Kategori: Deneme

Derinden bir düşkırıklığı benimkisi.

Hayal kurmakla başım hiç hoş değildir. Gelecekten beklediği nelerse onları kafada keyfince şekillendirip sonra onlara uymayan durumlarla karşılaşınca hayalleri yıkılan kimselerden değilim. Güvendiğim dağlara kar falan yağmış değil. Derinden bir düşkırıklığı benimkisi. Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum. Evet, bizzat kendim …

Devamını oku

Güzel Suriye sahi sana ne oldu?

Bir zamanlar sözleri Çolpan’a ait “Güzel Türkistan sana ne oldu – Sebepsiz vakitsiz güllerin soldu” diye bir türkü vardı. Gençliğimizde dinler, hüzünlenirdik. O diyarlarda güllerin açmasını bekleye duralım gariptir ki son yıllarda ne zaman Diyar-ı Şam’dan haberlere baksam gayr-i ihtiyari “Güzel Suriye sana ne oldu…” diye mırıldanır oldum. Pirimiz Muhyiddin-i Arabi; “Şam Allah’ın, arzında mümtaz …

Devamını oku

Şiir sonunda öldürür.

Genç, sadece canlıdır. Canlılık nasıl bir şey acaba? Canlı ama ruhtan uzak, canlı ama akıl ve anlayıştan uzak. Heyecan, ürperti, korku, tedirginlik, vesvese, telaş ve tuhaf bir coşkunlukla tıka basa dolu. Gencin coşkusu derken bu coşkunun çoğu hayal kırıklığının taşması neticesinde oluşan keder coşkunluğu ve hayatiyet gibi de görülebilecek ölüm coşkusudur. İhtiyar coşkusuz ölür, genç …

Devamını oku

kitap satın almak kitapçılarla yazarların karınlarını doyurmalarını sağlamakla kalmaz…

Hiçbir şey düşünmeden dalgın okumak, güzel bir kırda gözleri bağlı olarak gezmeye benzer. Kendimizi ve günlük yaşamımızı unutmak için değil, bilinçli ve olgun bir tutumla kendi yaşamımızı yeniden sağlam ellerimize almak için okumalıyız. Ürkek öğrencilerin soğuk öğretmenlerin karşısına çıkışı, ipsiz sapsız birinin içki şişesine el atışı gibi yaklaşmamalıyız kitaplara. Kitapların karşısına çıkışımız, kaçaklar ve gönülsüz yaşayanlar …

Devamını oku

Bizim Fidel

Kelimelere düşkünlüğü… Baştan çıkarıcılığı… Nerede olursa olsun karşılaştığı her sorunun peşine düşer. İlham gücünün sürükleyiciliği tarzına yakışır. Beğenisinin vüsati, kitaplarına gayet iyi yansımıştır. Sigarayla savaşta moral üstünlük sağlayabilmek amacıyla puro içmeyi bırakmıştır. Bir tür bilimsel şevkle çözümler yaratmayı sever. Her gün birkaç saat egzersiz yapıp, sık sık yüzerek enfes formunu korur. Alt edilemeyecek denli sebatkârdır; …

Devamını oku

Ne bir mezar taşı istiyordu ne de herhangi bir yazı

Vasiyetinde, bir ağaç gölgesinin altında huzur ve karanlık içinde uyuyarak dinlenmek istemişti. Ne bir mezar taşı istiyordu ne de herhangi bir yazı. Eduardo Galeano / Aynalar

Edebiyatta kış kokusu

Büyük bir uykunun mevsimidir kış. Yalnızca doğa değil, insanoğlu da onunla birlikte bu uykuya hazırlar -bedenini değilse de- ruhunu. İlkbaharın sağaltıcı neşesi, yazın baştan çıkarıcı enerjisi ve sonbaharın hüznünün ardından, kış bir teselli gibi geliverir. Şimdi ruhu uykuya yatırma zamanıdır. Uyumanın ve unutmanın zamanı… Tıpkı Ahmet Muhip Dıranas’ın da dediği gibi “Beyaz dokusunda bu saf …

Devamını oku

Biz dertleri yalnızca unutkanca izliyor ve duyuyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Merhaba! Bugün Tahran’ın etrafında bir mezarlıktaki kabirlerde soğuk Tahran gecelerini sabah eden erkek, kadın ve çocukların hayatlarına dair sarsıcı bir haber okudum. Şu an tüm vücudum utanç ve buğz ile dolu. Size yazdığım bu mektup vesilesiyle, bu coğrafyada otuz küsur yıldır sorumluluk üstlenmiş herkesi bu utanca ortak etmek niyetindeyim. Biliyorum ki birtakım siyasetçiler …

Devamını oku

Ruh halimin güvercin tedirginliği

Başlangıcında, “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca hakkımda başlatılan soruşturmadan tedirginlik duymadım. Bu ilk değildi. Benzer bir davaya zaten Urfa’dan aşinaydım. 2002 yılında Urfa’da gerçekleşen bir konferansta yaptığım konuşmada “Türk olmadığımı… Türkiyeli ve Ermeni olduğumu” söylediğim için “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla üç yıldan beri yargılanıyordum. Duruşmaların gidişatından dahi habersizdim. Hiç ilgilenmiyordum.  Urfa’dan avukat arkadaşlar gıyabımda yürütüyorlardı …

Devamını oku

Hezarfen (bin sanat sahibi) Hattat Üsküdarlı Necmeddin Okyay

Yirminci yüzyılın ilk üç çeyreğinde, renkli kişiliğiyle Üsküdar’ı temsile layık bir sanatkar hüviyetini sürdüren üstad Necmeddin Okyay’la önceleri hoca-talebe, sonra da baba-oğul yakınlığıyla yirmi yılı aşan bir beraberliğimiz oldu. Buna dayanarak, ölümünden 27 yıl sonra Üsküdar Sempozyumu’nda onu -zamanın elverdiği nispette- Üsküdarlılara tanıtmayı bir vecîbe addediyorum. Kendileriyle şahsen muarefesi bulunanlar da artık azaldığından, bu konuşmamla …

Devamını oku