Kategori: Röportaj

O gün, bütün çabalarına rağmen bir tek kişiyi bile tevhidle buluşturamamış bir peygamber evine nasıl bir hüzünle dönerdi?

Şair Erdal Çakır’la Hece Yayınları’dan çıkan “Hüznün Efendisine” kitabına dair konuştuk. Düşüncenin şiire ayna tuttuğu “Hüznün Efendisine” kitabı, aynı zamanda irşad işlevi görüyor. Çünkü peygamber yaşantısının şiirdeki yansımalarına şahit oluyorsunuz okudukça… Şiir dilinizin ifade gücü düşünce ağırlıklı ve bunu tüm şiirlerinizde görmek mümkün. Şiirinizin bir düşüncenin savunuculuğunu yaptığı hususunda neler söylemek istersiniz? Her varlık, kendini …

Devamını oku

Bu adamlar zamanında kadınlarla iyi ilişkiler kursaydı, böyle olmazlardı

Mustafa Armağan, kendi etnik kökeni yüzünden etnik milliyetçilik yapıyor. Normal bir adam Kazım Karabekir’le Mustafa Kemal’i ne diye düşman gibi gösterir. Ne derdin var İstiklâl Harbi komutanlarıyla. Rahat bırakın İstiklâl Harbi komutanlarını. Kimse bunlara bir şey demiyor. Mahallenin delisi gibi ben çıkıp söylüyorum. Herif kendine göre tarihi çarpıtıyor. Bunlar cahil adamlar, ne bilirler tarihi. Bir …

Devamını oku

Bu yıl ölümün kıyılarına yaptığım üçüncü yolculuk.

Bu yıl ölümün kıyılarına yaptığım üçüncü yolculuk.  Ve bir geri dönüş daha. Ve yine tuhaf bir güven duygusu: “Bu hikâye daha bitmedi…”  Cankurtaranın sirenleri gecenin karanlığını yırtarken bile gücünü yitirmeyen bir duygu: “Bu hikâye daha bitmedi…” Başlangıçta, iç dünyamda hafiften nabız gibi atarken, henüz soyut adımlarla ilerleyen bir kıpırdanış. İleriye yönelik, sanki yeterince şekillenmemiş bir …

Devamını oku

İktidara muhalefet eden gelenek de en az onlar kadar tahammülsüzler ve onlardan farksızlar.

Evrim teorisine karşı yazısı ile “müftülere nikâh yetkisinin yaşam tarzı dayatması olmadığı” yolundaki yazısının ardından Cumhuriyet’teki köşesi kapatılan Nuray Mert, aynı gün Hürriyet’teki yazılarına son verilen Akif Beki ile birlikte anılmak istemediğini söyledi. Medyascope’ta Gökçe Çiçek Kösedağı ve Burak Tatari’nin sorularını yanıtlayan Nuray Mert, “Akif Beki gibi bir gazeteciyle anılmak Mert, istemiyorum. Kimse de kusura …

Devamını oku

Nuri Bilge Ceylan: Bu ödülü birisine adamak istiyorum: Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme.

-Oyunculuklardan başlarsak; Taner Birsel gibi önemli aktörler bir yana Yılmaz Erdoğan misali komedyen olarak çok tanınan, mimikleri çok oturmuş oyuncularla kendi üslubunuzla çalışmak nasıldı? Bu oturmuş mimikleri kendi paydanızda biraraya getirmek zor olmadı mı? -Doğrusu oyuncuların hemen hepsi bu konuyu sete gelmeden zaten kendileri de düşünüp belli bir hazırlık yapıp gelmişlerdi. Ama gene de birbirinden …

Devamını oku

İnsanlar niçin o kadar uzun yaşamak ister ki; anlamıyorum…

Tıbbın tamamen başarısız olduğunu çok erken anladım. Modern tıptan bu sebeple ayrıldım ve biyoloji okudum. Zaten yaklaşık son 20 yıldır, kuantum fiziği buluşları ile bütün bilim adamları aynı sonuca vardı. Yeryüzünde bir inanç ve bir dinle bağlantılı olmayan hiçbir şey yok. Özellikle de tıp. Neden tıp? Çünkü insanı en çok gıda ve tıp ilgilendiriyor. İnsan …

Devamını oku

Şiir insanları sevmeye yarar…

Metin Altıok, yeniden Ankaralı. Bingöl ve Karaman’da geçen 12 yılın ardından, eşi Nebahat Hanım’la Ankara’ya dönüp yerleşmişler.. Şu anda felsefe öğretmenliğinden emekli ve zamanının çoğunu şiire ayırıyor. Evlerine konuk oldığımda ona sormayı düşündüğüm soruları not etmiştim ama, içeriye adımımı atar atmaz ve Metin Altıok’u tanır tanımaz öylesi bir söyleşinin fazla kuralcı olacağını düşündüm. Sohbetimiz bizi …

Devamını oku

Eeee, zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır.

Münir Özkul, aktör yani tepeden tırnağa, ilikten kana, hücresinden alyuvara aktör adam Münir Özkul. Hepimizde ondan bir parça var. Hepimizden bir parçayı da o çoktan almış, basmış bağrına. Sonra on yıllara yayarak gıdım gıdım geri vermiş bize. Sesiyle, duruşuyla, oyunuyla bize kendimizi “iyi hissettiren” bir adam oluşu işte bu nedenden olmalı. Sahi ne yapıyor bu …

Devamını oku

Genelde dar gelirli kesim satın alıyor.

Türkiye’nin son yıllardaki en büyük sorunu -belirgin bir şekilde telaffuz edilmese de- ekonomik kriz. Dile getirmekten kaçınılan bu kriz, hemen her sektörü derinden etkiledi, etkiliyor. Can Yayınları’nın sahibi Can Öz ise kitap pazarında tam aksi bir durumun yaşandığını söylüyor. “En çok, dar gelirliler kitap satın alıyor” diyen Öz, Diken’e, okurun Türkiye’nin sorunlarından uzaklaşarak huzuru nasıl …

Devamını oku

Ekonominin ürettiği kadar tüketmeyeceğim, ihtiyacım kadar tüketeceğim.

Yağmurlu bir gün, parolası TOPRAK, TOPRAK, TOPRAK yazan bir zili çalıyorum. Parolayı bilmiyorsanız içeri girmeyi unutun. Kitap kokuları çarpıyor yüzüme. Köşesinde dizelere karışmış bir Çınar buluyorum. Sandığım kadar uysal çıkmıyor bu çınar, kızıyor yılmadan, öfkeli bize, sizsiniz suçlu diyor, biziz suçlu diyor! Otur bakalım diyor, kimsin sen, ne istiyorsun diyor, başlıyor söyleşiye: Pınar Dağ: Merhaba Hayrettin …

Devamını oku