Dar Alanda Kısa Paslaşmalar

Torba Suat: niye böyle oldu be abi? ben çok sevmiştim be abi. o kadar mektup gönderdim insan bir cevap yazar. benim günahım ne be abi?

Hacı: bak koçum! belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. sevgililer! bizim olanlar ya da olmayanlar… hepsi iz bırakır. bu izler şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor. hepsi kalır! ama inan yeni izler de olacak. yaşlıları düşün… sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. ama öyle değil… ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer… ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya, ya da resim olurlar senin gibi; kazına kazına.

Torba Suat: beni çok derin kazıdılar abi… ama altından sarı yeşil çıktı! (kalecisi olduğu esnaf spor’un renkleri) sen demiştin ya abi, hani sonbaharda dağlarla çamların arasında görünen yaprakları sararan çınar ağaçlarına bakıp, işte bizim takım demiştin. işte bizim takım o abi.

Hacı: evet, bizim takım, hep yeşil kalan çamlar ve hep sararan çınarlar. hayatta torba, yeşil kalmak da var sararmakta. dağın rengi bunlar dağın rengi. neyse, serkan senin takım arkadaşın, nurten de artık ya yengen ya da bacın. o artık yok, belki de hiç yoktu. hadi sil gözlerini,bu kadar diyet yeter.

Torba Suat: evet abi, o artık yenge, ben de kaleci. kaleci torba suat.

(kalkar, çıkar)

(Aynur gelir)

Aynur: konuşmanı özlemişim.

Hacı: senin için kelimelerim bitti. sen bitirdin.

Aynur: sen yanlış yaptın hacı, olacak iş değildi bizimkisi, anlamadın.

Hacı: biliyorum, bazen seninleyken bile böyle düşünürdüm. anlamadığımı düşünürdüm. kendi elimle seni kaybettiğimi. o zaman ölmek gelmişti içimden, geberip gitmek. bu aralar yine oluyor ama kimse yok ki, kimi kaybediyorum? niye hâla böyleyim, bilmiyorum.

(kalkar, kapıya gelir)

Aynur: dur! biraz daha konuşalım. aslında bunları özlüyorum…

Hacı: seni diyemiyorsun di mi? seni özledim demiyorsun. her zaman kraliçelik peşindesin. hep ulaşılmazsın. halbuki ben o kadar çok şeyi özledim ki unutuyorum bazen, artık fark etmez diyorum. dünya artık böyle benim için; sen yoksun, yoktun zaten. bunu niye yapıyorsun? aklımı karıştırıyosun. bu iş bitmedi mi ha? 5 yılımı senin için harcamadım mı? ben yapamam, hem senle hem sensiz olamam. ne yapalım? ben böyleyim. ben gidiyorum.

(çıkar, aynur rakısını içer. ekran kararır.)

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.