Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Son Hatıra — 2 yorum
  2. Hüzünlü Bahar — 1 yorum
  3. Her bir merâm yâra tamâm söylenilmiyor — 1 yorum
  4. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Hasan Kaygusuz’un ardından; “Yaran iyileşti mi yavrum!”

Banazı’dan gelen bir telefon, yüreğim ağzımda beklemekte olduğum acı haberi ulaştırdı: “Arkadaşın Hasan bugün saat 11.00’de vefat etti. Selası okundu”  Mukadder akıbetin pek yakında tecelli edeceğini bilsen de, verilmiş son nefesin haberini almak yüreklerde derin iz bırakıyor.  Hasan Kaygusuz’u, yıllar önce kitap almak için sıkça uğradığım Kiğılı Pasajındaki Fidan Kitabevi’nde çalışırken tanımıştım. Kitap dostuydu. Okurdu. Düşünürdü. …

Devamını oku

Gerçek dünya ve gerçek kişilerle kesilen bağımızı akıllı telefonlar vasıtasıyla sosyal mecralarda inşa etmeye çalışıyoruz.

Byung-Chul Han: Gözetim Toplumu ve Özgürlük Üzerine Son dönemlerde Byung-Chul Han’ın adını sıkça sağda solda duymuşsunuzdur. Tabii duymamış olma ihtimaliniz de var, sonuçta hayat bu, bir sürü derdi var, uğraşısı var, işi var, gücü var, sabah yola çıkması, okulda veya işte başarısız olması, eve dönünce yorgun olması, bir şeyler okuyacak ya da izleyecek gücü kendinde …

Devamını oku

Zilif

Şimdi —Zilif için 14 Temmuz [——-] Sevgili Kızım, zorlukla yazıyorum. Elim rahatsız, titriyor. Onun için, yazım çarpık-çurpuk oluyor. (Bu küçük defteri de kendim yaptım; sayfalan keserken o da biraz eğri-büğrü oldu.) Kusura bakma.  Yazdıklarımı şimdi okurken, beni iyice anlayabilecek konumda olacaksın — yıllar geçecek; büyüyeceksin. O zaman, bana küçükken beslediğin duygular, belki bir-iki anıya sıkışıp kalmış …

Devamını oku

Bela Tarr: Film yapmayı bıraktım. Çünkü söyleyecek başka bir şey kalmadı. Ölümden bahsettikten sonra daha neyi anlatabilirsiniz ki?

İnsan film yapma işine “film yapımcısı” olarak girişmez. Daha çok içten gelen bir mecburiyet duyar. Onu kışkırtır bu, ona dokunur, ona ilham olur. Böylece üzerine düşünmeye başlar. Sakince, yavaşça, dikkatlice bir şeyleri hissetmeye başlar. Fakat bu, oldukça incelikli ve hassas bir şeydir. Bunu bir baltayla gerçekleştiremezsiniz. Ağaç kesme işi değildir yapılan. Aslında bu, hemen her şey …

Devamını oku

Elli Unutulmaz Aşk Kitabı

Elli unutulmaz aşk kitabını seçtik. Milena’ya Mektuplar’dan Yunus Emre Divanı’na, Huzur’dan Neşideler Neşidesi’ne, Anna Karenina’dan Leylâ ile Mecnun’a kadar, aşka farklı pencerelerden bakan 50 kitap! “Mutlu aşk yoktur” klişesini (ya da gerçeğini) şöyle rötuşlamıştı Rougemont: “Mutlu aşkın yazılı tarihi yoktur.” Yazı tarihinden 50 aşk kitabını seçmeye çalışırken, bir kere daha öğrendiğimiz şey, bu değişmez yargı oldu. Fuzûli’den Thomas …

Devamını oku

Bu yolculuğu yarıda bıraktığım için kızma bana. Ey göklerdeki Babam, gelsem beni kovar mısın?

İntihar, bilinçli bir tercih sonucuuygulamaya konulduğunda, insanınmutlak anlamda “birey” olması,bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.Bir tür “tanrı”lıktır… Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var:Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum,Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum;… O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor,Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivendeYukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyizçünkü …

Devamını oku

İran’ın ilk büyük şairi ve Fars şiirinin mühendisi olarak kabul edilen Rûdekî Semerkandî

1Özgürce bir öğüt verdi bana zaman,İyi bakarsan zaten hep öğüttür zaman: Şöyle dedi: “İyilerin günlerine bakarak üzülme sakın!Senin günlerini arzulayıp duran niceleri var. Zaman şöyle dedi bana: “Öfkene yenilme sakın;Ayağına bağ vurulur diline bağ vurmayanın.” 2Ne bilirsin sen? Ey misk saçlı, ay yüzlü;Bu kulun hali nasıldı bundan önceleri?! Yüzünün ipek gibi olduğu günler geçti,Saçının katran …

Devamını oku

Mes’ut Bir Tesadüf’e İkinci Mektup

Ayrılığı bir sözcük gibi andığın her an, geleceği bilme yeteneğimi elimden alıyorsun. Dönebileceğim bir kapı yoksa, gitmeyi öğrenmeliyim. Rüzgârın ne güzel bir şey olduğunu anlatacaktım daha. Ortak harflerimizi daha iyi vurgulayarak bak bu “waran” (yağmur) bu da “roc” (güneş) diyecektim. Dağlarımızdan taşıyıp getirdiğin kekik kokusunu arayacaktım saçlarında. Kendimden bu kadar bahsetmeyecektim. Kütüphanelere kırık bir eğriyle …

Devamını oku

Divan Şiirinde Hande

“Onun sesini işiten Süleyman tebessüm ederek:“Ya Rabbî, dedi, beni nefsime öyle hâkim kıl ki gerek bana,gerek ebeveynime ihsan ettiğin nimetlere şükredeyim,Seni razı edecek güzel ve makbul işler yapabileyim.Bir de lütfedip beni hayırlı kulların arasına dahil eyle! ”” (Neml Sûresi 19. Ayet) Nûrun dökülür, sahil erir, karşıki yerlerBir hâb-ı münevverde hep eşkâlini gizler;Sîmîn dumanlarda ölür ruh-ı …

Devamını oku

İçimde “ebedi istirahatgah”ıma uzanmak özlemi var.

Yorgunum. Büyüklükleri anlaşılmaz insanlar pozunda “Beni anlamıyorlar” demek hoşuma gitmiyor. Ama şu gerçek ki beni anlamıyorlar. Anlamayanlar, uzak kişiler değil, en yakınlarım; karım, kızım, oğlum, arkadaşlarım…   Anlamadıkları öyle derin, karışık şeyler değil; yorgunluğumu, bitkinliğimi anlamıyorlar. Günde bir yıl yorulduğumu, yaşlandığımı, geçtiğimi; içimin bittiğini anlamıyorlar. Yorgunum, basbayağı yorgunum. Bu, ruh yorgunluğu değil. Bırakın ruh yorgunluğunu, önce …

Devamını oku