Ben,
Bu resmi çizebilirim Abidin,
Sana inat..
Ve inadına, tepemde dolaşan akbabaların.
İstediği kadar , paletimi saklasın hayat,
Gökkuşaklarından renkler aşırırım..
Sen,
Beni bilmezsin Abidin..
Sen, benim inadımı da bilmezsin.
Öfkelenip, parçaladım diye tuvalimi
Sanırsın,
Sanırlar ki ; vazgeçtim..
Fırçalarımı mı kırmışım tek tek!
Ne gâm!
Bak ellerime Abidin!
Parmaklarıma iyice bak!
O parmaklar, ellerimde durdukça,
Çizemeyeceğim resim yok benim , unutma!
Ne sandın Abidin , sen beni?
Ne sandınız,
Sen ve senin gibiler?
İki hâyâl kırıklığına pabuç mu bırakırım !
Küser miyim hayata !
Sonsuz karalar bağlar mıyım !
Güldürme beni, Abidin!
Abidin, beni gülmekten öldürme!
Üç onluğu geçeli çok oldu inan.
Çok oldu geçeli “vazgeçmeler”i..
Senin beyaz tuvaline çizemediğin aydınlığı var ya..
Ben, bir avuç karanlığa bile çizerim..
Eşsiz bir maviye boyarım gökyüzünü,
Elma şekerleri asarım, çocukların saçlarına,
Pamuk şekerlere bularım ,şımarık dudaklarımı,
Bir de serseri nanik çakarım ki suratına..
Ben,
Bu resmi çizebilirim Abidin,
Sana inat..
Ve inadına, tepemde dolaşan akbabaların.
Ekibim ,sağlam benim Abidin..
Ben, bu sokaklarda yalnız değilim..
Önüm, arkam, sağım,solum ,sobe hâlâ..
O sağlam çocuklar yanımda oldukça,
Spray boyalarla boyarım ben
Sus! duvarlarını.
Sen,
Boyalarını, samur fırçanla karıştıra dur..
Tuvalini, en pahalı bezden hazırla..
Şövaleni, ışığına göre yerleştir..
Uğraş Abidin,
Uğraş ,ama boşuna..
Ben,
Öğrendim Abidin..
Öğrendim bu sabah..
Bu resmi çizebilmek için tek, gerek,
Adam gibi, mangal gibi ,bir Yürek..
Seyret beni Abidin!
Şimdi seyret!
Çatla, patla, öl, hasetinden..
Ben,
Bu resmi çizebilirim Abidin,
Sana inat..
Ve inadına, tepemde dolaşan akbabaların.
Sana bir sır vereyim mi Abidin..
Kulağını aç da iyice dinle:
“Simurg bir masal kahramanı değil..”
Seyret Abidin!
Gözünü ayırmadan seyret!
Sana bir Simurg göstereceğim..