İstanbul’da bir sevdiğim vardıKeçi yavrusuna benzer,Rüzgar eserdi hafiften gözlerindeHalden anlardı. Bütün Şehzadebaşı bilir hikayemizi,Gülhane parkı bilir, gemiler bilir,Gelip geçen bakardı. Yanakları güz elmasına benzerSoğuk havalarda.Ormanlar gibi bakışları;Çocuktu, aceleci, bir hali vardı.Bahar günleri geldi miydiSaçları uzardı. Adını bile unuttumYüzünü de, gemileri de,Yalnız ara sıra aklıma geliyorSabah akşam iş başındaVe asfalt caddelerde. Cahit Külebi
Kategori: İstanbul Şiirleri
Şub 23
Kömür
Günlerden 2 Kasım 1976Küçük bir salkımsöğütün altındaKarşımda deniz Sultanahmet AyasofyaGeçmiş günlerimin en yaman olaylarınıYokluyorum bir andaGerçektenÇok verimli oluyorEl ele verince yürek kafa Günlerden 2 KasımDeniz derya külrengiGörkemli bir İstanbul lodosuÖğle vaktiİşçiler bir şeyler yiyorKömür arabalarıVe başörtülü tazelerVe o güzelim teyzelerKömür sırasını bekliyorKülrengi bir İstanbul külrengisiİçimize işledi işliyor Atlar alceylan demirikır doruKula yağızBaşlarında yem torbalarıKuyruklarında mavi …
Şub 23
Tarihe geçmek
Tarihe geçmek önemli bir mesele ise bunun müsbet ya da menfî bir namı olmalıdır. İstanbul’un şehir tarihine cami yapan; çeşme, imaret, mektep, han, yapanlar geçmiş; hayır dua ile anılmışlardır. “Yeni” ve “modern” kelimelerinin sihrine kapılarak tarihî acımadan yokedenler -şimdi, şimdi- hayırla anılmıyor. Gökkafes’i oraya konduranlar da hayırla anılmayacak. Maslak gökdelenler ile vücut buluyor, bu mekânın …
Şub 23
Yetim İstanbul
‘Çocukluğa, küçük şehirlere, ilk aşka, senin gidişine ve İstanbul şehrinin yetimliğine dair…’ Bir zümrüt masaldı çocukluğumuz;Bembeyaz çiçekler söylerdi onu.Nedir, bilir misin unuttuğumuz?Ömrün başlangıcı, masalın sonu. Acısı duyulur bir yerimizde,Küçük şehirleri hatırlamanın.Bir sır gibi yaşar gözlerimizde,Buğulu rüyası geçmiş zamanın. Duaların narin yapraklarında,Tanrı’nın yüzüne bakmadığı kul.Bir ayet gibidir dudaklarımda,Sen gidersen yetim kalır İstanbul. Seninle güzeldi kubbeler şehri.Senin …
Şub 23
İstanbul Sabahı
Bu aydınlık, bakışlarının güneşe vurmasıdır.Bunlar saç değil, sarı güllerin savrulmasıdır. Ne bahar, ne sonsuz mavilik, zamanı güzel kılan,Kalbimin ansızın gözlerine vurulmasıdır. Garip telaş.. uçarı gönül.. hülyalı saatler.. hepsi boş!Özlenen, bir sualin bir bakışta sorulmasıdır. Bu, fırtınadan arta kalmış beyaz köpükler,İçimdeki çılgın denizlerin durulmasıdır. Asıl çekilmez olan hayatın yükü değil,İnsanın bir amansız koşuda yorulmasıdır. Nurettin Özdemir
Şub 23
Cennet Çağrışımı
Akşam güneşi vurunca bahçelereBir cennet çağrışımı yapıyor ağaçlardaErguvanlardaVe artık açılmaya başlayanBayıltıcı kokularıylaTemiz kalpleriAğlayış çizgisine çekenİğdelerdeVe bahçe çitlerine dolaşık yaşayanHanımellerinde Bulutlar bu saatlerde özeniyorErguvan ağacının çiçeklerineYamaçlara güpegündüz rüya gördürenİstanbul’da bir küçük hanım sultanMahmur uykulardan yeni uyanmışİmkânsız güzelliğiyle erguvanCennet çağrışımı yapıyor Seni bu renkte mi özlüyorum ben?Senin çitlerine mi tutundu kalbim? Bahçede haylaz bir merdivenTahtadanÇocuklara yaramazlık fısıldayanBoyu …
Şub 23
Emin Değilim
Birlik ve beraberliğimize,İhtiyaç duymadığın şu günlerdeBir çocuk kaçar evinden öfkesiyleDolanmış boynuna ırmak asmış kendiniSaçılmış yere esvabı, utangaç ve kirli Tesadüfen girdiğin o turist fotoğrafındaAsılıp kalmışsın yıllarca İngiliz bir duvaraKadraj gülümsetirken herkesiKar yağmış ve mutsuzsun, Sultanahmet meydanında Annemde kalmış ayrılırken, yüzümün velayetiPatlatıp şişeyi üzerime yürüdüğün haniÇiçekler topladım sana Türkiye kadarBabalar maaş günü Bedir’den dönerYer sofraları kuruldu …