Sızlıyorsa yüreğin dünya gailesinden
Yaralı kartalleyin dönüp duran yerlerde
Tutsak kanatlarında taşıyarak benleyin
Yazılı bir dünya, soğuk, ezici hem de.
Eğer ancak kanadıkça yaran atıyorsa
Aşkının ışıtmaz olduğunu görüyorsa
O biricik yıldızının o yitik ufkunu;
Bu tutsak ruhum gibi senin de ruhun sonra.
Usanıp o kulluktan, kara, acı, ekmekten
Tutup o kürekleri bırakmışsa bir yana
Eğilmiş ağlıyorsa sulara bakaraktan
Arayarak uzak bir yol sonsuz dalgalarda.
Ve korkuyla omuzunda birden farkedip sonra
O damgayı hani o demirle vurmuşlar;
Titriyorsa vücudun giz tutkularla eğer
Üzülüyorsa o kötü kem bakışlardan.
Ulu yalnızlıklarda bulmak salt bir yer
Gizlemek güzelliğini tüm o hayasızlardan;
Kuruyosa dudağın zehiriyle yılanların
Kızarıyorsa eğer alnın geçerken düşlerinden.
Gözü sendeki o pis o hayasız yabancının;
Yürü git korkusuzca; şehirleri ko git,
Uzat tut ayaklarını o tozlu yollardan
İşte uzak kentler, bizim gözümüzle bak git.
Yazılı kayaları gibi tutsak insanlığın
Geniş barınaklardır o tarlalar, ormanlar
Karanlık adalarla çevrili deniz gibi hür.
Yürü elinde çiçekler tarlalar arasından.
Alfred de Vigny
Çeviren: İlhan Berk