adın geçince yüreğimden,dili tutulur kırk yaşımın
aşk afacanı bir çocuk olurum düş salıncağında
adın geçince yüreğimden
sınırlar kalkar aradan
kahkahaya kurulur dünya
ruhumun koynunda sakladığım şairliğim
eli yüzü aşka bulanmış çıka gelir
kervanlarla masal taşır
sıraya geçmiş heyecanlı sözcükler bırakır kıyılarına
ardıma düşer bahar
yüreğim kuş ötüşü konar kalbinin dallarına
tenimde ateşin şarkısı
dokun özlem yangınlarıma
susmasın ellerin bu sonsuz yolculukta
adın geçince yüreğimden,dili tutulur kırk yaşımın
gençliğe dair ne varsa özlenen, coşkulu akar ırmak
eski bir oyundur yaşamak
başlar ruhumdaki tarih
yaşarım seni
beklediğim bir düş gibi
son cemreyi bulmuş bahar gibi
yürek ucumda kızıl bir tomurcuk nasıl da parlak
kozasından çıkar kalbim
ayaklarım değmez toprağa
ellerimi gördün mü
koşarak gelir saçlarına
imbatın kuytularında saklanan k/özüm
lavlansın nefesinin ummanında
yaşamın lekelerini sileyim kokunla
yüzüne baksam, baksam
gözlerimin düştüğü her yerde
tekrar tekrar ölsem sonra
adım geçiyor mu yüreğinden
içimdeki tel örgüleri, kopartacak
özlem dansa başladı yine…
Nilgün Arıkan