Ah! Ne mutlu kalbi yumuşayanlara

Ama güllerin ne süt beyazı, ne de kızılı
Filizlenmez bu zindanlarda;
Bize burada sadece biraz cam kırığı,
Biraz taş,biraz toprak verirler:
Çünkü bilirler ki çiçeğin bir yaprağı
Alelade bir adamın bile derdine derman olur.

Huzura erdi şimdi bu biçare adam
Huzura ya erdi ya erecek.
Onu kızdıracak bir şey yok artık,
Dehşet de güpegündüz gezinmeyecek,
Çünkü onun yaşadığı ışıksız topraklara
Ne Güneş doğacak, ne Ay ışığı düşecek.

Hayvan asar gibi astılar o adamı:
Söylenmedi arkasından
Ürkek ruhunu sakinleştirecek
İnceden bir matem ezgisi bile,
Çabucak çıkardılar adamı,
Ve kapattılar bir deliğe

Haklı mıdır, haksız mıdır,
Bilemem tüm bu Kanunlar;
Ama zindanda bizler biliriz,
Kaya gibidir bu duvarlar;
Bir gün burada bir sene kadar uzundur,
Öyle bir sene ki, günleri uzadıkça uzar.
İlk İnsan katlettiği gün kardeşini
Keder dolu dünya dönmeye başladı,
Ve bilirim ki, o günden beri
İnsanın İnsana koyduğu tüm Kanunlar,
Tıpkı bir meşum rüzgâr gibi,
Taneyi savurup, samanı tutar….
Kalbimizde zifiri karanlık,
Hücremizde alaca karanlık,
Kazma savurduk, kürek salladık,
Hepimiz kendi Cehennemimizde kaldık,
Sessizlik kaçar gider uzaklara,
Kalırız küstah çan sesleriyle baş başa.

Asla bir insan sesi duyulmaz,
Bir güzel söz olsun söylenmez:
Kapıdan sürekli bizi izler
Gaddar, merhametsiz gözler:
Her şeyi unuturuz, çürüdükçe çürürüz,
Ruhumuz ayrı, bedenimiz ayrı kokuşur.

Paslanır Hayat’ın zincirleri sayemizde
Biz, alçalmış ve yapayalnız bir halde:
Kimi küfürler eder, kimi ağlar sessizce,
Hiç sesini çıkarmaz kimileri de:
Ama Yaradan’ın ebedi Kanunları müşfikti
Yumuşatır taş kesilmiş kalbi bile.

Ah! Ne mutlu kalbi yumuşayanlara
Ve sonunda bağışlananlara! 
İnsan başka türlü nasıl yolunu bulabilir. 
Ve ruhunu Günah’tan arındırabilir? 
Efendimiz nasıl girebilir ruha. 
Kırık kalplerin çatlaklarından başka?

Şimdi yatsın orada sessizce,
Ölüler dirilinceye dek mahşerde:
Lüzumu yok gözyaşı dökmenin,
Ya da beyhude serzenişlerin:
Bu adam sevdiğini öldürmüştü,
Ve bu yüzden de ölmüştü.

Ve herkes öldürür sevdiğini,
Bunu böyle bilin,
Kimi hazin bir bakışla öldürür,
Kimi latif bir sözle,
Korkaklar öperek öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Oscar Wilde
Çeviri: Fatih Demirci