Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Son Hatıra — 2 yorum
  2. Hüzünlü Bahar — 1 yorum
  3. Her bir merâm yâra tamâm söylenilmiyor — 1 yorum
  4. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Sabret, gelecek aya kadar…

Gücünü bitiren bu zor işin ücretiniBir ayın sonunu elle geçirdimArzu dolu ve sıcak bir gönülleHemen eve yöneldim Fakat, Ne yazık ki, azıcık ücretimBiriktirdiklerimin hepsi alacaklılara gitti!Gözüm açılınca gördüm, AhNeyim varsa gitmiş Çocuğum geldi, şaşkınlıkla gözlerime baktıOnun iki siyah elmas gibi gözleri vardıArzuyla yanan gönlünün kıvılcımlarıGünahsız bakışlarıyla isyan ederek: “Ah anne! Geçen ay demiştinBana elbise alacağını …

Devamını oku

Füruğ Ferruhzad’dan babasına mektup: Mezarında yatan biri gibi yalnızım

Çarşamba, 2 Ocak 1957 Sayın babacığım, umarım iyisinizdir. Muhakkak size uzun bir süredir mektup yazamadığım için incinmiş ve sizi sevmediğimi düşünmüşsünüzdür, ama bu doğru değil. Ben hep size mektup yazıp, sizinle dertleşmek istiyordum. Ama ne zaman mektup yazmağa niyetlensem, kendi kendime soruyorum ne yazayım, sizinle benim aramda oluşan bu arayı ne ile kapatabilirim diye. Ben iyiyim, sağlığım …

Devamını oku

Sessiz Sinema

Yordu bütün yıl bizi işlerve ilişkiler: Buraya ondan geldik.Korkmuştuk korkularımızdan,coşkularımızdan bıkmıştık,ne yavaşlıyor ne de hızlanıyorduçarklar, kimseye rastlamıyorduk,kendimize bile: Buraya ondangelmiştik. Bulduk aradığımız yeni oyuncuları,öğrendik ve öğrettik basit ve karmaşıkkuralları, neden böyle oldu pekanlayamadık: Kağıtlar ve zarlar,pullar ve kibrit çöpleri atıldıtek tek bir köşeye: Bir gençlikoyunuydu, benimsedik birden. Kamera kontrol, döndü makaralargeceden geceye: Rolden role girdikgördüğümüz, …

Devamını oku

Kötülük ekilen bir tohumdur. Allâh onu yeşertir, meydana çıkarır.

Sufînin biri, gündüz evine geldi. Evin bir kapısı vardı. Yâni savuşacak aşka bir kapısı yoktu. İçerde karısı bir kunduracı ile beraberdi. Kadın nefsinin hilelerine uymuş, bir kunduracıya kul köle kesilmişti. O bir göz evde, o tek odada sevgilisi ile buluşmuştu. Kuşluk vakti sûfi gelip de hızlı hızlı kapıyı çalınca, ikisi de şaşırdı. Çünkü ne, bir …

Devamını oku

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.” Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümiHimmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî(Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen …

Devamını oku

İsa çarmıhta boşuna öldü

Kalmak-evet!-Ve kendi hüznünüakşamlarıTerkedilmiş kuyulara bırakmak,Kendi acının feryadınıFırtınanın kükreyişinekoyvermek,Yerinde duramayan ruhunun inleyişiniYağmurun gürültüsünekatmak.KalmakevetkalmakSeyre koyulmakevetseyre koyulmakYalanı:Riyayı kimsenin gizlemediği şehirdeÖmür ne şâhâne geçiyorVe hemşehrilerimin sadâkatiyalnızcabunda Ahmed Şâmlu Artık yer yokKalbin hüzünle doluSıcak mavi rengini yitirdi senin göklerin.

Acılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden

Ve tepenin üzerinden,Çırpınır birdenAcılı ve yanık seslenmek ister yüreğinin derinliğinden,Gelip geçen kuşların, anlamını bilmediği.İşte o zaman içindeki acılarla sarhoşKendini ateşin heybetine atarSert bir rüzgar üfler; yanmış mıdır kuş?Biriktirmiş midir gövdesinin külünü?Külünün kalbinden doğar artık onun yavruları. Nîmâ Yûşic

Efsane

Efsane: evet, evetKararsız bir aşığın hikâyesiyim.Ümitsiz, ıstırap doluÜzüntüden gece ayakta kalanYıllarca keder ve inzivada yaşayan. Korku dolu bir aşığın hikâyesiyimSahra devi gibi korkunçsam,Ve eğer beni ihtiyar köylü bir kadınİnsanların kaçtığı bir dev gibi görüyorsa,Cihanın ıstırabının oğluyumdur da ondan Nima Yûşic

Erguvan

Böyle korkunç bir sonbahardaÇiçek açamama korkusuyla erguvan,Yiten ümitlerinden yorgun düşerÜmit dolu tebessümüyle tomurcuk verir o, bahardaÇiçek açar Nima Yûşîc

İnşirah

“Hiç doğmamış olmayı dilerdim”. Bu cümle terapi odasının orta yerine mıhlanıyor, doktoru hareketsiz, hastayı geleceksiz bırakarak havada asılı kalıyor. Mazinin derin dehlizlerinden yolunu bulmuş bir uğultu, yaşayan her şeyi donduruyor. O, orada kaldığı sürece kımıldayacak bir boşluk bırakmıyor bize, nereye kıpraşsak orada bir heyula gibi yolumuzu kesiyor. Kimi insanlar hayat boyu bir yük taşıyorlar sırtlarında, onu yitirmeye …

Devamını oku