-kovuğunda, gökyüzünün-
I.
ne zaman kuşlansa içim, için için
darlansa ne zaman
gökyüzü çekiliyor gibi olsa başımın üzerinden
ya da bir şal düşer gibi
hani aşerer gibi ansızın
çilleri çillim çillim bir çileğe
kapı önündeki
şiire giderim, iyi gelir
gün ağarır, şavkır aynamda sır
sarışın bir gül olur hayat
açılır da açılır kat kat koncası
atı şahlanır “hayy!” olur
menzili hakikat içinde rüyya
rüyya içinde hakikat
tekerlerinde şimşekler çakan bir fayton
bir fayton, yazdan ve hazdan
hızla döner köşeyi
II.
şiir! o en dipteki mercan, azur mavisi
ve en güzel yüzü göğün, en süvarisi
kandığım diken, kanadığım gül
susa susa unuttuğum dil, ey!
söve söyleye avuttuğum deli
volkan camı, miho kuşu, yusufçuk
ilk ağzın emdiği ilk süt, yeryüzündeki
dile gel ve dile, kuşların diliyle:
günden, geceden
boşlukta yankılanan
ilk heceden!
ey sonsuzgülü zamanın
ölünce bir şiire versinler ismimi
Perihan Baykal