Hangi tele vurunca böyle hıçkırabilir,
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek
Senin ince gönlünü hangi kış kırabilir
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek
Yaz bütün binalara birden geldiği zaman
Kanın gelişi gibi tıkalı bir damara
Ilık bir sükûnetle sarmalanır uyuman
Derin bir kadifeyle kaplanır derin yara
Ağzın artık yanıyor, artık anlatmayalım
Kim bu ağır şeyleri böylece diyebilir?
Demirden kapıları neden ıslatmayalım
Ta çürüsün çürüyen; evet çürüyebilir
Gözyaşların geçiyor keskin kayalıkları
Şiir haddi olmayan bir denize varıyor
Gözlerin, en dipteki gümüşi balıkları
Suvarıyor gözlerin ve yüzün ağarıyor.
Süleyman Çobanoğlu