Bu sabah baharla durulanmış yüzün
Görüyorum iyilikçi bir gökyüzü
Gözlerine bakıyorum, konuşamıyoruz
Portakal çiçeklerinin kokusunu
Büyüyen otlarda güneşin ısısını
Bahar gelmiş ışık ağacı pırıl pırıl
Koşuyoruz kavuşmak için denize
Zambaklar sokaklarla dolu
Sokaklar zambaklarla dolu
Salyangoz iziyle dolu bahçe
Denize yakın oturuyoruz, sessizliğe
Değiyor elimiz, adalar oldukça uzakta,
Suya değiyor elimiz, yaprağa,
Kuşlar ağaçlarla dolu, ağaçlar
Kuşlarla, ışığa koşuyor nar ağacı
Güneşin oltası uzanıyor
Ölümsüz yapıtlarına denizin
Güz Kantosu
Bütün çiçekler yağmurun altında
Bütün kuşlar rüzgârın ardında
Soluk soluğa kalıyor bir köpek
Sokağı boydan boya geçince
Fısıltıyla konuşuyoruz eşyaya av
Olan insandan. Yapraklar titriyor.
Sivri yapraklı ağaçlardan rüzgâr
Getiriyor serpintili yağmuru. Kent
Soluk aldıkça biliyoruz uyumadığını
Sonra çırılçıplak buluyoruz kendimizi
Bize dinginliği bağışlayan yağmuru
Dinleyerek yürüyoruz eski bahçeye.
Deniz çağırıyor kıyıları döven dalgalarla
Kapıların sürgülerinden geçiyor sesi
Rüzgâr kunduralarını yitiriyor
Denizin kıyısında yalınayak