Bahçelerin ormandan kopartıldı çoktan
yırtıldı boydan boya sana dokunamadığım bu şehir
bir avuç masaldı belki, her okuyuşunda uykuya daldığım sesin,
kolları bağlı gölgeler dolaşıyor sokaklarında
kırık dökük eski zaman heykelleri gibisin artık!
Kıskanırken yıldızlarını ay, gecelerden birinde
seni kır saçlı bir vapura bırakırken
aşkımı itiraf edemedim ama
çekip gideceğim bir Üsküdar gecesiydin
gözlerim kadar yorgun!
İstanbul, en güzel kızların kiliseye yakın otururdu
gülsularıyla yıkardım saçlarını meleklerinin
ne ut, ne tambur, ne de ney
insan karanlıkta koklamalı gülü derdin
En gizli tutkuların kapısında
ne olur piyanoda Dede Efendi çalmayınız!
unutulmuş tatlarında ilk sevdalarının
bırakınız kanun kendi anlatsın İstanbul’un hüznünü…
Ahmet Ertan Mısırlı