( ”o” geceye)
Saçlarından dudaklarına giden uçurum…
düşsem
kaç ışık yılı yeter varmaya?
O gece vapurlar intihara meyilliydi sevgilim
halatları boynuna geçirimiş yağlı urgan gibi
bekliyordu
Kadıköy iskelesinde
iskemlesine
vurulacak
tekmeyi
Sahi
Kız Kulesi vardı.
Boğazın dudak payına düşerken ben
üzerine sıçradı şiirim
Oysa
rakı içebilirdik delirene kadar hep birlikte
sen,
ben,
kız kulesi.
Gözlerin marmaradan daha derindi sevgilim
ve ben sarhoş bir şamandıra sallantısıydım
O gece
Kız Kulesi karaya vurdu
bilir misin İstanbul
kaç ayrılığa neden oldu bu?
Yavuz Çetin dinleyen bir titanic yolcusu ömrüm
buz dağı, kaf dağı fark eder mi ?
oyuncak dünya
oyuncak dünya…
Buzdağından daha sert şiirler vardır sevgilim
balıkçılar,balıklar
ve
batıklar
iyi bilir bunu.
mesela
bir
Orhan Veli şiiri
batırabilirdi
bizi…
İntihar, rakı sofrasında bir garnitürdür sevgilim.
Taş plakta Zeki Müren cızır/diyordu o gece
” gözlerinin içine
başka hayal girmesin… ”
Bıraksalar
Marmara’yı içerdim.
O gece
saç telin kadar inceydi halatları
boğaz köprüsünün
ve ben
ışık hızıyla öldüm hep
gözlerinin içine
Oysa
nefesimi tutup
dirilene kadar öpebilirdim seni.
” Marmara’ya rakı dökün atlamadan önce.
Hem balıklar hep mi meze olacak? ”
Mustafa Aksoy