erik ağaçları çiçek açarken dönmeliydim
Bütün baharlara geç mi kaldım?
bencil miydik?
aşkı bıraktığımızda bir hikâyenin eşiğine
gün dönüyordu
ve biz karayelimizi savururken uzak bir ayaza
zaman saçlarıyla tutulmuştu çoktan beyaza
hovardaydık
telafi derdine mi düştük?
yapay neonların şavkıyla aldatma
yakamoz derdinde değildim
izbe küskünlüklerimi görmeliydin
ki ben de yeterince dürüst değildim
dokunmaya korktuğum saçların vardı
bir de bu şehrin parıltısı
en taze düşlerimi alıp götürürken kırlangıçlar
es nasıl geçilir
öğrenmişim
henüz dur demedin deme
suçlu değiliz
yaşadığımız
bağ bozumu anların ihmal aralığı
sus müebbetinde yalnız hücresinde aşk
yorgunluk kahvelerinde bulduklarım
nerden baksan geç kalınmış bir pişmanlığım
seninle hiç paylaşmadığım
‘’alaca karanlık’’ kuşağı bu
—olsun
baba evine döndüm misal beni düşünme
anafor dinginliği başlangıçlar peşinde
hatadır belki
yanılabilirim
kim bilebilir
genç kızlık hayallerimde kurutulmuş
kır çiçeklerine sözüm varmış
bin telaş unutmuşum
kızmayasın
sana keskin yüzünü bıraktım yalnızlığın
parmak izlerim kalsın bıraktığım her acıda
ve hüzünlerimi sarılıp sarmala
almaya gelebilirim
sakın bekleme