Adam, anahtarını karanlıkta kaybediyor ve sokak lambasının ışığında arıyor, çünkü anahtarını bulabileceği tek yer orası. Nietzsche’nin nesneler ve aynayla ilgili meselenin hemen hemen aynı (eğer aynaya odaklanırsanız nesneleri gözden kaybedersiniz, eğer nesnelere odaklanırsanız aynayı gözden kaybedersiniz). Her ikisini aynı anda yakalamak imkansızdır.
İki mesel arasındaki fark şu: Aynaların tarihine göre nesneler görüldükleri söylenen yerdedirler ve onları yansıtmak zorunda olan yüzey, onların yerini almakla yetinmiştir; oysa anahtarların tarihine göre, nesne bulunduğu yerde değil, eğer orada olmuş olsaydı (ancak orada değildir) bulunacağı yerde aranır.
Birinci durumda, bilgi kendine tasarımın oyununda bir yol açmaktadır -diğer durumda ise, bölünme söz konusudur: Bir yanda, ışıklı bir bölge, diğer yanda anahtarın kaybolduğu gece vardır. Sokak lambasının parlak ışığı altında olmak mı iyidir, yoksa başka bir yerde, asla bulunamayacak anahtarla birlikte olmak mı?
Jean Baudrillard
Cool Anılar V /Ayrıntı Yayınları