1. Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir Sen kaç köşeli yıldızsın Fabrika dumanlarında resmin Kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun Hâtırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi Aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun Benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma Ben geleceğin …
Kategori: İstanbul Şiirleri
Şub 23
İstanbul
IBu şehir, bu dereceBozulmadan, kirlenmedenÖnce de bu renkteydi!Yani hep kül rengi ve griydi! Her kentin bir havası, ve suyuKendine has boyası var.Garip. Ya da kader midir?Tabiat bu şehri, kurşun rengine boyar. Gökyüzü çoğu gün mavi iken,Durup durup bulutlanır.Camilerin kubbesi,Kesme taştan minaresi.Sokağın paket taşlarıLimanda vapur dumanlarıHele kuşları, güvercin kanatlarıİnce-ince sızan yağmuruHepsi, hepsi, tabiat fırçasıyla,Kurşun rengine boyanır. …
Şub 23
Şiiri Yazılamayan Şehir
Gökçe atlar üstünde fethe uçan cihangir:Bu pürfüsun şehire nasıl yazılır şiir? Bir masal diyarının gölge-ışık Kaf’ınıKalem çizebilir mi mânâ fotoğrafını? Medine-i fâzıla, kutsanmış dersaadetİstanbul sevda gibi, ölüm gibi mücerret Yakamoz şehrâyini, tılsımlı, aşkın-verâSözle şerh edilemez bu ilâhî manzara Sanatın bütün sırrı mazmun olsa yine zorİstanbul nûr revnakı, İstanbul bir metafor İstanbul şiiristan, bedestân pazarıdırİstanbul, mâverâya …
Şub 23
Saint-Antoine’in Güvercinleri
I.Eleni’nin Elleri Bir gün Eleni’nin elleri geliyorHer şey değişiyor.İlk İstanbul şiirden çıkıp yerini alıyorBir çocuk ilk gülüyorBir ağaç çiçek açıyor. Eleni’den önceDaha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştımSabahları, akşamları bilmiyordum dahaBir gün bakıyorum akşam ellerimde gözlerimdeBir gün sabah her yanım.Eleni geliyor Dünyaya bakıyorumDünya sanıldığı kadar küçük değil o gün anlıyorumSanıldığı kadar üzgün değiliz dünyadaO …
Şub 23
Galata Köprüsü
Dikilir köprü üzerine, Keyifle seyrederim hepinizi. Kiminiz kürek çeker, suya suya; Kiminiz midye çıkarır dubalardan; Kiminiz dümen tutar mavnalarda; Kiminiz çımacıdır halat basında; Kiminiz kustur, uçar, şairane; Kiminiz balıktır, pırıl pırıl; Kiminiz vapur, kiminiz şamandıra; Kiminiz bulut, havalarda; Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı, Şıp diye geçer Köprünün altından; Kiminiz düdüktür, öter; Kiminiz dumandır, tüter; Ama …
Şub 23
Basit Bir Yalnızlık da Yeterdi
Basit bir kareli defter de yeterdiSamatya istasyonunu anlatmak içinakşamı beklerkenbeklerken parçalanmış umutlarıbiraz önce yağmur yağmış o istasyonhüzün dağıtırkenuzaktan bakanlara bilekıyı yolundan geçenlereve yolculara ki hüznün kendisidirbiraz şairdir akşama doğruanlayışla bakar istasyon şefihafif gülümseyerekve aldırmaz bileve birden gün geçeraldırmaztirenlerle yolcularla yüklerlebiletlerle pasolarla geçer günve Egemen Berköz evine dönerKupkuru yüreği hüzündenhatboyu kırık dökük ev içlerinden akşama doğrubir …
Şub 23
Küçükhanım
Bir dağ çiçeğinin açmasını getiriyorum Uzandıkça yüzünün kumsalına Balıksız bir denizin yalnızlığı oluyor saçların Korkumu bölüşmek istiyorsun İçimi parçalayan bakışlarını serbest bırakarak Birazdan bir mevsim başlayacak Sokak çocuklarının kışkırtıcılığıyla dolacak sesin Ben, gözünün içine batan bir kiraz tutuşmasıyla şekerleşirim Yine de kendini bilmez bir rüzgârla giderim yanından Kusura bakan bir gökle okşadıkça bulutları Son yağmurunu …
Şub 23
Sen İstanbula Aldırma
Caddenin bostanına Malatyadan geldimkara trenlerin uzun düdükleri kulağımdaHaydarpaşa kapılarını maviye açmışrüzgar martıya yakışmış balıklar suyakayık kayıyor,çanları tutun delirmesinhangi renkti sustuğum Göztepenin kıyısında yüzümde Istanbula aykırı bir şey yavrusunu emzirmeyen analar gibiitiyor elinin tersiyle gerisin gerisaçlarımın kokusu bu kente esmerve kadınlığım dik duruyor yollarına bir oyuk açıldı yarıldı naro gün müydü kendime bir isyan aldım taş …
Şub 23
Madrid’de Kahvehane
Madrid’de kahvehaneyi gördüm ki havradır, Bir yerdeyiz ki söz denilen şey palavradır. Dalmış gülüp konuşmaya yüzlerce farfara, Yorgun kulaklarımda sürerken bu yaygara Durdum, hazin hazin, acıdım kendi halime Aksetti bir dakîka uzaktan hayâlime, Sakin Emirgân’ın Çınaraltı’nda kahvesi, Poyraz serinliğindeki yaprakların sesi. Bazen gönül dalar suların mûsikîsine Bazen Yesâri hatlarının en nefîsine. Yahya Kemal Beyatlı
Şub 23
Saray Köftesi
Cebinde parası yok ama yoksul değilİleri görüşleri var okumuşluğu yokCanı hürriyet çekmiş saray köftesi yiyorKoca bir konağın iç odasında Bin dokuz yüz beşte istanbul’u düşünüyor Bin dokuz yüz beşte istanbul’da Bir semai kahvesinde şiir okunuyor.Siz de okuyun o şiir güzelEfendim kim demiş üftageganında muhabbet yok Bin dokuz elli üçte istanbul’daEvin küçük beyi saray köftesi yiyorSiz …