Kategori: Röportaj

Çok Yorgun Bir Adamın Ölümü

Herhangi biri değildi. 13 yıldır, ölülerin bekçisiydi. Çoğu parçalanmış, yüzleri dağılmış, kolları bacakları hatta kafaları kesilmiş cesetler getiriyordu ona güvenlik güçleri, gömmesi için. Onları gömer ve sonra da hep ilgilenmeye devam ederdi. Bugün, üzerlerinde isim levhaları olmayan mezarlar orada ama onlara göz kulak olan biri yok artık. Keşmir‘deki Baramullah bölgesi Bimbyar köylülerinden, isimsiz insanları gömmekle …

Devamını oku

İzmir’de “meçhul” mülteciler mezarlığı

Bir din insanıyla ölümden konuşmanın kolay ve de zor yanları var. Bir müddet sohbet edip, diyeceklerimi küstahlık olarak algılamayacak gönül genişliğini hissettikten sonra sordum: Bütün bunlara isyan ettiğiniz oluyor mu? 35 yıldır mezarlıklarda imamlık yapan Ahmet Altan’ın son altı aydır görev yeri İzmir Bayraklı’daki Doğançay Mezarlığı. Çevredeki bahar yeşili, katırtırnağı sarısı tepelere bakarak cenaze aracıyla …

Devamını oku

BİR HAYAL YAŞADIM, ÇOK KISA SÜRDÜ

 DİYARBAKIR’ın Yenişehir İlçesi Şehitlik Mahallesi’nde geçen 23 Temmuz’da teröristler tarafından şehit edilen trafik polisi 37 yaşındaki Tansu Aydın’ın 2.5 aylık eşi aynı yaştaki Vietnamlı Vu Yhuy Tuanvi Aydın, “Ben onunla burada bir hayal yaşadım. Çok kısa sürdü. Ona sonsuza dek eş olmaya söz vermiştim ve öyle olacak. Onu burada bırakıp ülkeme dönmeyi düşünmüyorum” dedi. Şehitlik …

Devamını oku

Küçükken babam bana masallar anlatırdı. Birgün bana masalın sonunun nasıl olmasını istediğimi sordu

Neslihan Özer: Cahit Zarifoğlu ile geçen zaman? Berat Zarifoğlu: Cahit Bey ile on bir yıl evli kaldık. Zorluklarla geçen yıllardı bunlar. On bir yıla dört çocuk ve daha birçok şey sığdırdık. Özer: Bu zorluklardan biraz bahseder misiniz? Berat Zarifoğlu: Evlendiğimizde ben on dokuz yaşındaydım. Cahit Bey ise otuz altı yaşındaydı. Herhalde ilk sebebi bu olacak …

Devamını oku

Kitâbı bırak, okumaya bak!

S.1: Uzun süredir, doğu ve batı kültürünün klasik eserleri ile meşgulsünüz. Bu okuma serüveniniz esnasında, kitapların ve kütüphânelerin oluşumu ile kültür ve medeniyetlerin oluşumu arasında nasıl bir ilişkiyle karşılaştınız? Medeniyetin oluşumunda kitabın ve kütüphânenin nasıl bir yeri var? C.1: Kitap, kitâbe(t) sözcüğünün de işaret ettiği üzere, köken itibariyle yazıt ile ilgilidir. Bu nedenle, soru, yazının …

Devamını oku

Babamı rüyamda gördüğüm zaman çok seviniyorum, iki üç gün sürüyor o mutluluk.

Babamı çok severdim. Ama o kadar çok çalışırdı ki, pek göremezdik. Zaten polisten kaçtığı ya da hapiste olduğu zamanlar olduğu gibi, ‘Zübük’ gazetesini çıkarırken eve haftada bir geldiği zamanlar olurdu. Büyüdükçe babamla giderek daha fazla arkadaş olmaya başladık. Bana çok güvenirdi, her yaptığımı da beğenirdi. Ben de onun güvenini kırmamak için elimden geleni yapardım. Ders …

Devamını oku

Kazım Koyuncu Umay Umay Ropörtaj

-Umay Umay: çok güzel görünüyosun..Kazım Koyuncu: bir hasta oldum var ya, hepinize güzel görünmeye başladım arkadaş yaa=)  -Umay Umay: biliyorsun ki senle konuşmak çok zor. Çok sinirlisin Kazım Koyuncu: sinirliiii, yakışıklıııııı, konuş konuş, kızmayacağım 🙂 -Umay Umay: bensenle her zaman müzik konuşmayı sevdim. Bugün de müziği ve müzikle arandaki meseleden başka bir şey konuşmak da …

Devamını oku

Ölçü bozulduğu zaman önce gözün ölçüsü bozulur, sonra kalbin ölçüsü.

Türkiye Müslümanları dini hayatın mihverine oturtmuyor derken ne demek istiyorsunuz? E oturtamıyorlar. Yeni tanıştılar, çok hoşlarına gitti bu modernite. Otomobiller, seyahatler, evler, paralar… Devamı var mı onu söyleyin. Dünyevi şeyler herkesin hoşuna gider. Şimdi şaşırmış vaziyetteler. Biraz geçsin bakalım. Hayatlarının mihverine dini oturttuğunu iddia edenler de çok iddialılar. Ben iddiadan hiç hoşlanmam çok da korkarım. …

Devamını oku

Sarkis Çerkezyan: Ben bu ülkede olmanın acısını çektim.

“91 yılda neler gördüm, neler…Her şey değişti ama iktidarlardaki İttihatçı kafa hiç değişmedi. Birinin bıraktığı yerden öbürü devam etti. ‘Güzel günler göreceğiz çocuklar’ demişti Nazım, ama o da o günleri göremeden gitti Moskova’da. Vaziyet böyle, ister ağla ister gül.” 1916 Halep doğumlu Çerkezyan’ın ailesi 1915’te Tehcir Yasası’yla Suriye’ye “göçtürülmüş“. 1918’de ise baba memleketine, Konya-Karaman‘a “göçmüş“. …

Devamını oku

Öyle ki artık Müslümanlar İslam’dan nefret eder hâle getirildi.

Herhalde yeryüzünde diline en saygısız, en hoyratça davranan toplum bu toplumdur. Dili götüren edebiyattır. Bugün Türk Edebiyatı’nı okumak, anlamak imkânsız bir şeydir. Farklı bir dil olarak çıkıyor karşımıza. Yakınlarda yazılmış eserleri bugünün nesilleri anlamıyor. Bugünün gençleri demek de istemiyorum, genç denince ne akla gelir? 18 ile 25 yaş arası gençtir. Ancak 40-50 yaşlarındaki adamlar da …

Devamını oku