Kategori: İstanbul Şiirleri

Sarraf

Eski mezarlıklarÜç dinin tapınaklarıylaYaşıyor şehirKendini aldatıyor takvimlerleOyalanıyor yenilediğini sanarakYüreğiniBir düşte binlerce yıldan beriEsvap değiştiriyor durmadanÇıkmıyor odasındanHabersiz değil gene deOlup bitenlerdenLodos ayıklıyorBoğaz meyhanelerinden çekilenBalıkları biliyorSoluğu daralıyorYeni semt adlarını saydıklarındaGelip gideni eksik değil hâlâGeceleriNicedir kaç yaşında gösterdiğiniSoruyor bana Güven Turan

Yüreğimde Uskur Sesleri

Daha bir saat önce seninhüzünlü kocaman gözlerinle oturduğun bu köşeciktegeçip giden yük gemilerini izliyorum dalgınca Senden izler taşıyor bütün bu eşyaO bembeyaz kollarının sıcaklığınıhâlâ koruyor bu eski ahşap masaAlmayı unuttuğun sigara paketi işte buradaki ellerin değmişti defalarca İşte gittinişte boşaldı odadaki yerinişte doluştu yüreğimebirlikte geçen o kısacık zamanın tüm görüntüleriKırık dökük sözcükler soluk alışlar sızlanmalar …

Devamını oku

Bir Şehri Bırakmak

Bu şehirde yağmur altında dolaşılırLimandaki mavnalara bakıpŞarkılar mırıldanılır geceleri.Bu şehrin sokakları çoktur,Binlerce insan gelir gider sokaklarında..Her akşam çayımı getirenVe bir Beyaz Rus olmasına rağmenHoşuma giden garson kadın bu şehirdedir. Bu şehirdedirValsler, foksrotlar altındaSuman’dan, BramsdanParçalar çaldığı zaman dönüpBana bakan ihtiyar piyanist. Doğduğum köye müşteri taşıyanŞirket vapurları bu şehirdedir.Hatıralarım bu şehirdedir.Sevdiklerim,Ölmüşlerimin mezarları. Bu şehirdedir işim gücüm,Ekmek param.Fakat …

Devamını oku

Yaşadım ve yaşlandım İstanbul’da

Yaşı, sonbaharın yaşında sevdalarla Yaşadım ve yaşlandım İstanbul’da Bu hicran, kimden armağan sanıyorsun? Refik Durbaş

Hoşçakal Vapur

-beyaz bir martı süzülürve günışığı usulcacık dokunurteleğine denizin- kadın arabalı vapurdagözlerinde köpükleri ihanetin çaycı çocuk tepsidetaşımakta kılcal damarlarını yeni aşkların … hoşçakal vapur. Halim Yazıcı

Bir Gün İcadiye’de

Bir gün İcadiye`de veya Sultantepe`de,  Bir beste kanatlanır, birden olduğun yerde  Bir kainat açılır, geniş, sonsuz, büyülü,  Bu günün rüzgarında yıkanan mazi gülü  Dağılır yaprak yaprak hayalindeki suya  Bir başka gözle bakarsın ömür denen uykuya.  Belki en hulyalısı duyduğun masalların  O şafak saltanatı korularda dalların  Her ufku tek başına bekleyen eski camlar  Bir sır gibi …

Devamını oku

Bir Başka Tepeden

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yadaSende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Yahya Kemal Beyatlı

İstanbul’un Fethini Gören İstanbul

Üsküdar, bir ulu rü’yâyı görenler şehri! Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri, Hepsi der: “Hangi şehir görmüş onun gördüğünü? Bizim İstanbul’u fethettiğimiz mutlu günü!” Elli üç gün ne mehâbetli temâşâ idi o! Sanki halkın uyanık gördüğü rü’yâ idi o! Şimdi beşyüz sene geçmiş o büyük hâtıradan; Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan; Canlanır levhası …

Devamını oku

Bir Saadet

Ne bir kelime konuştuk, Ne işaret çektik birbirimize, Fakat gerçektir seviştiğimiz Vapur kalkıncaya dek, Gözgöze gelmekle sade. Bir saadet gibi hatırlıyorum, Yasemin kokusu ondan, Teneffüsü benden, Bir yaz akşamı, Kandilli iskelesinde! Cahit Sıtkı Tarancı

Bak Sitanbûl’un şu Sadâbad- nev bünyanına

Bak Sitanbûl’un şu Sadâbad- nev bünyanınaÂdemin canlar katar âb u hevâsı canına Ey sabâ gördün mü mislin bunca demdir âleminPüşt-i pâ urmaktasın İran’ına, Turan’ına. Ey felek insaf, ey mihr-i cihân-ârâ âmânBir nazîri var ise söylen konulsun yanına. Ben de bilmem böyle rûh-efzâlığın aslın meğerHızr tohm-ı ömr-i câvîd ekti nahiistanına. Sizde böyle müşk olur mu deyü …

Devamını oku