I
Bak, anımsıyorum öğrenciliğimizi…
Merdivenlerde rastlıyorum sana, rengim atıyor,
Sen henüz farkımda değilsin ve bundan dolayı
Hazırcevap kesiliyorum tamamen.
Seni düşlüyorum…
Ne söylesem sana
Fısıltıyla söylüyorum, gülümsüyorum,
Patlamış şeftali tomurcukları sanıyorum
Giysindeki düğmeleri.
Bir bilsen, nasıl arzuluyordu yüreğim seni,
Nefesine atışlarını nasıl bağladığını…
Sen artık farkımdasın ve bundan dolayı
Daha da artıyor başkalarıyla sohbetin.
II
… Bak, el ele tutuşmuş
Dolaşıyoruz en eski semtleri.
“Uzağa gidelim, görmesinler”.
Demiyorsun artık eskisi gibi.
Fısıldıyorsun, mırıldanıyorsun,
Titreşiyor dudakların…
Titriyor parmakların…
Nedensiz küsüyorsun bazen,
Bazen nedensiz barışıyorsun.
III
Kızın bir yeri ağrısa –
Korkuya ve üzüntüye kapılıyorsun.
Bir hayalet gibi oturuyorsun yatağının yanında,
Neredeyse kederinden ölüyorsun.
Öyle – Heyecandan nefesin kesilmiş
Kucaklıyorsun ve okşuyorsun
Ve bu dünyada istemiyorum artık
Bundan başka daha büyük mutluluk.
IV
Ne zaman yalnız kalsak, kaprislisin yine,
Sevilmeye ve okşanmaya alışık,
Bazen nedensiz karşıma dikiliyorsun
Ve azarlamaya başlıyorsun yeniden.
Sanki kuşkulanıyorsun bir şeylerden
Ve bütün kırgınlıklarını toptan söylüyorsun,
Hayır, güzelim, darılma,
Ne de gücen bana hiçbir zaman,
Şikâyetlerine gülersem eğer,
Eğer gülersem beni azarlamalarına.
Bu demektir ki, seni seviyorum…
Şota Nişnianidze
Çeviri: Fahrettin Çiloğlu