Ayrı Evlere Çıkmak

Kapıları ölü, sağ
Bütün akrabaya kapalı
Bir ev bulsak,
O ev yalnız ikimizin olsa
Hep orada otursak.

İç içe bu evler, bıktım,
Birbirine bağlı.
Sözde kalır ayrı evlere çıkmak,
Dağ başlarında bile olsa
Yalan, evlerin yalnızlığı.

Bir duruş tazeler eski bir acıyı
Hortlatır gerilerde bir derdi bir bakış.
Bu ev sizin öyle mi?
Yanlış!

Önceki evlerin üzüntüsü biter mi,
Kapıları kapasanız da eser.
Kesildiğini sandığınız soluklar
Daha da artmışa benzer.

Yaşar ölmüş bir amca, aranızda canlı,
İki evin birisinden yadigâr.
Saadet hülyalarınızla alay eder gibi,
Allah günah yazmasın, yaşar.

Haremlerin cefasıyla yasak eder sevinci,
Atılamaz, hâtıra!
Emmiş taze gözlerin nurunu, kaatil,
Duvarsa gergef işli bir levha.

Çıktığınız ocaklar ezer sizi işte,
Ezmese bile üzüntü.
Bazı yaslar evlenirken ayrılışta,
Aileden bazı eşyalar gibi,
Yeni yere götürülmesin mümkün mü?

Bir karanlık içinde bu evler,
Aydınlıkları öyle az ki!
İçeriye sevinç, keder, hiçbir haber
Sızdırmayan ev arıyoruz.
Bulunmaz ki!

Behçet Necatigil
(Türk Dili, 2, 1 Kasım 1951)

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.