Gücünü bitiren bu zor işin ücretiniBir ayın sonunu elle geçirdimArzu dolu ve sıcak bir gönülleHemen eve yöneldim Fakat, Ne yazık ki, azıcık ücretimBiriktirdiklerimin hepsi alacaklılara gitti!Gözüm açılınca gördüm, AhNeyim varsa gitmiş Çocuğum geldi, şaşkınlıkla gözlerime baktıOnun iki siyah elmas gibi gözleri vardıArzuyla yanan gönlünün kıvılcımlarıGünahsız bakışlarıyla isyan ederek: “Ah anne! Geçen ay demiştinBana elbise alacağını …
Kategori: Çeviri Şiirler
May 12
İsa çarmıhta boşuna öldü
Kalmak-evet!-Ve kendi hüznünüakşamlarıTerkedilmiş kuyulara bırakmak,Kendi acının feryadınıFırtınanın kükreyişinekoyvermek,Yerinde duramayan ruhunun inleyişiniYağmurun gürültüsünekatmak.KalmakevetkalmakSeyre koyulmakevetseyre koyulmakYalanı:Riyayı kimsenin gizlemediği şehirdeÖmür ne şâhâne geçiyorVe hemşehrilerimin sadâkatiyalnızcabunda Ahmed Şâmlu Artık yer yokKalbin hüzünle doluSıcak mavi rengini yitirdi senin göklerin.
May 12
Acılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden
Ve tepenin üzerinden,Çırpınır birdenAcılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden,Gelip geçen kuşların, anlamını bilmediği.İşte o zaman içindeki acılarla sarhoşKendini ateşin heybetine atarSert bir rüzgar üfler; yanmış mıdır kuş?Biriktirmiş midir gövdesinin külünü?Külünün kalbinden doğar artık onun yavruları. Nîmâ Yûşic
May 12
Efsane
Efsane: evet, evetKararsız bir aşığın hikâyesiyim.Ümitsiz, ıstırap doluÜzüntüden gece ayakta kalanYıllarca keder ve inzivada yaşayan. Korku dolu bir aşığın hikâyesiyimSahra devi gibi korkunçsam,Ve eğer beni ihtiyar köylü bir kadınİnsanların kaçtığı bir dev gibi görüyorsa,Cihanın ıstırabının oğluyumdur da ondan Nima Yûşic
May 12
Erguvan
Nis 28
Pervîn İ’tisâmî’nin mezar taşına yazılmasını vasiyet ettiği şiiri
İşte yastığı kara toprak olanEdebiyat âleminin yıldızı Pervîn’dirGerçi felekten acıdan başka bir şey görmediSözleri gerçi olabildiğince tatlıdırOnca sözün sahibi, bugünFatiha ve Yasin istemektedirDostların onu anması güzel olurDostsuz kalp, üzgün bir kalptirGözde toprak çok can yakarGöğüste taş çok ağırdırBu yastığı görüp ibret alırHer kimin hakikat gören gözüvarsa Her kim olsan ve nereden gelsen deVarlığın son yeri …
Nis 15
mesele dostum yenilirken yenmiş gibi durabilmekte
… mesele dostumyenilirken yenmiş gibi durabilmekteyenerken de yenilmiş gibi olabilmektekuru tahtaya düşen toprağınson diye fısıldadığı güne kadartoprak anamızınbütün yenilgileriyenmelerikanı dagöz yaşlarını dasevinç çığlıklarını daörteceği güne kadar … *** Yalnızım. Bir manastır gibi yalnız ve günahkar,ıssız bir telgraf direği gibi başında dağın,bugündünyaların, kentlerin sonsuz gürültüsü içinde Aram Pehlivanyan
Nis 04
SADAKATE DAVET
Ve, kadına şöyle diyordu gülerek (gölgedeki yüzündebelli belirsiz bir gülümsemeyle),şöyle diyordu: -Neden bunca yıl sonrazinciri kırmak?Neye yarar eski acıların yerineyeni sıkıntılar koymak? Dostum, hiçbir şeybizim için yeni olamayacak belki de.Eski şefkatin kendine hasbüyüsü sürecek yine de. Süregelen ve yaşamakarşı koyan aşka,gelmez hiçbir şey daha tatlı ve hüzün doluuzak şeylerden başka. Dönüşsün aşkımızsakin bir öğleden sonraya,uçuşsun …
Nis 04
İçimizdeki Soğukluğa
Titrek el ve yüreğimdetek korkumAşkın bir sığınağa dönüşmesiydiUçuş değil, kaçış olmasıydı.Ey AŞK, ey AŞK!Mavi yüzün görünmüyor *** Arhk aşkİçimizdeki soğukluğaalev coşkusu değilyaramızın sızısına uyuşturucu bir merhemEy AŞK, ey AŞK!Kızıl yüzün görünmüyor *** Güçsüzlük üzerinekaranlık tozlu avuntuve huzurlu kurtuluşvarlığın kaçışına.Mavinin huzurunaKaranlıkVe erguvan üzerineEY AŞK, EY AŞK!Yeşil yaprakçıktanıdık rengin, tanıdık yüzün görünmüyor. Ahmed Şamlu
Nis 04
Karanlığın Türküsü
Sabahın külrengi ufkundaSüvarisessizce duruyorve atının uzun yelesiRüzgarda savruluyor. Tanrım, Tanrım!Hadise uyanldığı zamanSüvarilerböyle durmamalılar. Yanmış çitlerin kenarındaGenç kızSessiz duruyor,Ve rüzgarda dalgalanıyor İnce eteği.Tanrım Tanrım!Kızlar böyle suskun durmamalılar,Erkekler yaşlanırkenUmutsuz ve yorgun. Ahmed Şamlu