Kayaların üstünde cennet bahçemde
Dalmışken gururumu yükselten ilahi işlerime
Şafak vakit uzaklardan parlak bir taç yaprağı erdi bana
Öptü gecenin içinde. Uzanmışken kayaların üstünde
Çekirdeğine yapışmış çılgın bir şeftali gibi, öyle sarılırken işime
Ağzının kıyısından fırlamış sesin, kutsal bir çan gibi
Duygu yüklü bir işaret gökyüzünden.
Yakaladı beni altın kemendiyle,
Bir baş dönmesinin yuvalandığı yer senin o harika ağzın
İki gül yaprağı bitişince…
Yer yarılır, açılır denizlerin dibinde bir uçurum
Fırtına sonrasında güneşin parlak ışıkları;
Ağrısız ve dingin
Ruhum kendi kendini dokuyor orda
Eğiliyorsun kayanın kibirli başına,
Ve düşüyorum bitimsizliğine, yine o kanlı uçurum!