Aşkın Sıcak Olabileceği İhtimali

Susan bir umudu emzirdim, kan aktı
karşılıklı susarak doyduk, kirpik tanelerinden
çiy tanesi ile ıslanıp sonsuz bir uykuya dalıyoruz
esirgeyen bakışlarınla sesin bir çağlayan oluyor
ve her göz değmesiyle imlâm bozuluyor…

Kurşuna dizilen bahar gelmez artık buralara
ve çoğalıp durur sokaklarda fahişeler
yalın ayak toprağa dokunuşlarımız
baharı geciktirip dursun
ve geciktikçe baharımız unutmayalım
aşkın sıcak olabileceğini…

Bir çöl rüzgarına sığınıp avuçlarımıza
hep doğmakta olan sıcak güneş
sokaktaki fahişeleri de üşütsün
hayatı kollasınlar birazda kurşunaskerlerim
kitapların altı çizilen cümleleri kadar
diğer dizginleri kopan kelimelere haksızlık edelim…

Ve yine kelimeler rüzgarın ıslık gibi titrek olduğu bir vakit
gelip kulağıma sevgi sözcükleri fısıldasın
ardından bir kahkaha alsın beni
uçurumun eteklerinde bekçi olayım
atlayacak ilk aşığı yorgan-döşek bekleyen…

Ilk dönemeçten üzgün kent gözüktü gözüme
yanımda geçmişten bir ses
iki nokta kadar yakın birbirine
dün ve bugün…

Ses diyor ki:
bir kez doğmak, bir daha doğmamak için
ancak ölümlülerin becerebildiği tekdüzelikle
ve yine aynı bilinçle güneşin doğması
bir daha batacağını bilerek, etime…

Etime aşkın sıcak olabileceği ihtimali kazınsın
güneşten süzülen buğday renkleriyle
ak alnından öpülsün çocukluğum
hala sıcak tutabildiği için
aşkı
ölen bir baba özlemi kadar…

Muharrem Özcan

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.