Çocuklar acıdan ölmezannesizlikten ölür.ay denizin sessizliğinden Ölümün sesi evden yayılır dünyaya yaz bahçelerine kar yağar koparılır annesinden çocuk dalından koparılır gibi nar. Rüzgârını yitirmiş dağ gibi taşır kucağında tabutu baba Baba gülen bir çiçeğe bakarken kırların kundağına gömülür çocuk Mustafa Ruhi Şirin
Kategori: Şiirdir Baba
Şub 23
Bir eski yapıydı babam
IV(EK) Bir eski yapıydı babamKapısı vurulmadan girilenKapandı artık, 13.3.1978. Özdemir İnce
Şub 23
Nasıl Saklarım Sonbahar Olduğumu
Güzel Acı Çekerdi Babam Bin dokuz yüz ellilerin sonlarıydı. İstanbul o yıllar tenhaydı. O tenha İstanbul’un tenha bir köyünde otururduk: Çengelköy’de. Şimdi yazlarını bile sonbahar gibi hatırlıyorum. O zamanlar sık sık vapurların yanaştığı iskelesinden denize bakarken gelivermişti kalemimin ucuna: “Nasıl saklarım sonbahar olduğumu?” Oysa o zamanlar on, on bir yaşlarındaydım. Bir anlamda ömrümün ilkbaharında bile …
Şub 23
Siyah Beyaz Kızlar
II. Ormanda nasıl kükrerse bir erkek geyikSabaha karşı alacakaranlıktaYağmuru tetikleyenDağı kundaklayan bulutu boynuzlayan Ah işte seni öyle arıyorum canımGelinler gibi sonsuz ağlayanMurat alamamışGüveyler gibi Bir anne nasıl koşarsa yanan bir evdenYavrusunu kurtarmak için, öyle candanAtlıyorum işte senin alevlerine Baba nasıl ağlarsa öyleÖlmüş oğlunu kucakladığında nasılSedyede çenesi bağlı yatanMeleklere gülümsüyormuş gibi yatanÖlmesi mümkün değilmiş gibi yatanYine …
Şub 23
Toprak
Babam hemen hakanolurkervan yüklü geceyi taşıyan ormandabar bar bağırır develerini Durmaz babamÖncü seher yıldızındanapaydın olan başınısavaş uçlarındaölçer soylu oyunlarıyladüşmanın güzel borazan seslerini Savaşa gerilir babamelinde bir karanfille bekleratılır kentlere Sular direnirÇünkü padişah hala güneşe bakarAkşam geç yürür denizesonsuz savaşlar kaçan atlaryük bilek sayısız güçleaçılan bir saray kapısınıkapatır ve padişahlar sorarlar ava koşan avdan dönenkanter avda …
Şub 23
Vakit Sarı Tunç Kara Demir
İnsanın delikanlılığı üzerine konuşalım Parmağıyla bir zincir sallayarak geçiyor önümüzden Bu bir müzik De ki balyozlanan kaburgalar İşkence odaları hayır diyorum ki Kulağımızı dayadık mı kumluklarına Kadırga kırıkları deniz dibi fısıltıları Elbette bu suçları Bu suçları Bakın nasıl utanıyorlar İnsanlık bizde kalsın fakat Allah Onları sorguya çekecek Bir zebani düşünemeyiz daha Dünyaya ait beş duyumuzla …
Şub 23
“Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın. Bu kadar.”
Yetimim, göğsüne yasla Babamın göğsüne başımı gömüp yatıyorum. Dünyanın en güzel uykusunu uyuyorum. Bir daha öyle bir uyku olmadı hayatımda. Babam yok ve ben de yetimim. Derdimi gösterin Emekli olduktan sonra da hastanede çalışmaya devam eden bir personelimizin oğluydu Faruk. Otuzlu yaşlarında, dal gibi bir delikanlı. Sessiz, kendi halinde biri. Çocuğunun doğumu bizim hastanede olmuştu. Oradan hatırlıyorum. Karaciğer …
Şub 23
Babamın Bavulu
Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, el yazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana. Her zamanki şakacı, alaycı havasını takınarak, kendisinden sonra, yani ölümünden sonra onları okumamı istediğini söyleyiverdi. “Bir bak bakalım,” dedi hafifçe utanarak, “işe yarar bir şey var mı içlerinde. Belki benden sonra seçer, yayımlarsın.” Benim yazıhanemde, kitaplar arasındaydık. Babam …
Şub 23
Babama
babam tadı damağımda baldıo sabah kalkamadıpeteklerden akıttın zehrini tanrımgözlerimde ölüm ağırlığıannemin yangınına koştumdeli rüzgar gibi dolanıyor annemin sesitaş duvarlar sarsıldıaltındağda kerpiç evler yıkıldıölüm bu kadar kötü mü babaçocuğun sağı solu belli olur muaklım sabah vereceği iki bucuk liradakomşu kızı neclayasucuklu tost alacaktımayakkabı sözü de vardıben erkek kızıma ayakkabı alacağımbiliyor musun babaerkek kızın avuç açmadıbabam tadı …