Geldim, nereden bilmiyorum, fakat geldim,
Önümde bir yol gördüm ve yürüdüm,
İstesem de istemesem de devam edeceğim yürümeye,
Nasıl geldim, yolumu nasıl gِördüm?
Bilmiyorum!
Bu varlık aleminde yeni miyim eski mi?
Özgür müyüm yoksa bağlarda esir mi?
Kendim mi yِönlendiriyorum hayatımı yoksa yِönlendirilen miyim?
Bilmek istiyorum, fakat…
Bilmiyorum!
Acaba bu şeklimle bir insan olmadan ِönce
Bir yokluk ve hayal miydim yoksa bir şey mi?
Var mı bu bilmecenin bir cevabı, yoksa kalacak mı sonsuza dek? Bilmiyorum,
Ve niçin bilmiyorum?
Sordum bir gün denize: “Ey deniz, ben senden miyim? |
Ey deniz, biliyor musun üstünden kaç bin yıl geçtiğini?
Hatırlar mı sahiller, ِönünde diz çِöktüğünü?
Biliyor mu nehirler senden doğup sana dِöndüklerini?
Ne dedi kِöpürdüğünde dalgalar?
Bilmiyorum!
Leyla gibi kaç genç kız; Mecnun gibi kaç delikanlı
Kıyında geçirdiler nice saatleri, Leyla şikayet edip Mecnun açıklayarak,
Dinler, her ne konuşsa Mecnun, Leyla sِöylediğinde o kendinden geçer,
Yoksa dalgaların sesi bir sır mıdır kaybettikleri?
Bilmiyorum!
Ey zorba deniz, sende de benim gibi sedefler ve kum var,
Sen gölgesizsin, benimse yeryüzünde gِlgem var,
Sen akılsızsın ey deniz, benimse aklım var,
Buna rağmen niçin ben faniyim, sen bakisin?
Bilmiyorum!
Ey deniz, bilsen ne acayip sırlar var içimde,
İndi bu sırların üstüne bir perde, o perde benim,
Bunun için daha da uzaklaşıyorum her yaklaştığımda,
Ve her bilecek zannettiğimde kendimi…
Bilmiyorum!