I
selçuklu’dan kalma biri babam
yakın arkadaşı ibn-i rüşt’ün
hep bir seccadenin üstünden, yıldızlara bakan
kendi coğrafyasından biri babam
en sıkı dostu kendi kendinin
kendi dağından çağıldayıp kendine akan
kendi hapishanesinden biri babam
elinde tespih, mescidinde volta atan
ve kendine hücre veren gardiyan
II
babamı büyük okyanus sanırdım küçükken
nehirlerin dökülmediği bir hazarmış
siz göl sayın, ben onu okyanusa değişmem
istanbul dönüşü yaşlı kucağına atlardım
kırkında bir olgun adammış o zaman
şimdi ihtiyar diyorlar, ben onu bu yaşıma değişmem
ağrıdan ulu derdim nemruttan uykusuz
bir yar’ın en dibinde bakîr bir tepe imiş
ona tırmanmak için önce inmeliymişiz
çıksak da çıkmasak da, evereste değişmem
Ömer Faruk Hatipoğlu