Çarh-ı dehri ey gönül aldanma dolabdır döner
Bir hevâ-yı gaflete tâbi’ olan bâbdır döner
Bâd u gam önüne düşmüş ayn-ı hîzâbdır döner
Cerr ider bir gün vücûdun girme girdâbdır döner
Ademi yardan atub elbette kizzâbdır döner.
**
Kemend-i riştesi habl-i belâ dâm-ı kesel çıktı
Vefâsın umduğum beyhûde vü tûl-i emel çıktı.
Vücûdum sandığım bir sûret-i darb-ı mesel çıktı
Hayât-ı âbı deyû el sunduğum çam ecel çıktı
Ne şüphe menzil-i me’vâ olur câh-ı adem bir gün
**
Tîşe-i gamdır keser ömrün hemişe dalını
Sanma ruhsattır anın bu hîle-i imhâlini
Pür zevaldir dediler ehl-i ukûl ikbâlini
Kâmil idrâk eyledi gördü sebak ahvâlini
Anladı bu kez rûy-i kezzâb-ı ahcâbdır döner.
**
Rüşdiyâ deryâb-ı ezdil mâcerâyı âlemi
Görmüşem bunca nebî mürsel velîler hoşdemi
Âsiyâb-ı dehrin elbet hâk ider her Âdemi
Gör tedârik vaktidir aldanmayub pîş ü kemi
Ruhsatı fevt itme kim bir emr-i nâyâbdır döner.
**
Gözün aç can kulağın tut nokta-i dilde it perçin
Ne senden kimse incinsin veyâ sen kimseden incin.
Süleyman Rüşdî