Akşam çöküyor

Akşam çöküyor.

Gün, emdiği kanla şişmiş bir böcek gibi devasa olaylarla yüklü bir irilikte.

İstanbul’un narin silueti, pembemsi bir kızıllıkla kararmaya hazırlanan gökyüzünün son aydınlığıyla, Boğaz’ın eskimiş gümüş gibi solgun bir parıltıyla akan suları arasında incecik bir çizgi halinde uzanıyor.

Nerdeyse saniye saniye görüntünün ve ışıkların değiştiği bu an, garip bir şekilde günün önemsizliğini hatırlatıyor bana.

Hızlıca bir yazı yazmam gerekiyor ve hızlıca bir yazı yazmak istemiyorum.

Günün ağırlığının altından sıyrılıp, akşam alacasının bu kısacık parıltısından günsüz bir zamana kaymak, zamanın günleri önemsiz kılan o yekpare sonsuzluğuna sığınmak istiyorum.

Günle ve olaylarla kabarmış değil, anılarla ve hikâyelerle sükûnete ermiş bir yazının içine bırakmak istiyorum kendimi.

Edebiyat bir sığınaktır bence.

Tek tek her biri korkunç olaylarla dolu günlerden kaçıp edebiyatın içine saklandığınızda, orada tazelenir, arınır, zamanın ağırlığından kurtulursunuz, insanlığın en büyük delileri sizi cümleleriyle hayatın elinden kurtarır, sonsuzluğun iyileştirici ferahlığında sizi de o sonsuzluğun bir parçası yaparlar.

Ahmet Altan

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.