Dize Antolojisi

kimsenin yağmuru değmiyor ötekinin kalbine
Çiğdem Sezer

Bir bahçe
bir akşamüstüyle çıkıyor
İlhan Berk

aşk emilip unutulmuş bir anne memesiyken
tutalım yüzümüzde o gölgeli anlamı
Cem Uzungüneş

Öptün sen durmadan
ben dinlendim dudaklarını…
Serap Erdoğan

içime döndüm yine seni severek
kullandım çarşı iznimi
Selim Temo

Taşın sabrı ruhun suyuyla büyüttün beni
bundandır her gittiğimde aklımda kalmak fikri
Birhan Keskin

Utandı yorgunluktan alçalan kuşu vuran avcı
Tahir Abacı

Ayna olsam size çok kırılırdım
Haydar Ergülen

Akıtarak sesini bana doğru / su’yun hallerini soruyorsun
Ruşen Hakkı

Cam ve hayat, içi dışı sinema bir cep aynası belki
Hüseyin Alemdar

Göğün ipini tutmuş koşuyor çocuk
Savura savura denizi, al yeşil mor, kıyı boyunca.
Sait Maden

ateşte yanmayan semender, adı olmayan yalnızlıktım
Ahmet Uysal

sözcüklerdir asıl iç çamaşırları
aşk denen giysilerin altına gizlenen
küçük İskender

hayat beni gözyaşımdan öpüyor
Betül Tarıman

söz diri söylenir, ancak yaşarken ölebilir insan
Orhan Alkaya

söylesene, söyle kaç yıl… ve niye
kaçıp da saklandın yalnızlığından?
Hilmi Yavuz

Başkasının odasını göze alıyorsan
Orada bir başkası olacağını unutma!
Hafız

Çok sesimle / kıymetini söyledim
Sina Akyol

Yağmur yağacakmış daha
henüz onu unutmayana
Birhan Keskin

Kim kimin fırsatıdır, kim kimin felaketi?
Toprak niye gül köklerine ayrı renk verir?
Ahmet Oktay

ey anlam, aklın uçarı çocuğu!
annen bir fahişedir senin
kim bilir hangi nesnelerle sevişir
İlyas Tunç

Yağmur günü kahve kokar elbette
Mevsimleri penceresiz bir kadın
Nilay Özer

olmayan birine bakar gibi uzaklara bakar sokak
Oya Uysal

Yaralarını sararak ilerler istek: / Uzlaşıcı kimliği gülün!
Şerif Erginbay

Her dokunuş bir baba öpücüğü
Görünmez; sınırları aşardık
Merih Akoğul

Erkenden kalk, aynada yüzünün gürültüsü
Serdar Koçak

Sabırla büyüttüğüm beşiklere beni as
Celalettin Çevik

Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar / Geçmedi üşümem
Ben bir aşkın kar yağışından geliyorum…
Şükrü Erbaş

Baktım bir kaplumbağa suya uzanıyordu
Suyu biraz öne çektim
İlhan Berk

anılarından utanan çocuk
yaşlanınca şaşar kendine
Gülten Akın

elleriniz güneş burkulması, bakın,
kalbinizi saymıyorum o hep bir ay tutulması
Engin Turgut

Gül kavmini sevmezdi
Çöl beslerdi avucunda
Zeynep Köylü

Kağıt ışığa düşecek, adım sözcüklere üşüşünce
Hilmi Haşal

Büyük, taşlaşmış damlalardır Zaman, bende
bana ne var ne yok kilitler
Enis Batur

Geri çevirsin gülün solan rengini
bir yavru kuşun acele tüylenişi
Veysel Çolak

İpe çektim suyun rengini
Betül Tarıman

Sabaha karşı çarşaflardan
inlemeler silkeliyor balkon bakışlı bir kadın
Emel Güz

oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür
Birhan Keskin

dağı kucaklar da, / susar / incecik patika…
Celal Soycan

Gül satan nisan dudaklı kızların
Omuzlarına tünemiş bir akşamdım
Nilay Özer

Unuttuk gülün dalında akan suyu aramayı
Metin Fındıkçı

ıslak sesin bile ürpertiyor seni
ruhunla örtüşen yüzünde üşümüş bir çocuk resmi
Oya Uysal

Düşkünler yurdu ülkenden
Saçı dökülen bir anıt kaldı geriye
Ali Serdar

Dildir yaşayan çadırlarda
Ve soyunur her gece Muhammed’e bakarak kadınlar.
Metin Güven

Kış temrinleri, yüzleştirir çünkü,
babaları yas, çocukları beyazla.
Vural Bahadır Bayrıl

Dün beni öptü de madam
göğsünü yarıp vazodan döktü
Ben, kan / hayz derim.
O, virgülperdaz der, utanır, eğilir.
Emel İrtem

güneşe değmiş gibiydi gözlerinde uçan kuşlar,
İcimde yanık kanat sesleri!..
Hüseyin Atabaş

olmuyor ayakların ezberine gitmek yolları
badem ağacının / bahara omuz silkmesi gibi bir şey
Kazım Şahin

Ölü bir toprağa serpilmiş yüzleri
Toplayıp gelme bana
Özlem Esen

ölüm! hayat uğruna seni terkediyorum!.. hoşçakal!..
küçük İskender

bir şiire başlarsın birini bitirmeden (…)
sevmek için geç ölmek için erken
Attilâ İlhan

Ben hiç rastlamadım gidiş-dönüş bileti alan bir kadına
rastlarsanız bakın yanında bilet gibi kıvrılmış üzgün adama
Hafız (Haydar Ergülen)

İnsan bu: Hiçbirşeyle bir sonrasızı tanır
Tanıyınca gönenir / öncesizi kuşanır
Ahmet Necdet

Fırınlanmış bir meşe tahtasında
Yıkasalardı seni yeşerirdi.
Vecihi Timuroğlu

Yeni başlayan kar gibi
Ömrüme düşüyordu yıldızlar
Kandiller içinde sevgilim, kandiller var.
Metin Güven

uzun upuzun bir çığlık edindim
karışsın içine alsın hem içimi hem geceyi
Adnan Azar

Zaman sıkılıyor
Aynı şeyi görmekten
Gonca Özmen

Buzun suya dönüştüğü yerde
penguenimin cansızlığını örtüyor
hırkası Edip’in.
Kadir Yüksel

bu şiir yazıldığı gibi okunmalı
bu hayat bilindiği gibi yaşanacaksa,
yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür
ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa
küçük İskender

Dönmeyeceksen sakın benzeme kuşlara
Tuğrul Ediz

Sahi, mentollü bir suç olup da günaha uyusak
Hüseyin Alemdar

Kalp, inleyişinden tanınır
Bir öpünce, bir de kırılınca
Mahmut Temizyürek

Umay. İç içe iki yay / gibi hâlâ ay
Hüseyin Ferhad

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!
Haydar Ergülen

yoksul bir gün yarının kumbarasını açar
yeni elvedalar satın alır benim için
Nilay Özer

öyle ağır yalnızlığı herkese vermiyorlar
Attilâ İlhan

Derleyen: Hüseyin Cahit

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.