Kategori: Türk Şiiri

biri gül yakmış olmalı ocakta

biri gül yakmış olmalı ocaktasanki genişlemiş gibi dam İlhami ÇiçekBu Hüznün MesnevisiKetebe Yayınları

Biz (Zaten)

önce…Çeşitli, birçok kaynaktan akıp biriken öfkemiz,öyle olur ki, (belki) zavallılığı içindepek de haketmediği —belki, layık bile olmadığı—bir biçimde, boktan birinin kafasında patlar:Aslında, o çok daha beterini haketmiştir; ama,işte layık değildir buna aslında. Öfkemiz kördür— en çok da ayna karşısında… Öyle olur ki, bir sürü yönden üzerimize çullanançeşit çeşit baskılar, bir basınç kaçağındabiraraya gelip, suratımızın önünde …

Devamını oku

Gündüz Yarasaları

I.Neyiz ki biz?İlk ışınları görününce güneşin,Kaparız tepenin gözkapaklarını —Çam değiliz ki, kollarımız açıkÜrpererek karşılayalım donuk ışığı.Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.Tanımayız alacakaranlığı delen,Tepelerin arasından seçen bakışı. —Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.Gündüz yarasalarıyız biz. II.Geceyi düşleriz gündüzken,Geceyken de gündüzü, —Yitirebileceklerimiz yitiktirOnlardan uzaktayken — amaÖzleriz, döneriz yenidenYitirmedenYitirebileceklerimiziYitiremediklerimize.Yitirebilirdik, deriz;Ama yalnızca bir fiil çekimi bu —Tutsaklıklara bağlamışız …

Devamını oku

Sallanan Eller

Zeynom: Giderken dalgaların ardından baktım sana yıllardan sonraHiçbirşey eskimemişHerşey yepyeniOlabilir mi? Ne çok duygu yaşanıp geçmişDenizde sürüklenen iki somun ekmekYemyeşil bir sarmaşık, kökleri kopukNe çok yol, ne az varış Güneşin kuruttuğu, rüzgârın savurduğuKarın soğuttuğu, onca iççekişGünlerin yavaş akışla oluşturduğuNe az yer, ne çok geçiş Geçmedik belki, gitmedim belki benSen orada uzaktan el sallarkenRüzgâr sustu, dalgalar …

Devamını oku

Baltalanan İncire Ağıt

Duvarda kaldı köklerinçıplak, utanmış.Toprağa saçıldı dallarınkopuk, parçalanmış. Bir boşluk esniyoreski yerinde.Kumru gelince sekiyoreksikliğinden. Yongalar arasındankokulu, kuruyanbir hava yükseliyormartılara ulaşan. Yokluğun bile yokolacakboşalamadan, baharda.Ben de giderim artıkburalardan yakında. Oruç Aruoba

Önce

14 Eylül Canım –işte yalnızca bunu yazdım; ne yazacağımı bilmiyorum, düşünmedim de – öylesine, bu sözcüğü yazdım:-Canım,içimden akmağa çalışan özlem türkülerini geri itiyorum; onların yeri burası değil. – ‘Karar verme’, ‘istemeyi isteme’ demiştim. Bunlara şunu eklemek gerek : h i ç k u ş k u d u y m a m a. Hem bu …

Devamını oku

Ey başı kesilmiş ney; dilsiz, dudaksız olarak sırlar söyle!

• Ey güzel sesli ney! Çıkardığın seslerle gönüller almadasın. Hoşsun, güzelsin, sıcak sıcak nefes vermedesin. Soğuklukları silip, süpürmedesin. • İçin bomboş, ne boğum var, ne başka bir şey! Sen dertlere düşmüş, perişan olmuş gönüllerden, dertlere düşmüş canlardan derdi, elemi almakta, onları da kendine döndürmekte, böylece de dertli, kederli, elemli kişilerin yerine sen feryad etmekte, sen …

Devamını oku

Aşkın Ve Suların Öğleni

öğlen güneşi soyuyor her şeyi…ışıyarak üşüyor dal yalnızlıkyol üstü çiçeğio hep bir şiiri ağırlayan benim için bir dalgınlık tutyüzümü eriterek geldiğim günler içinboynundan konuşuruzayaklarımızda toplanan güvercin gülüşlerindenuysal ve aceleci… varsay ki bir kapı kalmıştır bir kenttennasılsa bulunur içini kımıldatan bir gülüşün şarkısısokakları büyüten omuzlar için… giderek konuşurum suların inceldiği yerdenalnına bir güneş taşmış ya hani …

Devamını oku

Ölümün Güzelliği

Sadece güzel bir ölüm istiyorum. Eğer bir solcuysam dağ başında,Bir kurşun sonrasında Eğer yaradana çok yakınsam, elimi onaaçtığım bir vakitte mesela.. Eğer bir mecnun isem sevdiğimin başucunda,Kalp atışlarını duyacak kadar çok yakınındaölmek isterim. Ve öldükten sonra hatırlanmak isterim.Göz bebeklerimin içine kadar değil de,Bu zamana kadar söylediğim kalbe değer,İki üç şey varsa öyle hatırlanmak isterim. Murat …

Devamını oku

Yürek

Yalnızın yüreği,İçerisinde sevgilisi.Dışarısında kimsesi. İlhan Şevket Aykut “Gözümün retinası yırtıldı, biri iki görüyorum. Eyvallah ben gidiyorum” İlhan Şevket İlhan Şevket’in hayatını birkaç kelimeyle anlatmaya çalışırsak bunlardan ilki çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunu “saklambaç” olurdu. Bu oyunu öyle iyi oynar ki İlhan Şevket, bulunmayı istemediği sürece hakkında bir yazı bulmak bile imkânsız olur. Bulunduğunda ise mutlaka size katacakları, …

Devamını oku