Rasih Güran… Değerli araştırmacı Emin Karaca’nın Nazım Hikmet’in Aşkları adlı kitabını okurken dikkatimi çeken bu ismi arama motoruna yazmakla başladı her şey. Aşina olduğum bir isimdi ama nereden olduğunu çıkaramıyordum. Kitabın öyle hazin bir yerinde karşılaşmıştım ki Rasih Güran’la, ismini görmemle onun adına üzülmem bir olmuştu. Zira Nazım-Piraye ayrılığında payına çok ağır bir yük düşmüştü: ayrılık …
Kategori: Yol Üstündeki Semender
Şub 23
Satranç Dersleri
1uzun bir nehirdir satrançkıvrak ve uzatarak boynununice güneş batışını yerinde görmüş boynunuoysa veba tarihçileri bilmemişlerdirher karenin bir karşı veba girişimi olduğunu göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediğibir oyundur satranç evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılışartık dönüş yokturkuşku bağışlanmasa datedirginlik doğal sayılabilirancakyürümenin dışında bütün eylemlerin adıkaçış kaçış kaçıştır çapraz özgürlüklerinde filleracılardan yapılmış bir …
Şub 23
Panter
“İzimi süren bir panter var:Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum,Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum;… O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor,Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivendeYukarı çıkıyor.” Sylvia Plath
Şub 23
Gezginin Üç Tılsımı
1.zaman son hecesi kırılır gecenin, ürperti veren yalnızlığın tüm renkle-riyle; şaşkın bir sen, sessizlik kadar ince; gözlerde boğulanhıçkırık. karanlık yürür ağır ağır, uçuşur kalbimde sevgiden yanane varsa. kanayan dudaklarını çığlığın, şarapla yıkardım; denizkalırdı geriye, çığ düşerdim tersime. kutsanırdı sönmüş acılar,ölüm doğrulanırdı, kayardı direnç noktası ömrün; kendi eksenin-de dönüp duran insanlar kadar. içini vakitsiz açan mavilikti …
Şub 23
Elveda
Elvada diyor çiçekler bana,Başlarını eğiyorlar aşağı, Yarin yüzünü ve baba ocağını Ebeddiyen görmeyeceğim bir daha. Sevgili ne! Ne çıkar! Gördüm bunları,dünyayı gördüm Üzerimde mezar ürpertisi kıpırdıyor, Yeni bir okşayış gibi benimsiyorum. Bütün yaşamı kenardan gülümsemeyle Geçerken bu yüzden öğrendim Daima,daima şunu söylerim, Bu dünyada bir eşi vardır her şeyin. Nasıl olsa gelir bir başkası, Gideni …
Şub 23
Ölüm Gelecek Ve Senin Gözlerine Bakacak
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak-sabahtan akşama dek,uykusuz, sağır,eski bir pişmanlık ya da anlamsız bir ayıp gibi ardını bırakmayan bu ölüm. Bir boş söz,bir kesik çığlık, bir sessizlik olacak gözlerin: Böyle görünür her sabah yalnız senin üzerinde kıvrımlar yansıtırken aynada. Hangi gün ey sevgili umut, bizler de öğreneceğiz senin yaşam olduğunu,hiçlik olduğunu. Herkese bir bakışı …
Şub 23
Gizli Cam Parçaları
Şehrin ortasındaki kır çiçekleriUsulca çekildiler geldikleri yerlereKapatsak da olur artık camlarımızıBalkonumuza serçeler beklemesek de Şehrin ortasındaki kır çiçekleriÇekildiler diyorum Metin Abi örneğiAh hepimiz oluyoruz giderekİntiharların çünkü biçimleri değişti Büyük kalabalıklardaki yalnızlık intihardırGörkemli caddelerin açılması uçurumaYapma çiçekler götürmek sevdiğimizeYazmamak intihardır duyumsayıp da Kesen bıçak değildir insanın bileğiniYüreğimin kıyısındaki “gizli cam parçaları”İntihardır bu çağda ağlamayı bilmemek (*)Nilgün …
Şub 23
Âgape
Kimse gelmedi bugün bana sorular sormaya; kimse bir şey istemedi benden bu ikindi. Bir tek mezarlık çiçeği görmedim bütün o neşeli fener alayında. Affet beni, tanrım: ne kadar az öldüm! Herkes, herkes geçip gidiyor bu ikindi sorular sormadan bana, beni sormadan. Bilmiyorum ne unuttular, ellerimde kalan bu fenalık yabancı bir nesne gibi. Kapıya çıkıp, bağırmak …
Şub 23
Son Mektup
Hepinize!..İşte ölüyorum. Kimseyi suçlamayın bundan ötürü.Hele dedikodudan, unutmayın ki, merhum nefret ederdi.Anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım! Bağışlayın beni.İş değil bu, biliyorum (kimseye de öğütlemem),ama benim için başka bir çıkar yol kalmamıştı.Lili, beni sev.Hükümet yoldaş!Ailem: Lili Brik, anam, kız kardeşlerimve Veronika Vitoldovna Polonkaya’dan ibarettir.Yaşamalarını sağlarsan, ne mutlu bana..Bitmemiş şiirleri Brik’lere verin, ne lazımsa onlar yapar.“Bir varmış bir yokmuş” …
Şub 23
Mavi Randevu
Mavi bir elbiseyle gelmiştin, gökyüzü maviydi.Getirdiğin rüzgârla ev kokuyordun..Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma..Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi.. Bin dokuzyüz kırk iki baharıydıBahçeli pencereler önünde geziyorduk,Gözlerimiz buluşuyordu, ürperiyordumGökyüzü maviydi, mendilin maviydi Sıcak nefesin yüzüme değiyordu“Evlenebilir miyiz” diye sormuştum,Yürüyüşün değişmiş, yüzün pembeleşmişti;Mavi elbiseler içindeydin, gökyüzü maviydi. Elini elime verdin, ayrılıyorduk,Gözlerin gözlerimde, dudakların ıslak,“Sık sık konuşalım” demiştin; gittin..Mendilin maviydi, …