa kesin bu rahatsız edici macerayı. Her gece
Bu macera bataklıkta dibe çöken çamuru andırıyor

Ben çiğnendim
Yazık, vahşilik dişleriyle
Binlerce yazık çiğnenme zahmetine güler yüzlülükle razı olduğum için!
Neden mi? Sanıyordum ki böyle yaparsam, aç dostlarıma yılında
kendi etimden yiyecek veririm kıtlık

Bu azapla sarhoştum
Ancak aldatıcıydı bu sarhoşluk

Ya da temiz yaradılışımın bataklığına gömülmek vardı
Ya da dürüst olmayanların merhametsizliğine dayanma
Ve bu dostlar düşmandı olsa olsa
Doğru olmayan insanlar

Ben kendi ölümümün işçisiydim
Yazık ki seviyordum yaşamayı!

Acaba benim tüm çabam
Kendi ölüm çanımı daha güçlü çalmak için değil miydi?

Ben uçmadım
Ben soldum gittim!
Hamâselerimin taş duvarları ardında
Bütün güneşler battı
Duvarın bu yanında bir adam telaşsız balyozuyla yapayalnız
Kendi ellerine bakıyor
Ve elleri umuttan, aşktan, gelecekten yoksun.

Şiirin bu yanında boş bir dünya, kıpırtısız, kıpırdayansız
bir dünya ayılmış ebediyete kadar
Sükûn beşiği sallanıyor bir samanyolundan öbür samanyoluna
Karanlık, soğuk boşluğu ölüm usâresiyle dolduruyor
Ve kibirli hamâselerin ardında
Yalnız bir adam
Kendi cenazesine ağlıyor.

Ahmed Şamlu

Çeviri: Mehmet Kanar