– Keyfin nasıl
– Soran Sağolsun.. keyif değilde huzur diyelim.. kandil sayesinde daha iyiyim bugün.. yüklerim hafifledi. Beraat kandili günü hayatımda hep bambaşka sayfalar açıldı, dönemeç gibi bişey bu gün.. bakalım yaşayıp görücez kardeşim
– Özel geceler sende hep olumlu etki yapıyor, iyi geliyor. Ne mutlu sana. Nasıl sağladığını bilmek isterdim.
– Hep! Hep mi ? Sende de ne tespitler var haa. Kontak kuruyoruz işte .Hep bu mihval üzre kalabilsek keşke.
– Keşke.
– Dalıyoruz işte gafletlere. Halbuki üç günlük dünya.
– Bağlantın koptuğunda huzursuzluk artıyor.
– Aslında sürekli kendimle cenk halindeyim. Unutuyoruz dostum aaaahhh ahh!
– Sen uzaklaştıkça agresif depresif oluyorsun, şükür.
– Peki ya sen nasılsın?
– Huzursuz olmayı isterdim.
– Nasıl?
– Kontak kuramıyorum.
– Perdelerin çoğalmıştır. Daldıkların her neyse seni bayaa oyalamış olmalı. Tıfli mani çocuğunu biliyor musun ?
– Hayır.
– Tasavvufta geçiyor. Okumuş olman lazımdı bunu. Yazıklar olsun sen ne oluyorsun Allah aşkına. O kadar okuyan biri olduğun için çok şaşırdım. Benim okuduklarım senin okuduklarının yanında cin ali serisi gibi kalır ayol. Kısaca bahsetmemi ister misin?
– Lütfen!
– Ki, kendimle ilgili korkum da budur. Geri dönüşü olmayanların en kötüsü bu. Her insanın doğarken bir tohum olduğunu varsayar anlatım tarzı en iyi anlaşılır şekli bu tohum gerekli ortamı sağlayıp patlamazsa çürür ya da kurur diyor. Tıfli mani = yani mana çocuğu. Içimizde var, bizimle geliyor. Bazı alimlerin de haber verdiği gibi bu çocuğu büyütmenin yani imanı güçlendirip yaşama çevirmenin bir süresi var. Bu sürenin de aşağı yukarı 35 ten sonra 45 ten önce olduğu söyleniyor, yani yaş olarak. Dikkat edersen inkar yolunu seçmiş insanların yaşları ilerledikçe suratları meymenetsizleşiyor. Işte onlar artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiş oluyor, tıfli mani çocuğunu yasatamamış öldürmüş oluyorlar. Tabi kesin hüküm Allaha ait. Haşa! Anlatabildim mi?
– Çok iyi anladım, büyük bir silkinme için çok kıymetli veriler ortaya koydun.
– Dalga geçme yaa
– Estağfirullah! Çok ciddiyim
– Peki, o halde bak icabına!
– Meşgul oldukların uyarın uyarıcıydı.., İmanı güçlendirme veya kaybetme eşiğindeyim.
– Yapmaaa! Yapma bunu kendine…
– Bu çocuğu bu binayı güçlendiremezsem vay halime..
Yolladığım mesajda önemli bir detay vardı; Efendimizin nasıl namaz kıldığı;
Huzeyfe (r.a.) şöyle anlatıyor:
“Bir gece Peygamberimizle birlikte namaz kıldım. Bakara sûresine başladı, ben içimden, yüz ayet okuyunca rukû eder, dedim, devam etti. Ben, her halde bütün sûreyi bir rek’atta okuyacak diye düşündüm. O, yine devam etti. Ben bu sûre ile rukua varır dedim, sonra Nisa sûresine başladı, onu da okudu. Sonra AI-i İmran sûresine başladı, onu da okudu.”
“Ağır ağır okuyor, içinde tesbih bulunan bir ayet gelince tesbih ediyor, istek ayetine gelince istekte bulunuyor, sığınma ayetine gelince Allah’a sığınıyordu.”
“Sonra rükua gitti ve: “Suphane Rabbiye’l-azîm – büyük Allah’ımı tenzih ederim.” dedi. Peygamberimiz rukuda da kıyamda olduğu kadar kaldı. Sonra: “Semiallahu Iimen hamideh – Allah kendisine hamdedenin hamdini işitir.” dedi ve doğruldu. Rukuuna yakın uzun bir süre ayakta durdu, sonra secde etti ve: “Ulu Allah’ım’ı tesbih ederim” dedi. Secdesi de hemen kıyamı kadardı.”
Namazı böyle kılıyordu.
– Aa Hayır biz çok meşgulüz. O kadar zamanımız yok. Zaten küçük namaz sureleri dışında ezbere bildiğimiz de yok.
– O küçük surelerin anlamı da kâfi ya. Ben müsadeni isteyeyim. Gayet verimli bir sohbet oldu benim için. Teşekkür ederim. İrtibatını koparma O’nunla
– Amin Amen. Huzurla kal huzurda kal kalalım yani
– Amin. Hoşçakal