Burada, tepelerin yamaçlarında, alacakaranlığın ve
Zamanın güllesinin karşısında,
Kırılmış gölgelerin bahçelerinin yakınında,
Tutsakların yaptığını yaparız biz,
Ve işsizlerin yaptığını:
Umut ekeriz.
**
Burada yoktur “Ben”.
Burada hatırlar Adem tozunu çamurunun.
**
Kuşatmada birer aralıktır hayat…
**
Ölçerler askerler
Varlıkla yokluk arasındaki mesafeyi
Bir tankın gezi ile.
**
Ölçeriz biz bedenlerimizle
Obüs arasındaki mesafeyi altıncı hislerimizle.
**
Siz, kapı aralığında duran, girin içeri,
İçin bizimle Arap kahvesini.
Ve anlayacaksınız sizin de bizim gibi insan olduğunuzu.
Siz, evlerin kapı aralıklarında duranlar
çıkın dışarı bizim sabahlarımızdan.
Bizler de hissedeceğiz güvenini
sizler gibi insan olmanın, o zaman.
**
Gözden kaybolunca uçaklar, beyaz, beyaz güvercinler
uçarlar ve yıkayıp temizlerler gökyüzünün yanaklarını…
**
Askerlerin arkasındaki selviler, minareler korurlar
Gökyüzünü çökmekten…
**
(Bir Katil’e)
Eğer incelemiş olsaydın kurbanın yüzünü
ve düşünseydin iyice, anneni hatırlamış olacaktın
Gaz odasındaki, ve kurtulmuş olacaktın silah mantığından
Ve değiştirecektin fikrini: Bu yol değil
kişinin kimliğini tekrar bulacağı yol.
**
Kardeşlerimiz var bu geniş alanın ötesinde
Mükemmel kardeşler. Severler bizi. Seyrederler bizi ve ağlarlar.
Ve sonra, gizlice, söylerler birbirlerine:
“Ah! Eğer bu kuşatma ilan edilmişse…”. Bitirmezler
Cümlelerini:
“Terk etmeyin bizi, bırakmayın bizi.”
**
Kayıplarımız: her gün iki ile sekiz arasında şehit ve
on yaralı ve
elli zeytin ağacı…
**
Bir kadın dedi buluta: ört sevdiğimi
Benim giysim kana bulandı çünkü.
**
Eğer yağmur değilsen, sevdiğim
Ağaç ol!
Doğurganlıkla yüklü ağaç ol.
Eğer ağaç değilsen sevdiğim
Taş ol!
Nemle doymuş taş ol.
Eğer taş değilsen sevdiğim
Ay ol!
Seven kadının rüyasındaki, ay ol.
(Böyle söyledi bir kadın oğluna, oğlunun cenazesinde)
**
Yorulmadın mı ey nöbetçi?
**
Birazcık mutlak ve mavi sonsuzluk
yeterli olacak
Bu günlerin yükünü hafifletmeye ve
bu yerin batağını temizlemeye.
**
Ruha bağlıdır doruğundan aşağı inmek ve
ipek ayakları üstünde yürümek
yanım sıra, el ele, iki eski
dost gibi, ekmeğini
ve antik şarap bardağını paylaşan.
Yürüyebiliriz bu yolu birlikte.
Ve sonra farklı yönler alacaktır günlerimiz…
**
…
Hayat burada, orada değil.
**
Kuşatma durumunda, zaman mekan olur
Kendi sonsuzluğunda sabitlenmiş.
Kuşatma durumunda, mekan zaman olur
Dününü ve yarınını kaybetmiş olan.
**
…
Direnmek, kişinin kalb sağlığını teyid etmesi
demektir…
**
Yazmak hiçliği ısıran bir eniktir
Yazmak yaratır hiçbir kan izi bırakmadan.
**
Bağırırım yalnızlığım içinde:
Uyandırmak için değil uyuyanları;
Fakat çığlığım uyandırsın diye beni
Kendi esir hayalimden.
**
Ben sonuncusuyum şairlerin
Kendi düşmanlarının kaygılarını paylaşan.
Dünya belki de dardı
İnsanlara
ve tanrılara.
**
Ayakta burada. Oturarak burada. Her zaman burada.
Ebedi burada. Tek bir amacımız var, bir tek:
Var olmak.
**
(Şiir’e)
Kuşat kuşatmanı!
**
(Şiir ve Düzyazı’ya)
Uçun birlikte!
Bir kırlangıcın iki kanadının
Kutlu ilkbaharı taşıdığı gibi.
**
Yirmi satır yazdım aşk üstüne
Ve bana öyle geldi ki bu kuşatma onu
yirmi metreye genişletti.
**
Alay için de vakit bulur:
Telefonum çalmıyor,
kapı zilim de öyle.
Nasıl bildin
burada olmadığı mı?
**
(Aşk’a)
Aşk, görünmezin kuşu!
Bırak öyleyse sonsuz maviyi ve
yokluğun ateşini.
**
“O ya da Ben”, Böyle başlar savaş. Fakat
bitirir kendini sıkıntılı bir karşılaşma ile:
“O ve Ben”.
**
“Ben ve Kadınım, sonsuza dek”
Böyle başlar aşk. Fakat
bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile
“Ben ve O kadın”
**
(Okur’a)
Güvenme şiire
Bu yokluğun çocuğuna,
Çünkü o ne sezgi
ne de düşüncedir
fakat içinde bulunduğun
uçurumun anlamıdır…
**
… Ve yeni bir şey yok uygar dünyada.
Barbarlık dönemleri geçti,
kurban artık anonim, sıradan.
Kurban… gerçek gibi, görece.
Vs. vs.
**
Barış, iki sevgilinin iniltisi
kendilerini yıkayan
Ay ışığında.
**
Barış, mazereti güçlünün,
Silahta daha zayıf, ufuklarda
daha güçlü olana.
**
Barış, bir hayat şarkılar, burada hayatla,
Başağın şarkı teli üstünde…
2002
Mahmud Derviş
