Kategori: Yol Üstündeki Semender

Son Şiir*

Kimi dostlarım,En onurlu kısmındanoktaladı yaşamınıYa bir orman karanlığındaYa bir dağ geçidindeKimi dostlarım;Asıldı bir başka cellâdın ellerindeKimi dostlarım;İhanet etti, tek kelimeyle ihanetKimi iseEn saygınlarıZorlukları göğüsleyerek yürüyorlarİnanıyorum ki, yürüyeceklerYüreklerinde yarattıklarıO duru, o güzel günlere 19 Ekim 1985 Kenan Özcan*Kenan öldükten sonra hücresinde arkadaşları tarafından bulunan son şiiri. Yılbaşında annesine şöyle yazar: “Altı yıldır, demir parmaklıklar ardına, birkaç …

Devamını oku

Şairin Ölümü

Hüzün içinde yürüyen dört insan omzununAnlamaz birçokları sonsuz güzelliğindenSözcükler çıkagelir umulmadık bir vecdleDönülmez serüvenlerin gülünden dikeninden Yüzü  kanlı kız çocuklarının  göz uçlarındanSıyrılır da anlamı dört insan omzununDönülmez serüvenlerin sevincinden hüznündenBeslenir alevleri bu delişmen uykunun. Nazir Akalın

Nazir Akalın Diye Hüzne Künye Düştüler

Çekilmez adamdı Nazir. Zehirli bir dille konuşurdu insanla ve eşyayla. Beni, ısrarla kendisinden soğutmaya, uzaklaştırmaya çalıştı, kendi yalnızlığına daha erken gömülmek için belki de. Ben de uzaklaştırdım mı kendimden diye kuşkulandım şimdi. 2002’ydi galiba, bir anda doğal halimle, “Hiçbir dizen çarpmadı beni, beni titretecek bir şiirin olmadı gitti,” dedim. Yürüyordu, durdu. Bir acı dalgası geçti …

Devamını oku

Ondokuzuncu Asır

1.Erişti evc-i kemâlâta nûr-ı idrâkâtYetişti rütbe-i imkâna kısm-ı mümteniât 2.Besâit oldu mürekkeb, mürekkeb oldu basitBedâhet oldu tecârible hayli meçhûlât 3.Mecâz oldu hakîkat, hakîkat oldu mecâzYıkıldı belki esâsından eski mâlûmât 4.Mebâhis-i felek ü arz ü hikmet ü kimyâDeğil vesâvis-i ezhân ü vehm ü temsilât 5.Mesâil-i nazarîye tecârib oldu senedErişti hadd-i yakîne fusûl-i zanniyyât 6.Ukul-i zâhire sâid …

Devamını oku

“Yavaş yavaş delirdim, kimse farketmedi. Hayat çok zor. Ailemi çok seviyorum.”

Yavaş Yavaş Delirmek Bir not düştü hayatın anlamsızlığına‘Yavaş yavaş delirdim, kimse bunu farketmedi’Suskun bir kelebek çarptı boğazın sularınaErtesi gün gazetelerde -gülen- eski yüzü ileNeydi dostlarının anlayamadığıAnlatamadığı ne vardıTabutuna sarılı duran ihtiyar babasına*‘Yavaş yavaş delirdim, kimse bunu farketmedi’Solgun bir yaprak düştü boğazın sularınaTam da bahara çalarken gözleriAvunacağı bir sevda vaktiAğlatarak bir yalnız kentiAnlatamadıklarıyla veda etti.*Bu şehrin …

Devamını oku

Heinrich Von Kleist

Tomurcukların daha duyulur duyulmazbahçenin kuytusunda çıtırdayan sesi,puhununki yükseliyor; herkesbir yurtsama içinde. Kesiliyor söyleşi,tıkırtısı çay fincanlarının.                                                Oradaanlıyorsun, eğildiğinde penceredengöz göze gelebilmek için kuşla: GeceninOğlusun. Bu sana sunulan andaç:Çocukluğunu değil yalnızca Gölünüstünde yanıp sönen …

Devamını oku

Omurga Flütü

                                           Lili Yuryevna Brik’e  Giriş Hepiniz için,sevinç bulmuş olduğum ya da bulduğumve koruduğum ikon resimleri gibi ruhunşiir dolu kafamı yükseltiyorumbir şarap bardağı gibi masadan.Düşündüm arasıraiyi olacağınısona erdirmeyi bir kurşunla.Nasıl olursa olsun,bugün sunuyorumen son konseri içten …

Devamını oku

Soluk Soluğa 1

O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, o çekip gittiler. Yaşar Kemal Hep yanıldı ve yenilgilere uğradıAma atıldı yine de serüvenlereVakti olmadı acıların hesabını tutmayaDurup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı. Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı– ki onlar daima birer yalnızdılar Nerde doğmuştu ve ne zaman kopupGitmişti o kentten anımsamıyor artıkHangi sokaktaydı ilk sevgili ve …

Devamını oku

Arthur Koestler

Soğuyorum Cynthia. Bir suyum:                                Yüzüyansıyor tek bir an, yitikoğulun: eli uzandı uzanacakkapı tokmağına baba evinin. Tülperde de aralanıyor sanki: sesi deyankılanıyor hâlâ duvarsaatinin: paslanıyormuşgibi köhne bir gemi.                           …

Devamını oku

Yürek

Yalnızın yüreği,İçerisinde sevgilisi.Dışarısında kimsesi. İlhan Şevket Aykut “Gözümün retinası yırtıldı, biri iki görüyorum. Eyvallah ben gidiyorum” İlhan Şevket İlhan Şevket’in hayatını birkaç kelimeyle anlatmaya çalışırsak bunlardan ilki çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunu “saklambaç” olurdu. Bu oyunu öyle iyi oynar ki İlhan Şevket, bulunmayı istemediği sürece hakkında bir yazı bulmak bile imkânsız olur. Bulunduğunda ise mutlaka size katacakları, …

Devamını oku