Kategori: Deneme

Gül Tutan El

Hazerfen Necmeddin Okyay’ın elinde gül tutan bir resmi vardır. Gülden ve değirmi beyaz sakallı mütebessim yüzünden nurlar saçılan bir fotoğraf. İlk nerede gördüm hatırlamıyorum. Ve ilk kez Necmeddin Okyay’ın bir fotoğrafını görüyordum [o sırada hakkında fazla bir şey de bilmiyordum]; dedim ki, işte aradığın yüz, işte aradığın el, işte gül. Artık ne yazacaksan yaz.Yazamadık, o …

Devamını oku

İslâm Düşüncesinde Hüzün Kavramı

• Hüzün; Anlam ve Mâhiyeti• Kur’ân-ı Kerim’de Hüzün Kavramı• Psikolojik Açıdan Üzüntü• İslâm Düşüncesinde Hüzün Kavramı• Mutluluk ve Üzüntü• İnsanlığın Derdiyle Dertlenip Hüzünlenmenin Göstergesi: Gözyaşı• Bencil Kaygılardan Sencil Çözümlere; Mânevî ıstırap ve Çilenin İmanla İlişkisi• Kur’an’ı Hüzünlenerek Okumak• İnsana Huzur Değil; Huzursuzluk Veren Hüzün ve Kurtuluş Çaresi• Hüzün Kokulu Düşünceler “Şüphesiz senden evvel peygamberlere iman …

Devamını oku

Yazarın parayla imtihanı / Şaheserler yazdılar ama yoksul öldüler

Günümüzde kitapları çok satan kimi yazarların milyonluk serveti konuşulsa da böylelerinin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Yazar milletinin başı öteden beri ‘para’yla daime dertte. Tanpınar, “Ya Rabbim, bana bir 5000 lira lütfet.” diye yalvarıyordu. Para ve parasızlık yazarları nasıl etkiledi, istemedikleri işlerde çalışmak zorunda kalınca neler yaptılar, bol parası olanlar nasıl harcıyordu? Dünyada ve Türk …

Devamını oku

Şehirden Kaçıp Köy Hayatı Yaşamaya Karar Verenlerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

1-Suya yakın olması: Su yaşamdır. Uygun bitki türleri ve yetiştirme teknikleriyle birlikte farklı su hasadı yöntemleri de işin içine katıldığında su bakımından fakir yörelerde dahi tarım yapmak mümkündür ancak tarım arazisi aynı zamanda yaşam arazisi olarak planlanacaksa arazide veya yakınında herhangi bir su kaynağına ihtiyaç vardır. Su problemi olmayan yerlerde iklim de müsait ise bereket …

Devamını oku

Torino Atı

3 Ocak 1889, Friederich Nietzsche, Via Carlo Alberto’da ki 6 numaralı evinden dışarıya gezinmek ya da mektuplarını almak için postaneye gitmek üzere çıkar. Ondan pek uzak olmayan bir mesafede, daha ziyade ondan uzaklaşır bir vaziyette, taksicinin biri, inatçı atıyla cebelleşmektedir. Tüm zorlamalarına rağmen at kıpırdanmamakta direnmektedir. Bundan dolayı Guiseppe ya da Carlo ya da Ettore’nin …

Devamını oku

Huzursuz Ruhlar

Birisini çok sevseniz… Ona aşık olsanız… Hayranlık, dostluk ve şefkat bu aşkınızı beslese… Yıllarınızı birlikte geçirseniz… Onun için dünyanın en unutulmaz şiirlerini yazsanız… Ve, bir gün sizi yapayalnız bırakıp ölse… Perdelerinizi kapatıp her yanında onun izleri olan evinize kapansanız… Artık yanınızda olmayan sevdiğinizin anılarını düşünseniz… Sonra, artık size sahipsiz görünen odalardan birine girip onun dolabını …

Devamını oku

Sıradan Pencereler

Erkekler o gerçekleri taşıyamaz. Neredeyse hiçbiri kadınların gizledikleri gerçekleri bilerek yaşamayı sürdüremez. Kendilerine duydukları güven, büyük ölçüde kendilerine söylenen yalanlara dayanıyor çünkü. Kadınların söyledikleri yalanların erkeklere yapılan bir iyilik mi yoksa kötülük mü olduğuna karar vermek çok zor. Hangisi daha vahşice olurdu? Gerçeği söylemek mi, saklamak mı? Havuzun kenarındaki şemsiyelerle şezlongları kaldırmışlar. Yaz günlerinde üç-dört …

Devamını oku

İstanbul Halkının Ölüm Karşısındaki Duyguları

Cenevre Üniversitesi Dahiliye Kliniği profesörü Dr. Roch ile 1933 senesi yazında Eyüp Sultan’da, Gümüşsuyu’na çıkarken yokuşta tesadüf ettiğimiz mezarların üzerlerinde neler yazıldığını sordu. Taşlarda bazı mısraları kendisine terceme ettim. Mânâlarından çok mütehassıs oldu. “Mezaristan-larınız bir âlem, halkın ölüm hakkında felsefî fikirlerinin bir bahçesi. Bunlar acaba toplanmıyor mu? Buna dair yapılmış bir tedkikat var mı?” dedi. …

Devamını oku

Reşit Galip

Bu Kokuşmuş Kafayla Devlet Yürümez Dolmabahçe Sarayı’ndaki 1931’in Ağustos’undaki yemekte Ruşen Eşref Ünaydın, Dr. Reşit Galip,  Recep Zühtü, Şükrü Kaya, Tevfik Rüştü Aras, Celal Sahir, Hasan Cemil Çambel ve daha birkaç kişi ve kimilerinin eşleri var. Dr. Reşit Galip, huzursuz, kabına sığmıyor, içkiyi de fazlaca kaçırmış durumdaydı. O gece Millî Eğitim Bakanı Esat Mehmet Bey, …

Devamını oku

Nizar Kabbani

Arap edebiyatı (ortadoğu) ve şiiri üzerine konuşulacağı zaman duyduğum ilk ses derinlerden gelen bir çocuğun çığlığı ve bitmek bilmeyen silah sesleriyle tozun toprağa karıştığı bir savaş meydanı. Evet burası Filistin, içimize kazıdıkları acının merkezi, burası Kudüs, vatanım gök kubbem. İşte, “edebiyat ve şiir tam olarak bunun için var olmalı” dediğim an. – Değil mi ki …

Devamını oku